30 Eylül 2008 Salı

dietband ile zayiflamak



Şişmanlık şu an tüm dünyanın en büyük sorunlarından biri kilo problemi olan insanlar her gün farklı diyet ler denemektedir Teknolojinin getirdiği yaşam şekli ve ayaküstü beslenmenin ağırlık kazanması şişman insan sayısını artırıyor. Bu sebeple başta kadınlar olmak üzere birçok kişi diyetlere başvuruyor.Ancak çoğu aşırı düşük kalorili ve yetersiz beslenmeyi beraberinde getiren bu şok diyetler, yarardan çok zarar getiriyor. Diyetin ardından ani kilo alımı, ardından yine diyet derken insanı çıkmaza sokuyor. Başta şeker ve kalp damar hastalıkları olmak üzere, birçok sağlık sorununu hazırlayan fazla kilolardan ne şekilde kurtulmak gerekiyor. nasılmı işte dietband ile aç kalmadan size kilo vermenin rahatlığını sonuyor dietband zayıflama bandı ile kilo vermek çok keyifli ve rahat..dietband kilo verme konusun da tamami ile mükemel bir yöntemdir

Diyet yapmak çok zor kolay bir iş değildir.diyet yapmak her zaman stresli ve sıkıntılı zamanlar ile geçer ve çoğu zaman yaptığımız diyet,in sonunu bile getiremeyiz Bir şeyler yemek, atıştırmak hayatımızın öylesine için de ki, her vesile ile bir şeyler yiyoruz. Vitrinler, market rafları, restoranlar ve ikramlar, son derece davetkar ve baştan çıkarıcı. Ama hem sağlığımız hem de yaşamın tadını çıkarmak için fazla kilolardan uzak kalmamız gerekiyor. peki nasıl karşı koyacağiz tüm bunlara?

dietband zayıflama bandı İngiliz bilim adamları tarafından uzun zaman süren deneyler, çalışmalar ve testler sonucunda geliştirildi. Sağlıklı zayıflama konusunda tüm bildiklerinizi unutun! Dietband zayıflama bantları bu alanda gerçek bir devrimdir.

Diet band zayıflama bantları ile vereceğiniz kilolar kalıcı olacaktır Çünkü yemek yiyerek aç kalmadan kilo vereceğiniz için bünyeniz zayıf düşmeyecek birde metabolizma nız düzene gireceği için verilen kilolar kalici olacaktir ideal kilonuza kavustuktan sonra yapmaniz gereken tek sey abur cubur konusunda biraz dikkatli davranmak dietband ile diyet yapmadan sağlıklı kilo veriniz

SELULİTE SON VERMENİN 5 BASİT YOLU

Aslında kışın zorlu bir mevsim olduğu düşünülür. Doğrudur da… Peki yaz, bahar ayları ne kadar zorlar insanı? Herkes kendince bir yanıt verebilir bu soruya elbette.
Ancak, biz 'zorlar' diyenlerin sesine kulak verelim. Evet, erkekler çok farkında olmasa da bazen yaz-bahar ayları da bir hayli zorlu başlar kadınlar için. Bir pantolon bir kazak, uzun etekler ve mus çoraplarla kolayca geçiştirebildiğimiz kış aylarının rahatlığı gerilerde kalır. Minisi, bikinisi, mayosu vardır artık, insan neresini saklayacağını şaşırır… Evet, deniz mevsimi başladı mı, çaresizdir kadınlar, kaçarı göçeri yoktur. Bikinilerimizle birlikte aynanın karşısına geçip şöyle arkadan, arkadan selülit kontrolü yaparken buluruz kendimizi. Kışın 'portakal ağacı' gelip yerleşmiştir pürüzsüz tenimize…




Anneannelerimizde var mıydı bilinmez, ama selülit son yıllarda o kadar çok adından söz ettirdi ki, onu tanımamak ya da ondan korkmamak mümkün değil. Yaz aylarına doğru yaklaştıkça kadınları daha çok korkutmaya başlayan, varlığını portakal kabuğu görüntüsüyle ortaya çıkaran selülit, modern çağın bir sonucu olarak kabul ediliyor. Hareketsiz bir yaşam ve fast food gibi alışkanlıklarla başlayan, yağlı yiyecekler, asitli içeceklerle tırmanan selülit oluşumu, bir estetik sorunu gibi görünse de aslında bir 'sağlık sorunu' diyor hekimler…

Baldırların arkası görünmüyor sanmayın!

Tıp dilinde 'hidrolipodistrofi' denilen selülit, derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun, bağ dokuları arasında sıkışmasıyla ortaya çıkıyor. Bu da yağların, özellikle kalça ve üst bacak bölgesinde düzensiz ve biçimsiz toplanmasına neden oluyor ve ortaya görmek istemediğiniz kötü görüntüler çıkıyor. Portakal kabuğu görünümünde sadece yağ hücrelerinin suçu yok, aynı zamanda hızlı kilo kaybı ve zayıf bir bağ dokusu da selülit oluşumuna neden oluyor.

Genç-yaşlı, şişman-zayıf ayırdetmeden kadınların yüzde 80'ini yoklayan selülitin yerleşim alanları çok tipik. Uyluğun üst, dizin ve bileğin iç kısımları, kaba et ve baldırların arkası, üst bacaklar ve üst kollar gibi. Selülite zemin hazırlayan çok fazla faktör var. Ancak en çok üzerinde durulanlar, genetik yatkınlık, hormonların etkisi, dolaşım bozukluğu, beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam.

Tedavide krem ve masaj

Selülitin yok edilmesinde krem ve masaj en etkili yöntemler arasında yer alıyor. Kullanacağınız antiselülit kremlerin yanı sıra evde kendi kendinize yapacağınız masajlarla selülite savaş açabilirsiniz. Uzmanlar kontrolünde yaptıracağınız tıbbi masajlar da selülit tedavisinde etkili sonuçlar veriyor.

Kremler: Evde kullanabileceğiniz anti selülit kremler, deriye hemen nüfuz ederek, doğrudan yağ hücrelerini etkiliyor. Bu kremler selülitlerinizi tamamen yok etmese de azalmasını sağlıyor. Antiselülit kremler sayesinde hem pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz, hem de yeni selülitlerin oluşmasını önleyebilirsiniz.

Evde masaj: Kremlerin yanı sıra evde rahatlıkla yapabileceğiniz masajlarla da selilütle mücadele edebilirsiniz. Masaja kalçalarınızdan başlayın ve ellerinizle aşağıya ve yukarıya doğru daireler çizin. Daha sonra derinizi sıkıştırmadan baş ve işaret parmaklarınızın arasına alın ve yoğurur gibi masaj yapın ve bu arada dizlerin iç tarafını unutmayın.

Tıbbi masajlar: Selülit tedavisinin en önemli ayaklarından biri de tıbbi masajlar. Çünkü masaj kan ve lenf dolaşımını harekete geçirir ve dokuların taze oksijen ile dolmasını sağlar. Uzmanlar kontrolünde yaptırabileceğiniz bu tedavinin yaygın olarak kullanılan iki yöntemi var:

Dolaşım masajları: Kan ve lenfatik dolaşıma yönelik. Bu masaj deri altı kan dolaşımını aktive ederek, dokularınızın canlanmasını sağlıyor.

Lenfatik drenaj masajları: Özellikle lenf dolaşımı üzerinde etkili oluyor. Bu masajın hem elle hem de aletle uygulanan şekilleri var. Her iki masaj sonunda da hücrelere bolca oksijen gidiyor ve toksinlerinizin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor.

Selülite dur demek için

Kadına özgü bu estetik problemde en büyük nedenlerden biri hormon ve kalıtımsa, üçüncü neden yanlış beslenme ve fazla kilolar. "Fazla kiloyu vermeden selülitle savaşmak boş bir çabadır" diyen Dr. Muzaffer Kuşhan, beslenme yanlışlarıyla tırmanışa geçen selülitle mücadelenin yollarını gösterdi.

Günde en az 1.5-2 litre sıvı alınmalıdır. En sağlıklı içecekler; su, soda, ıhlamur, ada çayı, sarı çay gibi doğal ot çayları, sıkma taze meyve suları, sıkma taze sebze suları, ayran.

Şişede, kutuda satılan kola ve meyve suyu gibi konserve edilmiş içecekler, siyah çay, kahve çok az içilmelidir. En iyisi içmemek.

Turşu suyu, sirke, şalgam suyu gibi tuzlu içecekler (tuzlu ayran dahil) asla içilmemelidir.

Hamur işi tatlılar, tuzlular, çikolata, gofret, kakaolu fındıklı tatlılar, bisküviler yenmemeli. Tatlı ihtiyacı az miktarda dondurma veya sütlü tatlılarla giderilmeli.

Yağlı etler, yağlı tuzlu şarküteri (sucuk, pastırma, jambon, sosis vs.) kebaplar, turşular yenmemeli.

Konserve edilmiş ve salamura yapılmış yiyeceklerden uzak durmalı.

Yağ tüketimi azaltılmalı yani günde 60 gramdan fazla yağ alınmamalı ve bitkisel sıvı yağlar tercih edilmelidir.

Beslenme şekli olarak lakto-vejetaryen beslenme felsefesi benimsenmelidir.

Protein kaynağı olarak, süt, yoğurt, peynir fazla alınmamak şartıyla yumurta yenmeli.

Et olarak daha ziyade yağsız tavuk-hindi, balık ve deniz ürünleri tercih edilmeli.

Her yemekten önce çok az yağlı dolu dolu her çeşit salata tercih edilmeli.

Etlerin yanında haşlanmış sebze, ayrıca haftada 5 gün sebze ağırlıklı beslenmeli. Sebzeler, az etli, tavuklu pişirilebilir ve az sıvı yağ konulabilir.

Yürüyün, bisiklete binin, yüzün, dans edin ve sakın kambur oturmayın!

Dik Oturun
Sürekli yüksek topuklu ayakkabılar giyinmek, yanlış yürümek ya da kambur oturmak, selülitin oluşma nedenleri arasında. Bu gibi durumlar, toplardamarlarda ve lenf damarlarında kanın geriye doğru akışını olumsuz yönde etkiler. Özellikle, yanlış oturma şeklinde iç organların sıkışmasına neden olur. Böylelikle, zehirli maddeler vücuttan çabuk çıkamaz ve atık maddeler dokularda toplanır. Selülit sorununuz olsun istemiyorsanız, dik oturmayı kesinlikle ihmal etmeyin.

Yürümeyi Unutmayın

Selüliti engellemek için dik oturmak yetmiyor. Aynı zamanda bol bol yürüyüş yapmanız gerekiyor. Çünkü tempolu bir yürüyüş kalça bölgelerindeki kan akışını hızlandırarak, selülitli görünümün azalmasını sağlıyor. Yürüyüş aynı zamanda kalçada biriken yağları eriterek, cildin pürüzsüz bir görünüme kavuşmasına yardımcı oluyor.

Güneşte Kalmayın

Fazla güneşte kalmak selüliti artırıyor. Saat 10.00 ila 14.00 arasında güneşlenmeyin. Güneşten koruma etkisi 15'ten yüksek koruyucular kullanın. Güneşlenmek yerine bronzlaştırıcı kremlerden de yararlanabilirsiniz. Daha koyu bir cilt selülitin görünümünü maskeleyebilir.

Dans Edin

Selüliti azaltabilecek en iyi yol egzersiz yapmaktır. Özellikle haftada en az üç kez 35 dakika sürecek aerobik aktivite yapın. Yürüyün, bisiklete binin, yüzün, dans edin. Daha uzun ve daha sık aerobik aktivitelerinin daha az selülit demek olduğunu hep hatırlayın. Aerobik çalışmalar iyi ve planlı yapıldığında gergin ve formda tutar, kilo verdirir, cilt ve cilt altı yağları uzaklaştırır, genç, gergin ve düzgün bir cilt görünümü sağlar.

Dr. Kuşhan'ın selülitten kurtulma diyeti

KAHVALTI (Her gün aynı)
2 dilim kepek ekmeği, u 2 dilim az yağlı tuzsuz peynir u Domates, salatalık u Taze sıkma sulandırılmış domates, portakal ya da greyfurt suyu, ıhlamur, adaçayı veya sarı çay. u Az miktarda suni tatlandırıcı kullanabilirsiniz.


PAZARTESİ
Öğle: 200 gr. yoğurt, 250 gr. meyve
Akşam: 100 gr. tavuk ızgara (yağsız), bol yeşil salata (az zeytinyağlı, limonlu).

SALI
Öğle: 200 gr. yoğurt. 250 gr. meyve.
Akşam: 100 gr. yağsız tavuk veya dana eti ile hazırlanmış taze fasulye (250 gr.). Az sıvı yağla pişirilecek. Salata sınırsız (limonlu ve az zeytinyağlı).

ÇARŞAMBA
Öğle: Yarım kilo meyve.
Akşam: 100 gr. yağsız tavuk eti veya dana kıymalı semizotu (250 gr.). Az sıvı yağla pişirilecek. Çoban salata (limonlu, az zeytinyağlı).

PERŞEMBE
Öğle: Yarım kilo meyve.
Akşam: 100 gr. yağsız tavuk veya dana etli türlü. Az savı yağla pişirilecek. Karışık salata (limonlu, az zeytinyağlı).

CUMA
Öğle: 4 ceviz içi, 100 gr. tuzsuz çökelekli (lor), sınırsız karışık salata (limonlu). Ceviz veya çökelek yerine yağsız ton balığı da olabilir.
Akşam: Tavuk veya balık ızgara, karışık salata (limon ve az zeytinyağı ile).

CUMARTESİ
Öğle: 4 ceviz içi ve az yağlı tuzsuz lor peynirli karışık salata (limon ve 1 kaşık zeytinyağı ile hazırlanacak).
Akşam: Tavuk veya balık ızgara, karışık salata (limon ve 1 kaşık zeytinyağı ile hazırlanacak). İsteğe bağlı olarak 2 kadeh tatlı olmayan şarap.

PAZAR
Öğle: 50 gr. tuzsuz beyaz peynir, 150 gr. mantar veya 2 yumurtadan hazırlanmış omlet, yanında bol miktarda karışık salata.
Akşam: Çiğ domatesli biberli, kepekli makarnadan salata, üzerine yoğurt. (Makarna haşlanmadan önce bir su bardağı olacak

Göbegi eritmenin yollari


'Eyvah, göbeğim var ve yok olmuyor' diyorsanız mutlaka önerileri uygulayın!



Göbeği eritmenin yolları

• Hemen uygulamaya başlayacağınız basit önerilerle, birkaç gün içinde göbeğinizi kontrol altına alabilir ve tatil günlerinizde kendinize daha çok güven duyabilirsiniz.

İşe az yemekten başlayın

• Akşam yemeklerini bol mineral alabileceğiniz sebze ağırlıklı mönülerle oluşturun. Böylelikle vücudunuz depoladığınız yağları yakmaya başlar.

• Sık sık küçük öğünler yiyin. Şekeri mümkün olduğunca kesin. Vücudunuzun şeker ihtiyacını meyvelerle karşılayın.

• Ancak meyveyi mutlaka bir proteinle birlikte alın ki hemen kana karışıp daha sonra da yağa çevrilmesin!

Egzersizleri ihmal etmeyin

• Egzersizlerinizi sabah kahvaltısından önce yaparsanız gece boyu harcayamadığınız enerji açığını kapatacak ve depolandığınız yağı eriteceksiniz.

• Akşam yemeği sonrası yapacağınız egzersiz ise bütün gün boyunca biriktirdiğiniz şekeri eritecek. Hatta uyuduğunuz sırada da vücuttaki yağ depolarından yakmaya başlayacak.

İp atlayın

• Bacaklar, kasların en çok biriktiği yerdir. Onları güçlendirmek, kalorileri daha iyi yakabilmek ve metabolizmayı hızlandırmak anlamına gelecektir.

• Kalça kaslarınızı güçlendirecek egzersiz yapmak da yararınıza. Hiçbir şey yapamıyorsanız, günde en az 15 dakika ip atlayın. Böylelikle 100 kaloriden fazlasını harcayacaksınız!

• Tüm bunları kendinizi sıkmadan yapın. Unutmayın uzmanlar haftada bir kilo ve 6 haftada bir beden incelmenin ideal olduğunu söylüyor.

2. Kaba tuzla banyo

• Kaba tuz terletir ve vücuttaki fazla suyun vücut dışına atılmasına, derinin metabolizmasının hızlanmasına yardımcı olur.

• Süpermarketten veya bakkaldan birkaç torba kaba tuz alıp, banyodan önce bir bardak kaba tuzu biraz sıcak suyla karıştırarak, karnınızın üstüne sürün. 10 dakika ellerinizle masaj yapın. Daha sonra sıcak suyla durulayıp banyonuzu yapın.

1. Ev işleri

• Yerleri temizlerken elektrikli süpürge yerine bez veya normal süpürgeyi tercih edin. Hava sıcaklığının arttığı öğle saatlerinde çamaşır yıkamayı ve ütü yapın.

• Acıktığınızda, kendinize bir diet yemek hazırlayın. "Aşçı" genellikle kendi pişirdiği yemekleri yemeyi sevmez, böylece az yemek yemiş olacaksınız.

3. Masaj

• Masaj, karın bölgesini eritmek için en çok kullanılan yöntemlerden biridir. Masaj kremiyle karnınızı ovalayın. Bu uygulama, karın bölgesindeki yağın giderilmesi için etkilidir.

• Masaj, derinin ısısını yükselterek enerji tüketimini artırmanın yanı sıra bağırsakların hareketlerini de hızlandırır. Kan dolaşımını hızlandıran masaj fazla suyun da vücuttan atılmasına yardımcı olur. Her gün bir masaj yapmayı ihmal etmeyin.

4. Diyet

Normal öğünden önce biraz atıştırın. Bu uygulama iştahınızı kapatarak normal öğünde daha az yemek yemenizi sağlar. Ayrıca her gün 15-20 mililitre sirke içerseniz, bir ay içinde sevindirici bir sonuç görebilirsiniz.

5. Beyni çalıştırma

• Eski Sovyetler Birliği'nden bir fizyolog, beyin ne kadar çok çalışıyorsa, vücudun o kadar çok enerji tükettiğini öne sürdü.

• Bu teoriye dayanarak, beyni çalıştırma yoluyla zayıflama yöntemi ortaya çıktı. Bu yöntemde, şişman insanlara kitap okumak, resim yapmak, yazı yazmak, matematik soruları çözmek ve teknik beceri öğrenmek gibi çalışmalar yapmaları öneriliyor.

Otomobil kullanırken de göbek eritebilirsiniz

• Herkes otururken, otomobil kullanırken karın kaslarını sıkılı tutup bırakabilir... Sıkmak, beklemek ve gevşemek önemli.

• Oturduğunuz yerden çapraz karın kaslarını çalıştırmak adına çapraz yönde sağ elinizi sol dizinizi geçecek yönde çevirerek ve sonra aksi yönde tekrarlayarak kasları sıkıp bırakarak çalıştırabilirsiniz.

• Üst karın kaslarını otururken çalıştırmak zordur, otururken en fazla yapabileceğiniz boynunuzu iyice öne doğru eğip çenenizi göğsünüze yaslayıp bir miktar çalıştırmaktır. Karın kasları gerçekten çok önemlidir; insanın duruşunu, bel sağlığını ve bütün olarak da omurga sağlığını etkiler.

• O nedenle mutlaka gerekli özen gösterilmelidir. Oturduğunuz yerde bu egzersizleri yapmayı bir alışkanlık haline getirin. Böylece 'spora zamanım yok' diye bahaneniz de kalmaz.

Göbek eritmek için soya sütü

• Göbek bölgesindeki yağlardan kurtulmak isteyenlere müjde. Amerikalı bilim adamları her gün düzenli olarak soya sütü içeren içeçekler tüketmenin, göbek bölgesindeki yağlanmayı ortadan kaldırdığını ortaya çıkardı.

• Alabama Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, soya sütü fazla şekerin yağa dönüşmesini engelleyerek günlük olarak alındığında karın bölgesindeki yağların erimesini sağlıyor.

• Araştırmayı yürüten uzmanlardan Dr. Daniel Christie, soya sütlü içeceklerin karın bölgesindeki yağları engellemesine bağlı olarak kadınların kalp ve diyabet gibi rahatsızlıklara yakalanma riskini de azalttığını belirtti.

29 Eylül 2008 Pazartesi

Bayramda tatlılara dikkat


İZMİR'deki Park Sima Estetik ve Zayıflama Merkezi Genel Müdürü Gülşen Altın, bayramın cezbeden tatları olan şeker, çikolata ve tatlılardan fazla tüketilmesinin kilo aldıracağına dikkat çekti.

Bu lezzetleri 10 gün boyunca bolca yemenin en az 2 kilo almaya neden olacağını söyleyen Altın, “Ancak 2 kiloyu vermek için en az 15 gün tüm yediklerimize dikkat etmek zorunda kalırsınız. ‘Buna değer mi?’ diye düşünerek kontrollü beslenmeye özen göstermeliyiz. Böylece sindirim sistemimiz de yorulmaz. Halsizlik ve zihinsel yorgunluğu da önlemiş oluruz” dedi.

Fazla tatlı tüketiminden özellikle; şeker hastalarının olumsuz etkileneceklerine dikkat çeken diyetisyen Işın Sayın ise “Kan şekerinde ani değişimlere yol açar ve hastaları rahatsız eder. Menapoz ve sonrası dönemdeki bireyler ile tiroit hastaları, metabolizma hızlarının yavaşlamış olduğunu unutmamalıdırlar. Psikiyatrik ilaç kullananlarda çoğu zaman iştah açılır, metabolizma yavaşlar. Sağlık sorunu olanların ve yaşlıların 10 günlük bayram süresince kontrolsüz tatlı tüketmemeye özen göstermesi gerekir” diye konuştu. Sayın, bayramda kilo almamak için şu önerilerde bulundu:

“Bayram tatilinde oteldeyseniz; Her öğün tatlı yemeyin. Günde en çok 2 adet tatlı yiyin. Diğer öğünlerde tatlı büfesi hiç yokmuş gibi davranın ve masanıza yönelin. Her bir baklava ya da küçük hamur tatlısı dilimi ortalama 200 kaloridir ve bunun vücudunuzdan bir yağ parçası olmasını önlemek için 1 saat duraklamadan tempolu yürüyüş yapın. Küçük tabak kullanın. Tadından emin olmadığınız besinlerin gereksiz yere kalorisini almayın, belki de beğenmeyeceksiniz. Sadece gerçekten çok sevdiğiniz besinlere yönelip küçük bir porsiyon şeklinde alın, ya da küçültülmüş tadımlık porsiyonlar halinde alın. Izgaraları tercih edin. Yemek soslarından kremalarından bıçak yardımıyla kurtulun. Tadına bakmak istiyorsanız “tadımlık” en çok 1 tatlı kaşığı sos almalısınız. Bir öğün sıcak soğuk sebze seçeneklerini değerlendirin, diğer öğün ızgaraları tercih edin ve tadımlık küçük porsiyonlar şeklinde alın.

“HAYIR” DEYİN

Ev ziyaretlerinde de, her gidilen yerde tatlı yememeye özen gösterilmesi gerektiğini belirten Sayın, şunları söyledi:

“Kararlı olup ‘hayır’ diyebilmek, kendinize güven veren önemli bir başarıdır. Yalnızca tatlısına “hayır” diyemediğiniz yerleri dikkate alarak günde toplam 2 dilim baklava veya başka küçük tatlı sınırınız olsun. Baklava, tatlı yediğiniz günlerde ekmek, patates, pilav, makarna, çorba şeker, çikolata ve şekerli içecekleri azaltabildiğiniz kadar azaltın. Doktorunuz sağlık durumunuz nedeniyle tatlıyı yasaklamış olabilir; yemeniz için ısrar edenlere kendinizi çok rahatsız, ağırlaşmış hissettiğinizi söylemenizde yarar vardır. Kilo alma riskimizin arttığı bayramda bol bol yürüyüş yapın.”

Çocukken şişman olan şişman kalıyor

Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Yüksekokulu İç Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiçek Fadıloğlu, ilkokul döneminde şişman olanların yüzde 25'inin, gençlik döneminde şişman olanların ise yüzde 70'inin erişkin yaşlarda da şişman kaldığına dikkati çekti.

Prof. Dr. Fadıloğlu, yaptığı yazılı açıklamasında, tüm dünyada artış gösteren obezitenin, önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada 400 milyonun üzerinde obezve 1 milyar 600 milyon civarında hafif şişman birey bulunduğunu aktaran Fadıloğlu, söz konusu rakamların 2015 yılında 700 milyon ve 2 milyar 300 milyonaulaşmasının tahmin edildiğini, obezitenin giderek artmasının, "obezite salgını"olarak adlandırıldığını belirtti. Dünyada en yüksek obezite oranının ABD'de gözlendiğini, ülkede 20 yaş ve üstü bireylerde obezite oranının yüzde 55'e ulaştığını, Rusya'da erişkinlerin yüzde 54'ünün, Brezilya'da yüzde 36'sının, Malezya'da ise yüzde 27'sinin fazla kilolu olduğunu aktaran Prof. Dr. Fadıloğlu, açıklamasında şunları dile getirdi:

"Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre obezite sıklığı yüzde 22,3 olarak bulundu. Bu araştırmada kadınların yüzde 25,6'sı, erkeklerin yüzde 12,9'u şişman olarak nitelendirildi. Obezite, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan, tüm dünyada sıklığı giderek artan ve yaşam kalitesini azaltan bir hastalıktır. Obezite, vücudun yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu, boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır. Oldukça önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelen obezite önceleri sağlıklı olmanın göstergesi olarak algılanıyordu. Günümüzde beraberinde kişiye yüklediği ek hastalıklar ve toplumsal problemler nedeniyle kronik ve ölümesebebiyet veren hastalık olarak kabul edilmektedir."

Şişmanlığın, orta yaş sorunu olmasına karşın, erken dönemlerde de etkili olabildiğini vurgulayan Fadıloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Şişmanlık orta yaşın sorunu gibi görünüyorsa da yaşamın herhangi bir döneminde ortaya çıkabilmekte ve bebeklik çağında görülen şişmanlığın yetişkinlikte şişmanlık gelişim riskini arttırdığı bilinmektedir. Bugün erişkin şişmanların yüzde 30'unun 18 yaştan önce şişman olan çocuklardan oluştuğu bilinmektedir. İlkokul döneminde şişman olanların yüzde 25'i, gençlik çağında şişman olanların ise yüzde 70'i erişkin yaşlarda da şişman kalmaktadır."

Çok düşük kalorili diyetler zararlı


Diyetisyen Elvan Odabaşı, kilo almak veya vermek için gidilen uzmanların diploması, mezun olduğu üniversite ve bölümün dikkatle incelenmesi uyarısında bulunarak, internet ve gazetelerde yayınlanan diyet programlarına itibar edilmemesini istedi. Odabaşı, çok düşük kalorili diyetler ve ağır egzersizlerin çok ciddi sonuçlar doğurabileceğinin de altını çizdi.

Polonezköy'de Dr. Muzaffer Kuşhan'a ait zayıflama kampında 19 yaşındaki bir genç kızın ölümü ve "çikolata kraliçesi" olarak tanınan işkadını Leyla Akçağlılar'ın yanlış diyet sonucu yaşamını kaybetmesi, sağlıklı kilo verme ve sıfır beden tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Diyetisyen Elvan Odabaşı, bilinçsiz diyet uygulamanın sonucunun maalesef üzücü olduğunu belirterek, "Bilinçli diyeti gerek uzman ve gerekse kendi başınıza yapabilirsiniz. Ama biz kesinlikle uzmana danışarak diyet yapılmasını öneriyoruz" diye konuştu.

Odabaşı, internet ve gazetelerden alınan diyetlerle kişinin sağlığını riske attığını ve büyük acılar yaşadığını kaydederek, şunları söyledi:
"Zayıflama kampında neler oldu, kişi diyete ne kadar uydu net olarak bilmiyoruz. Ama çok düşük kalorili diyetler, çok fazla egzersiz, çok standart ve tek yönlü diyetler zararlıdır. Genellikle yaz döneminde diyetler yapılır ve bunlar moda diyetlerdir, amaç hep estetik görünmektir. Oysa en çok etkilenen fizyolojik durumdur. Fizyolojik durumumuzu zedelemeden diyet yapmalıyız, bunun için uzman desteği çok önemlidir. Bir kişi diyete karar vermeden önce diyetisyene başvurduğunda öncelikle o kişinin vücudu analiz yöntemiyle incelenir; tartım yapılır, bireyin bel ve kalçası ölçülür, kişinin sağlık durumu nedir, beslenme durumu nasıl, ailede sağlıkla ilgili hangi problemler görüldüğü belirlenir. Bugün internet arama motoruna girip 'diyet' yazıldığında 2-2 bin 500 çeşit diyet programı çıkıyor. Lahana diyeti, Howard diyeti, 3 günde 5 kilo diyetleri çıkıyor. Kendimize acımadan o diyeti uyguluyoruz ve sonuçları da böyle kötü oluyor. Yanlış diyet bazen fizyolojik, psikolojik ve maddi hasarlara yol açıyor."
Diyetisyen Odabaşı, sokakta, çarşı, pazarda insanların birbirlerine diyet programları vermesini de eleştirerek, herkese uygulanacak diyet programının farklı olduğunun altını çizdi. Odabaşı, "Bakıyorsunuz dışarıda bir kişi birine kilo vermenin sırlarını anlatıyor. Sizin diyet listeniz eşinize de uyacak diye bir şey yok. O zaman standart bir kitap çıkaralım, kolaylıkla herkes zayıflar, obezite bu kadar yaygınlaşmazdı" şeklinde konuştu.

Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) obeziteyi bir hastalık olarak kabul ettiğini hatırlatan Odabaşı, kilo almak veya vermek için gidilen uzmanların özenle seçilmesi uyarısında bulundu. Odabaşı, "Bu nedenle lütfen standartlara, uzmanlara dikkat edin. Diplomalarına bakın, hangi üniversiteden, hangi bölümden mezun bunu inceleyin. Çok alakasız bölümden mezun bir kişi gidip beslenme ile ilgili bir danışmanlık merkezi açıyor ve bunun yanında bir ürün satıyor. Bir sürü bantlar, ilaçlar çıktı ve bunların sonuçlarında da çok kötü şeyler oldu. Geçen yıl hatırlayın zayıflama ilacı yüzünden bir kişi ölmüştü. Bu yıl iki vaka üst üste geldiği için bu kadar dikkat çekti, ama yıllardır bu konuyla ilgili kayıplar yaşanıyor" uyarısında bulundu.

Şişmanlık sadece hatalı beslenmeden olmuyor

Hatalı beslemenin getirdiği risk olan şişmanlık, sosyo-ekonomik yapı, hazır gıda tüketimi, kalıtım, bazı ilaç kullanımları, psikolojik sebepler gibi nedenlerden de olabiliyor.

Hatalı ve aşırı beslenme sonucunda vücuttaki yağ dokusunun gerekenden fazla olmasını şişmanlık olarak tanımlayan uzmanlar, bu durumun sadece hatalı beslenmeden olmadığını da belirtiyor. Türkiye Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Bahattin Arslan, şişmanlığın hatalı beslenmenin yanı sıra başka nedenlerden dolayı da olabileceğini belirterek, "Hormonal etkiler, yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik yapı, kalıtım, psikolojik sebepler, fiziksel aktivite eksikliği, hazır gıda tüketimi ve bazı ilaç kullanımlarından dolayı şişmanlık olabiliyor. Sosyo-ekonomik yapısı gelişmiş ve zengin toplumların daha az kas gücü harcayarak daha fazla gıda tüketiminden dolayı şişman olduğu gözlenmekte. Diğer taraftan anne babası şişman olan kişinin gen aktarımlarına bağlı olarak diğer kişilere oranla şişman olma olasılığı daha fazladır" dedi.

ŞİŞMANLIK ÇEŞİTLİ SAĞLIK SORUNLARINI BERABERİNDE GETİRİYOR
Şişmanlığın artışının organların daha fazla çalışmasına ve gereksiz bir ağırlığın taşınarak çabuk yorulmasına neden olduğu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Bahattin Arslan, "Bununla birlikte kişilerin bazı hastalıklara yakalanma riski artıyor. Şişmanlık, şeker hastalığı, kalp ve damar hastalıkları, kanser, kemik ve eklemlerde kireçlenme, bacaklarda ödem ve varis, ayaklarda düztabanlık ve topuk dikeni, belde fıtık, karaciğer yağlanması, bağırsaklarda tembelliğe ve çeşitli cilt problemlerine neden olurken, insan ömründe yüzde 25'lik bir kısalmaya da neden olabiliyor" şeklinde konuştu.
Gerektiği kadar yeme alışkanlığı kazanılması gerektiğini vurgulayan Bahattin Arslan, bu sayede sağlıklı bir yaşam sürdürülebileceğini ve şişmanlığın yol açabileceği sorunlardan korunulabileceğini söyledi

Diyabetlilere "bayram şekeri" uyarısı


Ramazan ayının özellikle son 2 haftasında vücudun metabolizma hızının azalması nedeniyle Ramazan Bayramı'nda üst üste yenen tatlı, şekerleme ve çikolataların kilo artışına neden olduğunu bildirdi.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Akbaş, Online Sağlık'a yaptığı açıklamada, 1 aylık oruç döneminin ardından bayramda fazla tatlı tüketiminin özellikle kalp hastaları, yüksek tansiyonu olanlar ve şeker hastaları için sorun oluşturacağını vurguladı.

Diyabetlilerde kan şekerinin yükselmesinin ağız kuruluğu, halsizlik ve yorgunluğa yol açtığını anlatan Dr. Akbaş, bayram günlerinde akrabaların biraraya gelip sofraların kalabalıklaşmasının da yenilen yiyecek miktarını farkında olmadan artırdığını kaydetti.

Murat Akbaş, "Ramazan ayının özellikle son 2 haftasında vücudun metabolizma hızı, yani besinleri yakması azalıyor. Bu yüzden bayramda üst üste yenen tatlılar, şekerlemeler ve çikolatalar, kilo artışına neden oluyor" dedi.

Art arda yapılan bayram ziyaretlerinde şekerleme ve tatlı ikramları ile "al azıcık, bir şey olmaz" telkinlerinin diyabetlilerin kan şekerlerinin yükselmesine yol açtığına dikkat çeken Dr. Murat Akbaş, "Günde yalnızca bir defa tatlı tüketilmeli. Tatlılarla beraber sunulan kola, gazoz, şerbet gibi şekerli meşrubatlardan sadece diyet olanlar tercih edilmeli. Bu arada şeker hastaları, enerji içecekleri içmemelidirler. Bayram ziyaretlerinde her seferinde şeker ve çikolata alınmamalı" diye konuştu.
Ziyaretlerin ardından bayramın ikinci ve üçüncü günlerinin, egzersiz ve yürüyüş yaparak geçirilmesini tavsiye den Dr. Akbaş, "Moral de yüksek tutulmalı. Çünkü bayram, kucaklaşma, kaynaşma ve dinlenme dönemidir. Bunun için akraba ziyaretleri ihmal edilmemeli ve sosyal olunmalı. Moral iyi olursa, perhize de dikkat etmek kaydıyla kan şekeri düzeyi de iyi olur" açıklamasında bulundu.

Çikolata faydalı ama nasıl


Haftada birkaç parça siyah çikolata, iltihaplanma ve kalp-damar hastalıklarından koruyabilir. İtalya'daki Campobasso Üniversitesi'nden bilim adamlarının Milano Kanser Enstitüsü ile ortaklaşa yaptığı araştırma, haftada 2-3 kez 1-2 parça siyah çikolatanın kronik iltihaplanmaya karşı koruyabileceğini, kalp krizi ve beyin
kanaması riskini azaltabileceğini gösterdi.

Katılımcıların kanındaki, kalp-damar hastalıklarına neden olabilen iltihaplanmanın göstergesi olan C-reaktif protein (CRP) seviyesini ölçen araştırmacılar çikolata yiyen gruptakilerin CRP seviyesinin yüzde 17 düştüğünü belirledi. Bu da çikolatanın kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini kadınlarda üçte bir, erkeklerde dörtte bir azaltabileceği anlamına geliyor.

Ancak en iyi koruyucu etkinin günde ortalama 6,7 gram siyah çikolatayla olduğunu vurgulayan araştırmacılar, 6,7 gramın üzerine çıkıldığında koruyucu etkinin kaybolduğuna dikkat çekti.Siyah çikolatanın içindeki kakao tanecikleri önemli oranda antioksidan içeriyor. Sütle karışınca bazı maddelerin emiliminin azalması nedeniyle sütlü çikolata siyah çikolatayla aynı koruyucu etkiyi göstermiyor.Araştırma, "Journal of Nutrition" dergisinde yayımlandı.

Şişmanlık genç yaşta ölüme kadar götürüyor

Türkiye'de ilk kez obez hastaların yaşam kaliteleri bilimsel yöntemlerle ölçülerek, ülkemize uygun "Obezlere Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği" geliştirildi.

Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Çiçek Fadıloğlu'nun danışmanlığında EÜ Ödemiş Sağlık Yüksekokulu Araştırma Görevlisi Nazmiye Çıray Gündüzoğlu'nun hazırladığı "Obezlere Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin Geçerlilik ve Güvenilirliğinin İncelenmesi" konulu yüksek lisans tezi bir ilke imza attı.

Sözkonusu tez çalışması ile ülkemizdeki obez hastaların yaşam kalitesini bilimsel yöntemlerle irdeleyen ölçeğin ülkemiz koşullarına uyarlandığını açıklayan Prof.Dr.Çiçek Fadıloğlu, "Oldukça önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelen obezite daha önceleri sağlıklı olmanın göstergesi olarak algılanmakta iken, günümüzde beraberinde kişiye yüklediği ek hastalıklar ve toplumsal problemler nedeniyle kronik, ilerleyici ve ölüme yol açan bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Obezite fiziksel, emosyonel ve sosyal iyilik durumlarını yani yaşam kalitesini büyük oranda olumsuz etkilemektedir. Toplumda obezitenin ortaya koyduğu sıkıntıların en önemlisi yaşam kalitesi ve beklentisini bozması ve beraberinde getirdiği hastalıklara bağlı olarak genç yaşta ölümlere sebebiyet vermesidir. Şişmanlık organik bozuklukların yanında psikolojik bozukluklara neden olmaktadır. Sosyal izolasyon, kendine güvende azalma, depresyon, azalmış iş becerisi bu komplikasyonlardan en çok gözlenenlerdendir" dedi.

Obezlerin benlik saygıları düşük

Toplumun şişmanlığa karşı gösterdiği reaksiyon nedeniyle obez kişilerde anksiyete, depresyon, suçluluk duygusu, benlik saygısında azalma gibi durumların görüldüğünü açıklayan Prof.Dr.Fadıloğlu, "Obez bireyler çalışma yaşamında da daha az kalifiye olarak değerlendirilmektedir. Obez bireylerin yaşadığı en büyük sosyal sorunlardan biri iş yaşamı, sosyal yaşam ve kişilerarası ilişkilerdeki önyargı ve ayrımcılıktır. Tüm bunlar obez bireylerin yaşam kalitelerini önemli derecede etkilemektedir" diye konuştu. Bu çalışma ile obezlere özgü yaşam kalitesi ölçeğinin Türk toplumuna uyarlanarak, yaşam kalitesinin arttırılmasının hedeflendiğini kaydeden Prof.Dr.Fadıloğlu, "Obezitenin beraberinde getirdiği fiziksel, ruhsal ve sosyal sorunlar nedeniyle yaşam kalitesi açısından önemli bir hastalıktır" dedi.

Araştırmanın örneklemini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Anabilim Dalı Obezite Polikliniği ile Ege Hasta Obez Derneği'ne başvuran ve beden kitle indeksi 30 ve üzeri olan 170 obez bireyin oluşturduğunu belirten Prof.Dr.Fadıloğlu, "Çalışmaya katılan bireylerin yüzde 32.4'ü 18-44 yaş grubunda, yüzde 34.1'i 45-54, yüzde 33.5'i 55 ve üzeri yaş grubunda yer almıştır. Bireylerin yüzde 77.1'i kadın, yüzde 22.9'u erkektir.

Bireylerin yüzde 55.9'unun anne ve babasının kilolu, yüzde 65.3'ünün ailede başka kilolu bireye sahip olduğu,belirlenmiştir. Bireylerin yüzde 15.9'ununun şeker, yüzde 20.6'sının hipertansiyon, yüzde 4.1'inin kalp, yüzde 3.5'unun osteoporoz hastası olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan bireylerin yüzde 67.7'sinin beden kitle indeksine göre 1.derece şişman, yüzde 25.4'ünün ikinci derece ve yüzde 8.9'unun üçüncü derece şişman olduğu saptanmıştır" diye konuştu. Geliştirilen "Obezlere Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği"nin yüksek güvenirlik ve geçerlilik göstergelerine sahihp bir ölçme aracı olduğu sonucuna vardıklarını açıklayan Prof.Dr.Fadıloğlu, "Araştırma sonuçlarına dayanarak bu ölçeğin ülkemizde obez bireylerin yaşam kalitesinin belirlenmesinde kullanılmasını öneriyoruz" dedi.

Bayramda yediğinize-içtiğinize dikkat edin

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, bayramın ilk günü dengeli bir kahvaltı ile güne başlanmasının, bir ay boyunca oruç tutan kişinin metabolizmasına zarar vermeyeceğini söyledi.


Ertek, bir aylık Ramazan ayı boyunca oruç tutan kişinin metabolizmasında birtakım değişiklikler olmasının kaçınılmaz olduğunun altını çizerek, "Normal durumda kandaki şeker miktarıyla, salgılanan insülin hormonu miktarı dengelidir. Kişi Ramazan ayındaki gibi belli aralıklarla yemek yemez ve fazla miktarda şeker ve sindirim sonucu şeker oluşturan besinleri yerse, salgılanan insülin yetmeyebilir. Bu durumlarda kişide halsizlik, baş dönmesi, bulantı ve kusma olabilir" diye konuştu. Ertek, böyle durumlarda insan metabolizmasındaki olumsuzlukları önlemek için Ramazan ayının bitiminde, bayram ve sonrasında dengeli bir kahvaltıyla güne başlanmasını, ev ziyaretlerindeki ikramlardan özellikle tatlı ve çikolatadan kaçınılmasını, ara öğünlerde meyve gibi yiyeceklerin tercih edilmesini önerdi.


Doç. Dr. Mustafa Ertek, "Gün boyunca bol sıvı alınmalı, bu suretle vücudun sıvı dengesi kontrol edilmelidir. Ana öğünler hafif ve dengeli seçilmeli, aralarda da mutlaka meyve ve sıvı ile desteklenmelidir. Mide birdenbire doldurulmamalı, aksi taktirde sindirim sisteminde problemler yaşanabilir. Az az, sık sık yemek yeme alışkanlığı kazanılırsa, vücut kısa zamanda yeni duruma adapte olabilecektir" şeklinde konuştu.

Diyabet Salgın Hastalık mı Olacak


Türkiye’nin diyabet profilini çıkaran uzmanlara göre, “Önlem alınmazsa önümüzdeki yıllarda her 10 erişkinden biri diyabete yakalanacak”
Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler tarafından “salgın hastalık” olarak ilan edilen diyabet, Türkiye’de de çok yaygın.

6 milyon diyabetli hastanın olduğu ve her yıl 250 binden fazla yeni diyabet vakasının eklendiği Türkiye’de, Metabolik Sendrom Derneği ilk kez doğrudan hastalarla görüşülerek bir çalışma yaptırdı. Ülkede 4 bin 945 kişiyle görüşülerek 330 diyabetliye ulaşıldı.
Yapılan ankete göre, diyabet hastaları Türkiye yetişkin nüfusunun yarısının diyabetli olduğunu düşünüyor. Oysa bu oran yüzde 7.

Belirtiler neler?
Diyabet hastalarının yüzde 91’i hastalığını “şeker hastalığı” olarak adlandırıyor.
Teşhisi konmuş hastaların yüzde 68’i düzenli tedavi görürken, yaklaşık 3’te 1’ini oluşturan yüzde 32’lik kısmı düzenli ilaç kullanmıyor.
Diyabet hastaları en çok körlük, diyaliz ve böbrek hastalıkları, obezite, kalp hastalığı ve iyileşmeyen yaralardan korkuyor.
Metabolik Sendrom Derneği Başkanı Prof. Dr. Aytekin Oğuz, önümüzdeki yıllarda her 10 erişkinden birinin diyabete yakalanacağını söyledi.
Uzmanlar diyabet belirtilerinu ise şöyle sıraladı: “Ağız kuruluğu, çok su içme, çok idrara çıkma, istem dışı kilo kaybı, halsizlik, bulanık görme, iyileşmeyen veya geç iyileşen yaralar.”

Diyabette Beslenme Nasıl Olmalı


Diyabet hastalarının beslenme ihtiyaçlarının saptanıp, kendilerine uygun enerjiyi diyetle almaları, arzu edilen vücut ağırlığının sağlanması açısından önemlidir
Dünya diyabet günü nedeniyle çarşamba günkü yazımda genel hatlarıyla diyabetten bahsetmiştim. Bugün ise beslenme ilkelerini anlatacağım. Hastalıkta temel amaçlar, diyabetin ileri dönemde ortaya çıkabilecek kronik komplikasyonlarını önlemek ve tedavi etmek, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığını kazandırmak, yaşam süresini ve kalitesini yükseltmektir.

Diyabetli bireylerin beslenme tedavileri; yaşına, boyuna, vücut ağırlığına, fiziksel aktivite durumuna, sosyoekonomik durumuna ve beslenme alışkanlıklarına göre diyetisyen tarafından hazırlanır. Beslenme programı kişiye özeldir.Ortak bir program oluşturulamaz. Diyabetli bireylerin de yeterli ve dengeli beslenebilmeleri, tüm besin ögelerinden önerilen miktarlarda ve enerji gereksinimlerine göre alması gerekir.

Enerji: Uygun vücut ağırlığının sağlanması ve sürdürülmesi diyabetin kontrolünde büyük önem taşımaktadır. Enerji dengesi, vücut ağırlığının korunmasını sağlar. Tip 2 diyabetik bireylerin yüzde 80’i obezdir. Enerji alımının azaltılması ile ağırlık kaybı metabolik kontrolü olumlu yönde etkiler. Diyabetik bireylerin enerji gereksinmeleri saptanıp, kendilerine uygun enerjiyi diyetle almaları arzu edilen vücut ağırlığının sağlanması açısından önemlidir.


Karbonhidratlar: En önemli enerji kaynağıdır. Günlük diyetle mutlaka alınmalıdır. Besinlerde bulunan karbonhidrat türleri şekerler, nişasta ve posa’dır. İnsülin kullanan diyabetik bireylerde, yoğun insülin tedavisi alanlarda öğün öncesi insülin dozunun öğünün karbonhidrat içeriğine göre ayarlandığında toplam karbonhidrat miktarı glisemik kontrolü etkilememektedir. Karışım insülin kullananlarda karbonhidrat miktarında gün gün tutarlılık olması gerekir. Diyabetli bireye karbonhidrat kaynağı olarak önerilen besinler; tam taneli tahıllar, ekmek, kurubaklagiller, sebzeler, meyveler, süttür.

Posa: Yiyeceklerin sindirilemeyen kısmıdır. Diyet posasının vücuttaki etkileri;

Kan şekerini yavaş yükseltir,

İnsülin ihtiyacını azaltır,

Tokluk hissinin oluşmasını sağlayarak ağırlık kontrolüne yardımcı olur.

Bağırsak çalışmasını düzenler, kabızlığı önler.

Kanda yağların yükselmesini önler.

Proteinler: Vücudun büyümesi, gelişmesi ve yıpranan dokuların onarılmasında önemli görevleri vardır. Diyabet vücudun protein gereksinimini etkilemez. Önerilen miktarlarda alınması gerekir. Ancak diyabete bağlı böbrek problemleri gelişmiş ise diyetle protein alımının sınırlandırılması gerekir.

Alkol: Alkolün kan şekeri düzeyine etkisi sadece alınan alkolün miktarına bağlı değil besin alımı ile ilişkisi de önemlidir. İnsülin veya oral hipoglisemik ilaç alanlar aç karnına alkol tüketirlerse, hipoglisemi gelişebilir. Diyabet iyi kontrollü olduğunda, besinlerle ve orta düzeyde alkol kullanımı, kan glukoz düzeyini etkilemez.
Yetişkin kadınlar için bir ölçü, erkekler için iki ölçü (1 ölçü=350cc bira, 140 cc şarap veya 15 cc distile içki) dengeli yemek öğünü ile alınabilir. Alkolden gelen kalori yağ değişimi olarak değerlendirilmelidir. (1 alkollü içki=2 yağ değişimi). Pankreatit, dislipidemi, özellikle hipertrigliseridemisi olanlar veya nöropati gibi sağlık sorunları olanlarda alkolden uzak durulmalıdır.

Öğün sayısı ve zamanı: Yemeklerin miktarı ve cinsi kadar, tüketim zamanları da büyük önem taşır. Önerilen besinlerin zamanında ve önerilen miktarlarda yenilmesi hipoglisemi ve hiperglisemiyi önler. Uzun aralıklarla düzensiz yemek yenmesi hipoglisemi ve hiperglisemiye yol açar. Bu nedenle oruç tutmak, bir veya birkaç öğün atlamak sakıncalıdır. Bireysel kan glukoz takibi ideal öğün aralığı ve miktarına yardımcı olur. Üç ana, 2 - 3 ara öğün tüketilmesi uygundur.

Yapay tatlandırıcı ve diyet ürünlerini bilinçli kullanın

Enerji içerenler; fruktoz, sorbitol, mannitol, ksilitol, enerji içermeyenelerse sakarin, siklamat, asesülfam- K, aspartamdır. Enerji içeren tatlandırıcılar, belirli miktarların üzerinde tüketildiği takdirde kan şekerini yükseltebilirler. Sorbitol fazla alındığında ishale neden olabilir. Enerji içeren tatlandırıcıların bulunduğu yiyecekler diyetisyene danışılmadan tüketilmemelidir.
Tatlandırıcıların, cinsine göre günlük en fazla kullanılabilecek miktarlarının farklı olduğu unutulmamalıdır. Diyet ürünleri hiçbir kısıtlama olmadan yenilebilecek yiyecekler olarak düşünülmemelidir.Diyet ürünlerinin etiket bilgileri mutlaka okunmalıdır. Her diyet ürünü kullanılabilecek özelliklere sahip olmayabilir. En önemli nokta ürün içeriğinin enerjisi ve kullanılan tatlandırıcının cinsidir. Çoğu diyet ürününün karbonhidrat içeriği düşük, yağ içeriği fazladır.

Diyetteki posa miktarını artırmak için

Ramazan sonrası beslenme


Sağlık Bakanlığı, bayram sonrası aşırı yemek yemenin, şeker, çikolata, ağır hamur işleri ve diğer tatlıları aşırı tüketmenin başta hazımsızlık ve mide problemleri olmak üzere birçok sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.

Bayramda hafif bir kahvaltı ile güne başlanması ve gün boyu öğün atlanmamasını öneren bakanlık, "Ramazan Bayramı boyunca tatlı, çikolata tüketimine dikkat edilmeli, çevrenin ısrarcı tutumlarından ve aşırı yeme eğiliminden mümkün olduğunca uzak kalınmalıdır. Eğer tatlı tüketmek çok isteniyorsa hamurlu, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir" dedi. Sağlık Bakanlığı Beslenme ve Fiziksel Aktiviteler Daire Başkanlığı, 'Ramazan Bayramında Beslenme' konulu bir rapor hazırladı. Sağlığın
korunması ve geliştirilmesinde hayatımızın her döneminde yeterli ve dengeli beslenmenin en önemli faktörlerden biri olduğunun vurgulandığı raporda, ancak Ramazan ayı boyunca oruç tutan kişilerin, günlük öğün sayısını azaltmaları ve beslenme düzeninde meydana gelen değişiklikler nedeniyle bayramda normal yeme düzenine geçtiklerinde psikolojik olarak daha fazla yemek yeme eğilimine girdiklerine dikkati çekildi. Raporda, şu ifadelere yer verildi:
"Kimi kişiler hala kendilerini oruç tutuyor zannederken, kimi kişiler ise 'oruç bitti şimdi yeme zamanı' diyerek aşırı miktarda besin tüketirler. Bayram sonrası aşırı yemek yeme ile bazı problemler kaçınılmaz olur. Bunların en önemlisi hazımsızlık ve mide problemleridir. Ayrıca, gelenek üzere bayramda tatlı tüketimi de artmaktadır. Bayramda birdenbire aşırı yemek yemek, şeker, çikolata, ağır hamur işleri ve diğer tatlıları aşırı tüketmek, sindirim sisteminde ve diğer organlarda çeşitli rahatsızlıklara
yol açacaktır. Vatandaşların bu nedenle bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat etmeleri gerekmektedir."

Sağlık Bakanlığı, bayramda ve bayram sonrası sağlıklı beslenme konusunda şu önerilerde bulundu:
- Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az 3 ana ve 2 ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır. Süt grubunda yer alan süt, yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta, peynir, kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ve tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç vb. besinlerin her öğünde yeterli miktarlarda tüketilmesi önerilmektedir.
- Hafif bir kahvaltı ile güne başlanmalı ve gün boyu öğün atlanmamalıdır.
- Besinler iyi çiğnenmeli, yavaş yavaş, azar azar ve sık yenilmelidir.
- Ramazan bayramı boyunca tatlı, çikolata tüketimine dikkat edilmeli, çevrenin ısrarcı tutumlarından ve aşırı yeme eğiliminden mümkün olduğunca uzak kalınmalıdır. Eğer tatlı tüketmek çok isteniyorsa hamurlu, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir.
- Bayram süresince ve bayramdan sonra da sıvı alımı arttırılmalı, günde yaklaşık 1.5-2 litre su içilmeli, sıvı tüketimini artırmak amacıyla öğünlere ayran, komposto gibi sıvı gıdalar eklenmelidir.
- Ramazan ayı süresince oruç tutma nedeniyle yaşanan kabızlık gibi bazı sindirim sistemi rahatsızlıklarının önlenmesi açısından mevsiminde bol sebze ve meyve tüketimi önemlidir. Yetişkin bireylerin imkanlar dahilinde günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmeleri önerilmektedir.
- Şeker, kalp ve yüksek tansiyon hastaları ile kronik hastaların, sürdürdükleri diyete bayram süresince de özen göstermeleri önemlidir. Ayrıca, 0-12 yaş grubu bebek ve çocukların, büyüme ve gelişime katkısı olmayan, boş kalori kaynağı şeker ve şekerli besinlerden uzak tutulmaları, bu tür besinlerin tüketiminden sonra diş temizliğine özen gösterilmesi gerekmektedir.
- Özellikle yaşlılar ve tansiyon hastalarının gün boyu kahve ve çay tüketimlerine dikkat etmeleri, bitki çaylarını tercih etmeleri, günde 2 fincandan fazla kahve tüketmekten kaçınmaları önerilmektedir.
- Ramazan boyunca önerilen sahur yemekleri Ramazan sonrası gece yemek şeklinde sürdürülmemeli, gece öğününde meyve, yoğurt gibi besinlerin tüketimi tercih edilmelidir.
- Şeker ve şekerli ürünleri satın alırken Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan izinli olmasına, son kullanma tarihi geçmemiş ve ambalajı bozulmamış olmasına dikkat edilmelidir.
- Her gün düzenli yapılan fiziksel aktivite, fiziksel ve zihinsel sağlığı olumlu yönde etkilemekte, oruç tutma nedeniyle azalan metabolizma hızının artmasına imkan sağlamaktadır. Bu nedenle, 'yaşam stili aktiviteleri' olarak adlandırılan yürüyüş, bahçe işi ile uğraşma, araba yıkama, bisiklete binme, merdiven kullanma vb. gibi aktivitelerle aktif bir yaşama başlamaya karar verilerek düzenli aktivite yaşamın bir parçası haline getirilmelidir

İştah azaltan 10 bitki


Sağlıklı kilo vermek isteyenler, iştah azaltan ve yağ yakımını hızlandıran bu bitkileri tercih ediyorlar...

At kuyruğu bitkisi idrar sökücü özelliğiyle biliniyor. Yağ dokularını eritmeye yardım eden bitki yaraların iyileşmesine de yardımcı oluyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi fazla dozda kullanılırsa böbreklere zarar verebilir.

Maydanoz, metabolizmayı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanoz yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem olarak biliniyor.

Adaçayı zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor. Çay ve yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyor.

Fesleğen vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor. Üstelik, içindeki eter yağların moral yükseltici etkisi bulunuyor.

Kekik, sindirim sorunlarını tedavi edici etkiye sahip ve metabolizmayı hızlandırıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra yorgunluktan şikayet edenlere zindelik veriyor.

Civanperçemi, tatlıya karşı iştahı keser, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletir.

Biberiye, sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır, cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde kullanılabilir.

Tere, vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındırır.

Sinameki, kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapar. Uzun süreli kullanımlarda bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.

Balık otu, bünyenin kimyasını hızlandırarak zayıflamaya destek olur. İçindeki maddeler tırnakları güçlendirerek saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içecekler içinde kullanılabilir.

Zayıflamanın Bilimsel Yolu


‘’Şişmanlık, dünyada ve ülkemizde hızla artmakta olan bir hastalık. Şişmanlığın hızla artmasının temel nedeni insanların yaşam biçimindeki değişiklikler. Dünyanın bazı bölgelerinde açlıktan ölen insanlar olmasına karşın, büyük bir kesim aşırı ve sağlıksız besleniyor; arabalarda, televizyon ve bilgisayar başında, hareketsiz saatler geçiriyor. Yeni kuşaklar fast foot tuzağına düşmüş durumda. Sağlıksız yiyecekler tarım kesimindeki doğaya yakın yaşayan insanların yaşamına bile sızmaya başladı. Öte yandan, şişmanların sayısı arttıkça insanlar fazla kilolarından kurtulmak için, traji-komik bir takıntıyla, her türlü tuhaf öneriye kulak vermeye başladılar. Bu kitapta şişmanlığın nedenleri, yol açtığı hastalıklar, bilimsel olarak sağlıklı ve dengeli beslenmenin nasıl olması gerektiği, besinler, vitamin ve minerallerin kullanımı konularıbnda özet bilgiler vermeye çalışırken, zayıflamak isteyenleri, bilimsellikten uzak diyet kitaplarına, internetteki sıradan diyet listelerine, tek gıdaya dayalı yanlış diyet önerilerine karşı da uyarmak istedim.

Şişmanlık, dünyada ve Türkiye’de hızla artmakta olan bir hastalıktır. Günümüzde, tüm dünyadaki aşırı kilolu insan sayısının bir milyarı geçtiğini söyleyebiliriz. Önceleri sadece erişkin insanların problemi olarak görülen şişmanlığın, son yıllarda çocukları da tehdit ettiği ve aşırı şişman çocuk sayısının hızla arttığı gözlenmektedir. Şişmanlığın hızla artmasının başlıca nedenleri: Aşırı beslenme ve hareketsiz yaşam biçimidir. Bu faktörler dışında, anne ve babadan gelen bazı genlerin şişmanlıkta rol oynadığı da artık bilinmektedir.

Şişmanlık, sigaradan sonra önlenebilir ölüm nedenlerinden ikincisidir. Kilosu fazla olan kişilerde şeker hastalığı (diabetes mellitus), tansiyon yüksekliği (hipertansiyon), kan yağlarında yükseklik (hiperlipidemi) ve kalp hastalıklarının daha fazla olması ve bu rahatsızlıkların erken yaşlarda ölüme yol açması nedeniyle, kilo vermek ve sağlıklı beslenmek büyük önem taşımaktadır.

Fazla kilolardan kurtulmanın ilk yolu sağlıklı ve dengeli beslenmek, az yemek ve egzersizi artırmaktır. Otomobil kullanımının artması, televizyon ve bilgisayar başında geçirilen hareketsiz saatler, insanların kilo almasının belli başlı nedenleridir. Akşam yemeğinden yatıncaya kadar geçen süre içinde atıştırılan yiyecekler de fazla kiloların önemli bir nedenidir.

Ülkemizde beslenmeyle ilgili en büyük yanlışlığın beyaz ekmek tüketimi olduğunu söyleyebiliriz. Artık köylerde bile bol miktarda beyaz ekmek tüketilmektedir. Bol nişasta içeren, buna karşılık mineral, vitamin ve posa açısından zayıf olan bu tür ekmeğin, sağlığa faydası olmadığı gibi, şişmanlığa, şeker, kalp ve tansiyon hastalıklarına zemin hazırladığı da bilinmektedir. Eğer beyaz ekmek tüketimi bu hızla devam ederse, ülkemizde, şişmanlık, şeker, kalp ve kanser gibi hastalıklarda büyük bir artış olacaktır. Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği veya çavdar ekmeğinin yenmesi artık alışkanlık haline getirilmelidir.

Ülkemizde beslenme konusundaki çok yaygın bir başka yanlışlık, meyveleri bol şekerle kaynatarak reçel yapmaktır. Sadece meyvenin kendi şekeriyle, yani şeker ilave edilmeden yapılan reçel daha sağlıklıdır.

Bir diğer önemli yanlış beslenme alışkanlığı ise, ülkemizde, süt, yoğurt ve peynirin yağlı olanının tercih edilmesi, yağsız yoğurt ve peynirin pek makbul sayılmamasıdır. Oysa peynir, yoğurt ve sütün yağsız olanı sağlıklıdır.

Kilo almanın önemli bir nedeni kahvaltı yapmamak, öğleyin az, akşamları çok fazla yemektir. Aslında sağlıklı olanı kahvaltıyı iyi yapmak, öğlen normal, akşam ise hafif yemektir. Özellikle çocukların çoğunun kahvaltı yapmadığı ve bu nedenle gün içinde fazla miktarda abur-cubur yiyip kilo aldıkları bilinen bir gerçektir. Bu nedenle sabahları ailece iyi bir kahvaltı yapılması çok önemlidir. Kahvaltı yapan kişilerin gün içinde daha az acur-cubur atıştırdığı bilimsel olarak ortaya konmuştur.

Sağlıklı bir yaşam için, günde en az 6-8 bardak su içilmesi gerekmektedir. Maalesef ülkemizde su içme alışkanlığı yoktur. Az su içenlerde şişmanlık, böbrek taşı ve bağırsak hastalıkları daha fazla görülür. Zayıflamak isteyenlerin de günde en az 6-8 bardak su içmeleri gerekir. Kola, gazoz veya diğer meşrubatlarda şeker oranının fazla olduğunu unutmayınız. Kola veya gazoz yerine su içmeyi alışkanlık haline getiriniz ve hatta susamadan su içmeye çalışınız.

Son yıllarda sevinçle gördüğümüz önemli bir değişiklik, artık çoğu kişinin yemeklerde bitkisel sıvı yağları tercih etmeye başlamasıdır. Margarin, tereyağı, iç yağı ve diğer katı yağların sağlığa zararlı olduğu bilinmektedir. Etiketinde, ‘hidrojenize bitkisel yağ’ içerdiği belirtilen gıdalar, bisküvi, gofret, kurabiye, pasta ve keklerin sağlığa zararlı olduğunu unutmayın. Yağların hepsi zararlı değildir. Bitkisel sıvı yağlar, zeytinyağı, ceviz, badem, Antep fıstığı, yer fıstığı, fındık ve balıkta bulunan yağlar sağlığa faydalıdırlar. Bizi kalp ve damar hastalıkları, kanser ve yüksek kolesterol’den koruyan omega 3 yağlarını yeterince almak için, haftada en az iki defa balık ve her gün 4-5 tane ceviz veya badem yemeye çalışınız.

Sağlıklı beslenmenin bir başka önemli kuralı da bol miktarda sebze ve meyve tüketmektir. Özellikle renkli olan meyve ve sebzeleri tüketmek sağlığımız için daha faydalıdır. Fazla miktarda sebze ve meyve tüketenlerde tansiyon, kalp ve kanser gibi hastalıkların daha az görüldüğü bilimsel olarak ortaya konmuştur. Meyve ve sebzelerin tazesini bulamadığınızda konservesini değil, dondurulmuş olanını tercih ediniz.

Beslenmenin ve uzun yaşamanın altın kuralı, gıdaları mümkün olduğu kadar çok çeşitli ve doğal halinde yemek; buna karşılık rafine edilmiş (işlenmiş), konserve, katkı maddeli, renk verilmiş, margarinle yapılmış veya işlenmiş gıdalardan uzak durmaktır. Yediğiniz gıdaların kalorisini öğrenmeye çalışmak, posalı gıdalar dediğimiz sebze, meyve ve tam tahılları çok miktarda, şeker yükü fazla olan patates, havuç, muz ve reçel gibi gıdaları az miktarda yemek, kilo vermede önemli adımlardır. Sağlıklı bir yaşam için un, tuz ve şekerden (3 beyaz) uzak durmak gerekmektedir.

Kilo vermenin anahtarı, kalorisi düşük bir diyet yapmak ve hareketi mümkün olduğunca artırmaktır. Yanlış yeme davranışlarını değiştirmek, iyi uyumak ve stresten uzak durmak da zayıflamak için çok önemlidir. Stresli ve uykusuz kişilerde atıştırma ve kilo alımı daha fazladır.

Zayıflayacağım diye aç kalmak, çok az veya dengesiz beslenmek, öğün atlamak, kahvaltı yapmamak ve tek gıdaya dayalı yanlış diyet veya beslenme alışkanlıkları, vücudunuzda birçok hastalığın ortaya çıkmasına neden olabileceği gibi, verilen kiloların hemen geri alınmasıyla sonuçlanır. Önemli olan, günlük kalori alımını, vücudun temel besin ihtiyacını karşılamayı göz ardı etmeden, sağlıklı ve dengeli bir şekilde azaltmak ve bunu sürdürmektir. Hızla zayıflamanın da sağlığa zararlı olduğu unutulmamalı ve yavaş bir şekilde kilo verilmelidir.

Kilo alımının önemli nedenlerinden biri de, vücudumuzun genetik olarak buna eğilimli olması ve bazı hormon bozukluklarıdır. Yapılan bilimsel çalışmalar kilo alıp vermelerde beynimizin hipotalamus adı verilen bir bölgesinin çok önemli rol oynadığını ortaya koymuştur. Yağ dokusundan salgılanan ve beyine sinyaller göndererek iştahı kesen leptin isimli hormonun şişmanlarda iyi çalışmadığı artık bilinmektedir. Beynimizin hipotalamus adı verilen bir bölgesinde iştahı artıran veya azaltan birçok hormonun salgılandığı ve bunların şişmanlama üzerindeki etkileri daha yeni aydınlığa çıkmaktadır. Tıp biliminin bu beyin hormonları ve hipotalamus konusunda bilgisi arttıkça, iştahın mekanizması ve şişmanlık daha iyi anlaşılacak ve yeni tedavi olanakları ortaya çıkacaktır. Görüldüğü gibi kilo almanın henüz tam anlamıyla çözülememiş bir beyin boyutu vardır ve bilimsel araştırmalar bunu aydınlatmaya çalışmaktadır.

Şişmanlıkla mücadelenin ilk koşulu, çocukluk çağından itibaren sağlıklı beslenmeyi öğrenmek, uygulamak ve spor yapmayı alışkanlık haline getirmektir. Bu bilincin ailede ve toplumda yaygınlık kazanması, çağımızın hastalığı olan şişmanlık ve onun neden olduğu hastalıklarla savaşımın ilk koşuludur. Ailenin sağlıklı beslenmeyi öğrenmesiyle, çocuklar daha sağlıklı beslenecektir. Çocuklarımız genellikle anne ve babanın davranışlarını taklit ettiklerinden, beslenme alışkanlıkları hızla değişecektir.

Zayıflamak ve yaşamınızı sağlıklı bir kiloda sürdürmek istiyorsanız, piyasadaki bilimsellikten uzak diyet kitaplarına, internetteki sıradan diyet listeleri veya zayıflama metotlarına fazla rağbet etmemenizi, öncelikle sağlıklı beslenmeyi öğrenmenizi öneriyorum. Beslenme alışkanlığında değişiklik yapmak da, hiç egzersiz yapmayan birinin yürümeye veya spor yapmaya başlaması da, başlangıçta biraz sıkıntılı olsa bile, zaman içinde bir alışkanlığa dönüşür. Bu alışkanlık da kilonuzu kontrol altında tutmanızı mümkün kılar. Başlangıçta bazı kaçamaklar olabilir. Bunlar umudunuzu kırmasın, başladığınız işte ısrarcı olun ve beslenmenizi sağlıklı bir duruma getirin. Bu değişikliğin sizin sağlığınız kadar eşiniz ve çocuklarınızın sağlığı için de çok önemli olduğunu ve bu sayede birçok hastalığı önleyeceğinizi unutmayın.

Diyet ve egzersize başlamadan önce fazla kilolarınızın nedenini anlamak, hormon bozukluğu veya başka hastalığınız (şeker hastalığı, kan yağları yüksekliği, tansiyon veya kalp hastalığı gibi) olup olmadığını ortaya çıkarmak için, önce doktorunuza başvurun. Bu hastalıklarla ilgili tetkikler yapıldıktan sonra, doktorunuzun önerisi doğrultusunda bir diyet planlaması yapmak için bir diyetisyenle görüşüp egzersize başlamak uygundur. Hormon bozukluğu olan bir kişinin, bu bozukluğu giderecek tedavi görmeden zayıflaması mümkün değildir.

Psikolojik sıkıntılar, aşırı stres, uykusuzluk ve yeme bozukluğu gibi sorunların, bir psikolog veya psikiyatr desteği ile çözümlenmesi ve gevşeme tekniklerinin öğrenilmesi de zayıflamanın başarılı olmasında büyük önem taşır.

Bu kitapta şişmanlığın nedenleri, yol açtığı hastalıklar, bilimsel olarak sağlıklı beslenmenin nasıl olması gerektiği, dengeli beslenme, besinler, vitamin ve minerallerin kullanımı konularında özet bilgiler vardır.

DOĞRU BESLEN FORMDA KAL , Prof. Dr. Metin Özata, Epsilon yayınevi, 2004, İstanbul

Kitap temini için : www.yenisayfa.com.tr

Kaynak: Prof. Dr. Metin Özata / Endokrinoloji, Diyabet ve Tiroit Uzmanı

Sürekli tartılmak doğru mu ?


Diyete başladığımızda veya diyet yapmaya karar verdiğimiz anlarda gün içerisinde sürekli tartılarak, “kiloyu” takıntı haline getiririz. Sabah aç karnına, yemekten sonra, yatarken, su içtikten sonra sürekli tartıya çıkar ve ne kadar kilo verip alındığı kontrol edilir…

Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Seçil Kenar; diyet sırasında kiloyu takıntı haline getirip, devamlı tartılmanın yanlış bir tutum olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:

Burada büyük bir hata yapılmaktadır… Birincisi, ağırlık gün içerisinde çok değişkendir. Bütün gün tüketilen sıvı ve yemek miktarına ayrıca o gün içerisinde ki vücudun ödemine, idrar ve gaita durumuna göre değişir. Sizin yemekten sonra almış gibi gördüğünüz kilo, aslında vücudunuzda depo edilecek olan yağ miktarı demek değildir. Gün içerisinde bakılan bu tartı sonuçları yanlıştır ve kişide moral bozukluğu yaratmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Bu yüzden gün içerisinde sürekli tartılmak yanlıştır.

Hergün kilo kaybı olmayabilir

İkinci olarak, diyet yaparken her gün düzenli kilo kaybı olmayabilir ya da vücut yağ yüzdesi düşüp, kas kitlesi artmıştır. Fakat biz bunu, tartıda kas kitle artışını, kilo artmış gibi görürüz. Oysa vücutta kas artışı çok sağlıklıdır veya ayakta kalma, seyahat v.b durumlardan dolayı vücutta ödem (vücutta su tutulumu) oluşmuş olabilir. Bu, birkaç gün içerisinde geçecektir fakat biz bunu tartıda kilo almış gibi görebiliriz. Ağırlık kaybı devam ederken örneğin 3-4 gün kilo verilemeyebilir, kilo verilmeyen günler “Diyet yapıyorum ama kilo veremiyorum” diye diyetten vazgeçilmektedir. Oysa diyete devam edilse ağırlık kaybı devam edecektir. Bu yüzden diyet yaparken her gün 3-4 kez kilo verdim mi diye tartıya çıkmak doğru değildir ve bahsedilen nedenlerden dolayı özellikle diyet esnasında kişiyi demoralize edebilir.

Farklı tartılar yanıltabilir

Özellikle bayanlarda menstürasyon döneminde oluşabilecek ödemlerden dolayı 1-2 kg kadar ağırlık artışı gözlemlenmektedir. Ayrıca kullanılan ilaçlar, ayakta fazla kalma, spor sonrası ve seyahat esnasında veya sonrasında vücutta ödem oluşabilir bu gibi durumlarda ağırlık artışı gözlemlenmektedir.

Tartıların zaman geçtikçe kalibrasyonu bozulabilmektedir, doğru kilodan sapmalar gözükebilmektedir. Özellikle farklı tartılarda ağırlıklar farklı çıkabilmektedir. Bu yüzden farklı yerlerde farklı tartılarda ağırlık ölçümleri yanıltıcı olabilmektedir.

Psikolojik sorunlara sebep olabilir

Kilo tartımları sabah aç karnına alınmalıdır. Aynı saatlerde tartım yapılmalıdır. Hafif kıyafetlerle veya çıplak tartım gerçek ağırlığı göstermektedir. Aynı tartıda tartılmaya özen gösterilmelidir. Evde kullanılan tartılar belli aralıklarda servise gönderilip kalibrasyonları yapılmalıdır. Menstürasyon, seyahat, kabızlık, ishal veya egzersiz sonrası tartımlar doğru değildir…

Sadece kilo değil, yağ ve kas oranınızın da önemli olduğunu unutmayınız, kilo verebilirsiniz fakat bunun yağdan mı kastan mı kaybedildiği de önemlidir. Sürekli tartılmak kişi de psikolojik bozukluklara sebep olabilir. Önemli olan sadece kilo vermek değil, beslenme alışkanlıklarını uzun süreli değiştirmektir. Bu yüzden amaç dengeli ve yeterli beslenme olmalı ikinci olarak kilo kaybetmek olmalıdır. Haftada 1 veya en fazla 2 gün sadece sabah aç karnına tartılmak yeterlidir.

Kilo vermenin 30 farklı yolu

Sürekli bir diyeti bırakıp başkasına mı başlıyorsunuz? Peki buna rağmen değil bir kilo 100 gram bile veremiyor musunuz? O halde size önerimiz diyet kelimesini kesinlikle unutup küçük ayrıntılara özen göstererek fazlalıklarınızdan kurtulmanız.


"Bir dirhem et bin ayıp örter" anlayışının tarihte kaldığını hepimiz biliyoruz. Ama dirhem dirhem vererek mutluluk veren bir bedene sahip olmak çok zor değil. Kilo vermek için 50 farklı değişiklikle formda vücuda bir adım daha yaklaşabilir, sağlıklı ve zayıf olmanın tadına varabilirsiniz.

İşte uygulaması kolay, oyun haline getirip zevkle deneyeceğiniz minik ipuçları:

1-Tamamen unutun
Sık yediğiniz, yağ oranı yüksek bir yiyeceği seçin ve onu 40 gün için tamamen unutun. Bu süre sonunda o yiyeceğin tadı ağzınızdan silinecektir.

2- Aynı tadı verenler arasında her zaman daha düşük kalorilisini seçin
Örnek: Portakal suyu (l fincan 110 kalori) yerine domates suyu (l fincan 45 kalori) için. Yarım bardak vişne suyunu yarım bardak soda ile karıştırdığınızda kalorisi yüzde 50 düşer.

3-Su için
Daha fazla su içmeye başlamalısınız. Günde en az 8 bardak su içerek işe başlayabilirsiniz. Eğer böyle bir alışkanlığınız yoksa yanınızdan küçük bir su şişesini ayırmayın, bu şişeyi her gördüğünüzde içmek aklınıza gelecektir.

4-Sosları unutun
Salatanıza bir miktar lezzet katmak için döktüğünüz soslar kilo almanıza neden olur. Bu nedenle salata sosu yerine biraz baharat ve bir tatlı kaşığı zeytinyağını salatanıza ekleyebilirsiniz.

5-Yemeğin ardından yatağa girmeyin
Kilo almamak için özellikle akşam yemeğinden hemen sonra yatma alışkanlığından kurtulun, mümkünse akşam altıdan sonra meyve dışında bir şey yemeyin. Gece atıştırmalarından da kurtulun.

6-Sık yiyin
Kilo vermek isteyenlerin düştüğü yanılgılardan biri de çok sık yemek yemenin kilo verdirmeyeceği inancıdır fakat bu yanlıştır. Çünkü beş altı saatte bir mideyi boş bırakmamak metabolizmanızın hızlı çalışmasına neden olur. Bu nedenle az az ve sık sık yemelisiniz.

7-Süt için
Günde üç ya da dört defa süt ve yoğurt ya da peynir gibi süt ürünlerini tüketen kadınlar, tüketmeyenlere oranla yüzde 70 daha fazla yağ yakarlar. Çünkü kalsiyum metabolizmayı hızlandırırken vücuda daha fazla yağ yakması için komut vermiş olur. Bu ürünlerin light olanları ile zayıflama hızınızı arttırabilirsiniz.

8-İyi bir uyku
Yapılan araştırmalara göre geceleri dört saatten az uyuyan kişiler daha çok uyuyanlara oranla kilo alırlar. Çünkü yorgun bir vücut, normal günde yakılan enerjiyi yakamaz ve metabolizması yavaşlar. Bunun için hergün uykunuzu düzenli almaya dikkat etmelisiniz.

9-Stresi yenin
Stresli bir yaşam kilo almanın nedenlerindendir çünkü stresli olduğunuz dönemlerde vücudunuz stres hormonları salgılar ve bu hormanlar karın bölgesindeki yağ depolanmasını sağlayan hücrelerin büyümesine neden olur. Stresi yenmek için sosyal aktivitelerde bulunmalı, kendinizi rahatlatmalısınız.

10-Hazır yemekleri unutun
Hızlı ve çabuk yemek yapmak için aldığınız dondurulmuş gıdalar ya da hazır yemekler içerdikleri katkı maddeleri nediyle kilo aldırır. Bu nedenle taze sebzeleri pişirmeyi tercih etmelisiniz.

11- Atıştırmayı bırakın
Arabanın içinda atıştırıyor musunuz? Telefonla konuşurken bir şeyler yiyor musunuz? Vazgeçin...

12- Buzdolabınıza baskın yapın
Bu baskın her zamanki gibi, birşeyler atıştırmak için olmasın. Buzdolabının kıyısında kösesinde kalmış bol kalorili yiyecekleri atın.Mutfak dolabınızdaki yağlı cipsleri, mısır gevreklerini ve kuru yemişleri atın. Mutfağınızda sizin için kötü olan bütün yiyecekleri, önümüzdeki 30 gün için, belki de ebediyyen yasaklayın.

13- Daha çok su ve soda
Su ve soda içmeye özen gösterin. Vücudunuzdaki yağ parçacıklarının kaybolduğunu göreceksiniz.
.
14- İşkolik olun
Gelecek ay şirketin yemekhanesine girmeme kararı alın. Kahve ve çay içmek için ya da kendi getirdiğiniz sandviçi yemenin dışında...

15- Kalorileri azaltın
Kalorileri azaltmayı bir oyun haline getirin. Bugün yediklerinizin kalori miktarını hesaplayın, yarın bundan 50 kalori düşün. Öbür gün bir 50 kalori daha düşün. Günde 1200 kalorinin altına düşmemeye dikkat edin.

16- Kahvaltı edin
Hiçbir zaman kahvaltıları atlamayın. Yağsız yoğurdun içine muzu dilimleyin. Pişmiş yulafın içine kuru üzüm koyup yemeyi deneyin.

17- Dans edin
Evde müzik dinleyin. Hareketli müzik tercih edin ve eşliğinde dans etmeyi ihmal etmeyin.

18- Asansöre binmeyin
Önünüze gelen her merdiveni egzersiz yapacağınız bir fırsat olarak düşünün, istediğiniz kiloya gelinceye kadar asansöre binmeyi aklınıza bile getirmeyin.

19- Diyet içecekler
Diyet içeceklerden uzak durmalısınız. Bu tür içeceklerin içlerinde yapay tatlandırıcı bulunur. Onlar yerine portakal, elma gibi sağlıklı meyve sularından içmelisiniz. Hem sağlığınız açısından hem de kilo açısından birçok uzman diyet içeceklerin içilmemesini tavsiye ediyor.

20- Yavaş yemek yiyin
Fazla kilolular, hızlı yemek yiyenlerdir. Arkadaşlarınızla veya ailenizle ne zaman yemek yerseniz yiyin, yemeği en son bitiren kişi siz olun.

21- Yatak odasını yiyeceğe kapatın
Eğer sizde pek çoğunuz gibi yatak odası dahil, evin her tarafında atıştırıyorsanız, bunu bir kere daha düşünün. Ne kadar çok yerde yemek yemek için kendinize izin veriyorsanız, o kadar çok yemek yiyorsunuz demektir. Bir süre için yemek saatlerinde, yemek odası dışında diğer yerlerde yemek yemeyi kendinize yasaklayın.

22- Kendinizi ödüllendirin
En çok sahip olmak istediğiniz 5 eşyanın listesini yapın. Her l kilo verdiğinizde ve bunu bir hafta koruduğunuzda,kendinize listedeki bir şeyi satın alın.

23- Tasarruf yapın
Gerçekten ihtiyacınız olmayan bir şeyi ne zaman yemek isterseniz, ona vereceğiniz parayı bir kavanozun içine atın. Birkaç hafta sonra paraların çokluğu size ne kadar çok şey yemediğinizi hatırlatacak ve bu para ile kendinize bir hediye alabileceksiniz.

24- Aşka dair duygularınızı canlı tutun
Tutku, kiloları eritir. İkiniz korkmadan restoranlara gitmeye başlayabilirsiniz. Çünkü, aşıkken kim yiyecekleri düşünebilir ki?

25- Egzersiz yapın
Egzersiz yapmaya vakit ayırmak size zor gelse de kilo vermek için mutkaka hareket etmeniz gerektiğini unutmamalısınız. Hiçbir şey yapamıyorsanız evdeki duvarlardan yardım alabilirsiniz. 5-10 dakika boyunca kalçanızla duvara çok sert olmadan vurun. Bu kolay ve basit bir egzersiz yöntemidir. Egzersiz yaptığınız sırada televizyon ya da CD'den evde spor yapmanıza yardımcı olacak programlarını izleyebilirsiniz. Böylece neyi, nasıl yapacağınızı bilirsiniz.

26 -Ev işleri
Ev işleriyle ne kadar meşgul olursanız o kadar çabuk kilo verirsiniz. Çamaşır, bulaşık, yemek, çocuklarla elinizden geldiğince çok uğraşmaya bakın. Böylece sürekli hareket halinde olursunuz.

27- Meyve yiyin
Yemek yedikten bir ya da iki saat sonra tekrar acıkıyorsanız atıştırmak için meyve yiyebilirsiniz. Meyve bir sonraki öğüne kadar sizin tok hissetmenizi sağlayacaktır.

28-Yemek başlangıcı
Yemeğe çorba ya da salata ile başlamanız açlığınızın bastırılmasını sağlar. Böylece ana yemekten daha az yersiniz. Özellikle sebze çorbaları (domates, brokoli vs.) tok hissetmenizi sağlar.

29-Tuzu kesin
Tuz, vücutta su tutulmasına neden olur ve şişkinlik hissi yaratır. Ayrıca tuzun iştah açıcı bir özelliği olduğundan, sofrada tuz kullanmamak ve pişmiş yemeklere fazladan tuz eklememek gerekir.

30-Sofraya oturun
Yemek vaktinde mutlaka sofraya oturun çünkü ayakta ya da televizyon karşısında yemek yediğinizde doyduğunuzu anlamaz ve daha çok yersiniz.

DİĞER ÖNERİLER

Hırs yapın
Bir türlü kilo veremiyorsanız çok beğendiğiniz bir elbisenin bir beden küçüğünü alın ve görebileceğiniz bir yere asın. Kendinize aldığınız elbisenin içine gireceğinize dair söz verin.

Mutfağınızı düzenleyin
Kilo almamaka için mutfak tezgâhı üzerinde durmasına alıştığınız abur cubur yiyecekleri ortadan kaldırın. Bu yiyecekleri görmediğiniz sürece aklınıza çok fazla gelmeyecektir.

Dişlerinizi fırçalayın
Yemek yedikten sonra dişlerinizi fırçalamayı alışkanlık haline getirirseniz ağzınızda kalan ferahlık duygusuyla bir süre yemek yemek istemezsiniz.

Diyetle ilgili en çok sorulanlar

Diyet yaparken karşılaştığımız sorunlardan biri de, neyi ne kadar yiyeceğimiz. Günlük almamız gereken kalori ve yağ miktarından, karnımız açlıktan kazındığında ne yiyeceğimize ya da kalsiyum ihtiyacımızı mutlaka sütten mi alacağımıza kadar pek çok soru aklımızı kurcalar.

İşte, dietle ilgili en çok sorulan sorular ve diyetisyenlerin verdikleri yanıtlar:

1- Yumurta kolesterol açısından kötü mü?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, yumurta tüketiminde ölçülü olduğunuz sürece hayır. Yumurta, vücudunuz için gerekli olan protein, K vitamini, riboflavin ve selenyumu sağlamak için mükemmel bir kaynak. Yapılan araştırmalar, yumurta sarısının 213 mg kolestrol içeriyor olmasına karşın, haftada 2 adet yumurta yemenin kandaki kolesterol düzeyi üzerinde hiçbir olumsuz etkide bulunmadığını gösteriyor.

2- Günde kaç kalori almalıyım?: Öncelikle, dengeli bir beslenme programı uygulayarak vücudunuzdaki her yarım kilo için 10 kalori almalısınız. Buna, günlük aktivite durumunuza göre, 400-700 kalori daha eklemelisiniz. Sözgelimi 65 kiloda aktif bir kadının günlük alması gerekli kalori miktarı 2000 civarındadır ve bu kişinin, haftada bir kilo vermek istediğinde, günlük kalori miktarından 500 kalori daha az beslenmesi yeterlidir. Eğer siz daha kalıcı çözümler istiyorsanız, diyetiniz boyunca günlük kalori miktarından 250 kalori indirin ve 250 kaloriyi yaktıracak kadar da egzersiz yapın.

3- Kilo vermek isterken günlük almam gereken ortalama yağ miktarı ne kadardır?: Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, günlük aldığınız kalori miktarının yüzde 15'i, diyet yapıyor olun veya olmayın her iki halde de yağlardan sağlanıyor. Bu miktar; kalp krizi, obezite ve diyabet riskini en aza indirmek için yeterli. Sözgelimi, bin 500 kalorilik bir diyet yapıyorsanız alabileceğiniz yağ miktarı 50 gramla sınırlı.

4- Karbonhidrat niçin egzersiz için de büyük önem taşır?: Vücudumuzda glikojen olarak depolanan karbonhidratlar, kas gücünü arttırmada son derece önemli rol oynar. Ayrıca, aşırı olmamak kaydıyla vücudumuzda depoladığımız yağlar da aynı etkiyi gösterir. Kas gelişiminde önemli rol oynayan glikojeni vücudunuza tedarik edebilmek için, egzersiz çalışmalarınız sonrası karbonhidrat içeren yiyeceklerden yemelisiniz. Mesela 90 dakikalık bir egzersiz sonrası, fırınlanmış patates, bir porsiyon meyve veya kepekli krakerler iyi birer seçim.

5- Kahvede bulunan kafein kemiklerimi zayıflatır mı?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, hayır. Çok aşırı miktarda kahve içmiyorsanız böyle bir durum söz konusu değil. Gene de kafeinin kemikleriniz üzerindeki zararlı etkilerinden endişe duyuyorsanız, kahvenizi sütle içmeyi deneyin.

6- Yüksek tansiyon problemim yoksa tuza dikkat emmeme gerek var mı?: Tuz, şeker ve un, üç zararlı beyaz. Bu nedenle, kullanacağınız tuz hep az olmalı.

7- Besleyici değerleri bakımından vücudum için en yararlı 5 sebze hangisi?: İster koyu yeşil olsun isterse kırmızı, isterse portakal rengi veya sarı, bütün sebzeler harika birer besleyici ve vücudumuzu hastalıklara karşı dirençli hale getiriyorlar. Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, herbirinin ayrı yararları olmakla birlikte, düzenli olarak alındıklarında vücudumuz için en yararlı sebzeler şunlar:

Ispanak, iyi bir folik asit kaynağı, kansere karşı koruyucu etkisi var, A vitamini ve kalsiyum içeriyor; havuç, mükemmel bir A vitamini kaynağı; tatlı patates, A ve C vitaminleri içeriyor; brokoli, A ve C vitaminleri ile folik asit içeriyor; sarımsak, kansere karşı etkili pitokimyasallar içeriyor.

8- Hangi yiyecekler kolestrolü düşürür?: Lif bakımından zengin sebzeler, sözgelimi yulaf, fasulye ve soyalı besinler, kolesterolü düşürüyor. Bunlar, kandaki kolesterol miktarını dengeleyici özelliğe sahip bulunuyor. Kolesterolünüz yüksekse, özellikle az yağ içeren bir diyet yapmalısınız. Aldığınız yağ miktarını azaltmak için meyve ve sebze ağırlıklı öğünler yemelisiniz ve kırmızı eti azaltmalısınız. Ayrıca süt ve süt ürünlerinden de yağsız olanları tercih etmelisiniz.

9- Günde 8 bardak su içmek neden önemli?: Vücudumuzda oluşan en temel kimyasal reaksiyonların tümü suya gereksinim duyar. Su; sindirimde, metabolizmanın düzenlenmesinde, vücut ısısının ayarlanmasında, kan basıncında ve fitness performansında direkt etkilidir.

10- Karnım açlıktan kazındığında bunu nasıl giderebilirim?: Bunu tamamen geçiremezsiniz; fakat kendinize en zararsız biçimde üstesinden gelebilirsiniz. Bunun için, diyetisyenlerin belirledikleri stratejilerden birini deneyebilirsiniz. Dilediğiniz yiyecekten ufak miktarlarda yiyerek açlığınızı gidermeye çalışın. Canınızın çektiği yiyeceklerin benzer diyet versiyonlarından deneyin. Hala açlığınızın önüne geçemediyseniz, arkadaşlarınızla birlikte olmayı ve açlığınızı aktivitelerle unutmayı deneyin.

11- Şeker şişmanlatır mı?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, teknik olarak yağ içermediğinden, hayır. Şeker, saf karbonhidrattan oluşur ve biz bu ihtiyacımızı aynı şekilde ekmekten, meyvelerden de karşılayabiliriz. Ama tabii ki şeker kalori içerir. Bazı şekerli yiyecekler, sözgelimi kurabiyeler ve krakerler, aynı zamanda yağ da içerir. O halde, çok fazla şekerli gıda tüketimi kısa sürede yağ birikimleri olarak vücudumuzda yerini alacaktır.

12- En sağlıklı yağ hangisi?: Zeytinyağı kesinlikle en sağlıklı olanı. Zira, doymuş yağ oranı düşe aynı etkiyi gösterir. Kas geük, doymamış yağ oranı yüksek rafine bir yağ. Göğüs kanseri riskini azalıyor ve kolesterol üzerinde kötü etkileri bulunmuyor. Margarin ve tereyağı gibi doymuş yağlar damar tıkanıklığına sebep olur ve böylece yüksek tansiyon ve kalp krizi riskini arttırır. Hidrojene bitkisel yağ gibi kimyasal reaksiyonlardan geçirilmiş yağlar da kolesterol üzerinde kötü etkilerde bulunur. Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, yumuşak doymamış margarinler diyet yaparken en uygun seçim. Eğer tereyağı konusunda ısrarcıysanız, light çeşitlerini zeytinyağı ile birlikte kullanmanızda fayda var.

13- Metabolizmayı özellikle güçlendiren yiyecekler var mı?: Diyetisyenlerin bu soruya yanıtı, hayır. Söylenildiğinin aksine, balarısı polenleri ve greyfurt da böyle bir etkide bulunmuyor. Bazı baharatlı yiyeceklerin metabolizmayı hızlandırdığı doğru olsa da, bunun vücut üzerindeki etkileri oldukça zayıf. Eğer metabolizmanızı güçlendirmek istiyorsanız, ağırlık kaldırma egzersizleri sizin için çok yararlı olacaktır. Kaslarınızı zorlayarak kaldırdığınız her yarım kilo için günde 35 kalori yakabilirsiniz.

14- Çok az yağ yemek mümkün mü?: Tıpkı bir araba gibi, vücudumuz da hareket etmek için yağa gereksinim duyar. Özel olarak yağ asitleri, hücre onarımında ve yenilemelerinde de iş görür. Et, balık, fındık gibi besinlerden aldığımız yağlar, aynı zamanda hormonları düzenleyici ve sinir sistemini güçlendirici etkilere sahip. Her ne kadar çoğu uzman günlük kalori miktarının yüzde 15'inin yağdan karşılanması gerektiği görüşünde birleşse de, yapılan son araştırmalar, yüzde 10'un da yeterli olduğunu gösteriyor.

15- Acıktığım zaman neden çekilmez bir insan oluyorum?: Kötü gününüzde olsanız dahi, dayanılmaz olmanızın sebebi, fizyolojik olarak açlığınızdan ileri geliyor olabilir. Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, vücuttaki kan şekeri düştüğünde, otomatik olarak kanınızdaki adrenalin ve daha birkaç hormonun işlevi de azalır ve bunun sonucu sinirlilik, kan basıncınızın artışıyla doğru orantılı olarak gerginlik görülebilir. Eğer sık aralıklarla azar azar yemek yemeye vakit ayıramıyorsanız, yanınızda bir meyve veya atıştıracak krakerler taşımanızda yarar var.

16- Hiçbir şey yemeyerek zayıflamak tehlikeli mi?: Bu tarz girişimler son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Vücudunuz iki günden fazla aç kaldığında, karbonhidrat ve protein gibi en temel ihtiyaçlarını kaslardan karşılamaya kalkacaktır. Ayrıca büyük su kaybına da rastlanır. Bunun sonucu olarak da baş ağrısı, baş dönmesi, sıkıntı gibi olumsuz belirtiler görülebilir. Aç kalınan süre arttıkça, oluşması muhtemel tehlikeler de daha ciddi boyutlar kazanacaktır.

17- Baharatlı yiyecekler ülser yapar mı?: Yapılan araştırmalar, peptik ülserin gerçek sebebinin mideye yerleşen bir bakteri olduğunu gösteriyor. Günümüzde ülser tedavisinde diyet yanında bu bakteriyi etkisiz hale getiren ilaçlar da kullanılıyor.

18- Izgaranın kansere yol açtığı doğru mu?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, direkt olarak hayır; ama kanser riskini arttırdığı doğru. Biftek, tavuk gibi et yağları kömür üzerine düştüğünde çıkan dumanın kanserojen etkileri olduğu biliniyor. Yapılan çalışmalar, mangaldan önce etleri marine etmenin bu tehlikeyi azalttığını gösteriyor. Diğer bir sağlıklı yöntem de etleri önce mikro dalgada pişirip en son mangalda çevirerek servise sunmak.

19- Gece yatmadan önce bir şeyler atıştırmak zararlı mı?: Gece yarısı yediklerinizi sindirmeniz iyice zorlaşır. Hele bir de yedikleriniz abur cubursa. Diyetisyenler, yatmadan önce bir şeyler atıştırmak istiyorsanız meyve veya bir kase yoğurt yemenizi ya da bir bardak süt içmenizi öneriyor.

Anti-Stres Diyeti


Özellikle, çalışan ve öğle yemeklerini dışardayemek zorunda olanlar için hazırlanmış bir diyettir. Günde ortalama 1400 kalori içerir ve fiziksel etkinlikte bulunmadan ortalama 4-4,5 kilo vermek isteyenler için idealdir.

1. Gün
Kahvaltı Capuccino ya da sütlü kahve (bir fincan kahve için 140 gr. yağlı süt), 60 gramlık bir kruasan
Ara Atıştırma 115 gr. greyfurt
Öğle Etli sandviç (80 gr. kepek ekmeği, 50 gr. yağsız et, 5 gr. marul, 10 gr. domates), 115 gr. pişmiş, şekersiz armut
Ara Atıştırma 110 gr. portakal
Akşam Patlıcanlı spagetti, et kesesi, haşlanmış karnabahar

2. Gün
Kahvaltı Cappuccino veya sütlü kahve, 60 gr. kruvasan
Ara Atıştırma 80 gr. ananas
Öğle Biftekli ve marullu sandviç (100 gr. kepek ekmeği, 50 gr. yağsız et, 5 gr. marul, 10 gr. domates)
Ara Atıştırma 60 gr. muz
Akşam Midyeli spagetti, şişte dana eti, haşlanmış havuç

3. Gün
Kahvaltı Capuccino ya da sütlü kahve, 60 gr. kruvasan
Ara Atıştırma 80 gr. kivi
Öğle Lor peynirli sandviç, 80 gr. mandalina
Ara Atıştırma 80 gr. mandalina
Akşam Pirinç salatası (65 gr. pirinç, 15 gr. havuç, kereviz, 35 gr. yumurta, 20 gr. pavurya, 20 gr. taze fasulye, bir kaşık zeytinyağı), 115 gr. kızarmış piliç, haşlanmış brokoli

4. Gün
Kahvaltı Cappuccino ya da sütlü kahve
Ara Atıştırma 60 gr. şekersiz, pişmiş elma
Öğle Yumurtalı, domatesli ve farekulaklı sandöviç, 60 gr. elma
Ara Atıştırma 105 gr. mandalina
Akşam Ton balıklı spagetti, fırında palamur, yeşil salata

5. Gün
Kahvaltı Cappuccino veya sütlü kahve (bir fincan kahve içinde 140 gr. yağlı süt), 60 gr. kruvasan
Ara Atıştırma 115 gr. greyfurt
Öğle Etli sandviç, 115 gr. şekersiz pişmiş armut
Ara Atıştırma 110 gr. portakal
Akşam Domatesli spagetti, şaraplı piliç butu, haşlanmış karnabahar

6. Gün
Kahvaltı Cappuccino veya sütlü kahve, 60 gramlık bir kruvasan
Ara Atıştırma 80 gr. ananas
Öğle Biftekli ve marullu sandviç (100gr. kepek ekmeği, 50 gr. yağsız et, 5 gr. marul, 10 gr. domates), 60 gr. armut
Ara Atıştırma 60 gr. muz
Akşam Piliçli pilav, limonlu tavuk göğsü, hindiba salatası

7. Gün
Kahvaltı Cappuccino veya sütlü kahve, 60 gramlık bir kruasan
Ara Atıştırma 80 gr. kivi
Öğle Lor peynirli sandviç, 60 gr. şekerli pişmiş armut
Ara Atıştırma 60 gr. şekerli pişmiş armut
Akşam Domatesli erişte, fırında sardalye, domatesli fasulye

Ekmek Diyeti


Hedef: 3 günde 1.5-2 kilo.
Günlük kalori: 900 Kcal

Bu rejim tek gıda rejimi grubuna giren ve en fazla 3 gün süreyle yapılabilecek bir diyettir. Yeniden başlamak için aradan 4 günlük bir süre geçmesi gerekir.

3 gün boyunca günde 10-12 dilim kızarmış ekmek yenilen bu diyette ekmeklere çok az tereyağı sürebilirsiniz. (Tek bıçak hareketi ile sürülebildiği kadar) 10-12 dilim ekmek gün boyunca istendikçe de yenebilir ancak öğün düzenine uyulması daha doğru olur. Ancak aralarda da sayıyı aşmamak kaydıyla yiyebilirsiniz. Tek gıda rejimi olduğu için sağlık açısından sakıncalı bir diyet olup bir kereden fazla uygulanmaması kuvvetle önerilir.

Bu diyette istediğiniz kadar şekersiz çay veya kahve içebilirsiniz.

Bu diyetin günlük menüleri

3 GÜN BOYUNCA
Sabah : 2-3 dilim ekmek.
Öğle : 3-4 dilim ekmek.
Akşam : 3-4 dilim ekmek.


Bu diyette günlük menü diyet süresince aynıdır.

Zayıflayacağım derken ölmeyin!

Zayıflatıcı Çin çayları karaciğer yetmezliği, panik atak, hatta ölüme neden oluyor.

Türkiye Diabet ve Obezite Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık, besin takviyesi ve zayıflatıcı ürünlerin obezite tedavisinde yeri bulunmadığını vurguladı.

Prof. Dr. Bağrıaçık, ''Piyasada çok geçerli olan, şarlatanlığa yönelmiş tedavi biçimlerini benimsemiyoruz. Son 5-6 yıldır Uzak Doğu ve Çin'den gelen ürünleri hastalarımıza tavsiye etmiyoruz'' dedi.

Dünyada 1 milyara yakın insanın fazla kilolu, 400 milyon kişinin de şişman olduğunu belirten Bağrıaçık, Türkiye'de de bu konuda yapılan 4 araştırmanın ortalamasına göre, halkın yüzde 33'ünün kilolu, yüzde 26'sının ise şişman olduğunu söyledi. Bağrıaçık, özellikle 2-9 yaş arasındaki çocuklarda artan şişmanlığın alarm verdiğine dikkati çekti. Kesinlikle doktor kontrolü altında kilo verilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Bağrıaçık, şu görüşleri dile getirdi: ''İdeal olan, ilk 3-6 ay içinde vücut ağırlığının yüzde 10'unu vermektir. Bunun üzerinde hastaları zorlamıyoruz. Ancak bu süre içinde eğer kişi bu kiloyu veremezse yardımcı bir ilaca müracaat ediyoruz. Piyasada çok geçerli olan, şarlatanlığa yönelmiş tedavi biçimlerini benimsemiyoruz. Son 5-6 yıldır Uzak Doğu ve Çin'den gelen ürünleri hastalarımıza tavsiye etmiyoruz. ABD Sağlık Dairesi FDA'nın onay verdiği, Sağlık Bakanlığının ruhsatlandırdığı ilaçlarla, piyasadaki bu ürünlerin karşılaştırılmasını doğru bulmuyoruz. Çin'den gelen yaprakları yiyeceğinize bizim sebze-meyvelerimizi, keten tohumu yiyin. Elmayı kabuğuyla tüketin. Dünya Sağlık Örgütü de geçen yıl Çin'de üretilen zayıflatıcı ve iştah kesici ürünlerin yüzde 6'sının sahte olduğunu bildirmişti. Besin takviyesi ve zayıflatıcı ürünlerin obezite tedavisinde yeri yok.''

İLAÇ DOZUNUN AYARLANMASI

Zayıflama ilaçlarının kullanılmasında dozun yanı sıra kişinin yaş ve kilosu ile kullanım şeklinin çok önemli olduğunu belirten Bağrıaçık, ''Bazen hasta zayıflatıyor diye ilacın dozunu kendi ayarlıyor'' dedi. Türkiye Diabet ve Obezite Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mücahit Özyazar da, beslenme alışkanlıkları ve bazı hastalıkların yanı sıra psikolojik faktörlerin de obeziteye neden olabildiğini, bazı insanların ''tüm sinirini buzdolabından çıkardığını'' söyledi.

ALTERNATİF TIPTA KULLANILAN BİTKİLER ZEHİRLİ

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kaya da, obezitenin, tedavisi ömür boyu sürmesi gereken kronik bir hastalık olduğunu belirterek, şişmanlığın gelişmiş ülkelerde az gelişmiş kesim, gelişmekte olan ülkelerde ise zengin kesimi etkilediğini vurguladı. Obeziteyi önlemek için toplumun her kesimini eğitmek gerektiğini anlatan Kaya, fiziksel aktivite ile doğru ve dengeli beslenmenin ömür boyu sürmesi gerektiğini söyledi. Ahmet Kaya, dünyada 6 bin adet bitki ve ekstresinin alternatif tıpta kullanıldığını, ancak bunların 3 bin tanesinin toksik, yani zararlı olduğunu vurgulayarak, zayıflatıcı Çin çaylarının yeni olmadığını, bizzat Çinli araştırmacıların yaptığı çalışmaya göre bunların karaciğer yetmezliği, panik atak, hatta ölüme neden olduğunu sözlerine ekledi.

Mesleğinize göre beslenin

Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Yeşim Çelik, “ İş hayatında sağlıklı beslenmenin yolları ve farklı meslek gruplarında doğru beslenme” hakkında bilgi verdi

Oturarak Çalışanlar Kalori Miktarını Ayarlamalı

Banka memuru, mali müşavir gibi kalori harcaması daha düşük olan grup çalışanlarının kalori alımlarının da daha düşük olması gerekmektedir. Az az, sık sık beslenerek günlük almaları gereken kalori miktarını tamamlamaları uygun olacaktır.

Öğle yemeği şirkette servis yapılıyorsa karbonhidratlı, ağır gıdalar yerine hafif ve düşük kalorili yemekler tercih edilmelidir. Özellikle salata ve protein içeren bir besin kişiyi uzun süre tok tutacak, atıştırmaları engelleyecek ve öğleden sonra daha verimli çalışmayı sağlayacaktır.

Çay, kahve, meşrubat tarzı içecekleri tüketmek yerine masalarına bir sürahi su almaları ve bol bol tüketmeleri gerekmektedir. Çay ve kahve yerine ise bitki çayları tercih edilmelidir. Özellikle stresi azalttığı için rezene, bağışıklık sistemi içinse adaçayı, ıhlamur önerilmektedir.

Hareketin azalmasına bağlı olarak oluşabilecek kabızlık problemi için posa ve sıvı alımlarını arttırmaları gerekmektedir.

Çok Sık Seyahat Edenler Yanlarında Pratik Besinler Taşımalı

Düzensiz öğün alışkanlığı, egzersize zaman ayıramama, dengeli beslenme güçlüğü, saat farkı kaynaklı öğün düzensizliği, su tüketiminde eksiklik gibi problemlerin sık yaşandığı gazeteciler ya da uluslar arası ticaretle uğraşan kişiler yanlarında metabolizmayı hızlandırmak ve yeterli beslenebilmek için 2 - 3 saatte bir tüketebilecekleri besinler taşıyabilirler. Yağsız kraker ile ayran, kuru kayısı, ceviz veya badem, 1 meyve, 1 avuç leblebi, yarım simit ile peynir, yağsız tost ve ayran her yerde bulabilecek ve taşınabilecek pratik besinlerdir.

Sık seyahat etmek zorunda olan kişiler kilolarını korumak ve sağlıklı beslenmek için az ve sık yemek zorundadırlar.

Sindirim sistemi problemlerinin sık yaşandığı bu grup çalışanlarının da su tüketimini arttırmaları ve posa içeriği zengin besinlerin tüketimine özen göstermeleri gerekmektedir.

Uzun Toplantılar Kilo Alımına Neden Olur

Bu gruptaki çalışanlar uzun süre hareketsiz kalacakları için kalori alımına dikkat edilmelidir.
Aşırı çay kahve tüketimi, yetersiz su içme, toplantılardaki yağlı ve şekerli kurabiye tüketiminde artış nedeniyle toplam kalori alımında artış gözlenir. Çay ve kahve, bileşimindeki antioksidan maddeler sebebiyle önemlidir. Fakat tüketimin fazla olması su tüketimini engeller hale geldiğinde sağlık için tehlikeli bir hal alır. Özellikle çay, kahve şekerli tüketiliyorsa durum kalori alımını daha da arttırır.

Bir küp şeker yaklaşık 20 kalori içerir. Her gün 100 kalori fazlalık ayda 3000 kalori eder. Bu yıllık olarak vücut ağırlığınızda yaklaşık 5 kilo artışa sebep olur. Bu yüzden toplantılarda ikram edilen kurabiyeler yerine yağsız kraker, çeyrek simit, kuru kayısı, ceviz, peynirli kepekli sandviçler, çiğ sebzeler ve bitki çayları, su daha iyi seçimlerdir.

İşleri Nedeniyle Sürekli Yürüyenler Yağ ve Şeker Oranına Dikkat Etmeli

Tıbbi satış mümessilleri gibi kalori harcaması daha yüksek olan grup çalışanlarının yeterli ve dengeli beslenme konusunda daha fazla dikkatli olmaları ve yeterli oranda sıvı tüketmeleri gerekmektedir.

Öğün saatlerinde dengesizlik nedeniyle kalori alımları daha düşük olabilir. Fakat sürekli dışarıda hazır yemekler yenilmesi, karbonhidrat ve yağ içeriği yüksek, lif içeriği düşük beslenme kilo artışına neden olabilir.

Bu yüzden beslenmelerinde mutlaka tükettiklerin besinleri yağ ve şeker oranlarına dikkat etmeleri gerekmektedir.

Sürekli Aynı Pozisyonda Oturanlar Sindirimi Kolay Besinleri Tercih Etmeli

Hareketsizlik sebebiyle kilo alımında artış görünen bu grup çalışanlarının posa açısından zengin, sindirimi kolay, kalori içeriği düşük besinleri tercih etmeleri gerekmektedir.
Diyetin lif oranını artırmak için özellikle rafine edilmemiş, tam buğday, tam çavdar ve kepekli ürünler ile sebze, kabuğu ile yenebilen meyve ve kuru baklagillere yer verilmelidir.

Ağır İşte Çalışanlar Kahvaltıyı İhmal Etmemeli

Yetersiz ve dengesiz beslenme, işçinin üretim hızını düşürür. İşin gerektirdiği enerjiyi sağlayacak besinler alınmadığı zaman, enerji harcaması kısıtlandığından, üretim için gerekli fiziksel güç azalır.
Yüksek enerjili beslenme programı uygulanmalıdır. Enerji yanında protein, vitaminler ve madensel tuzların da yeterli oranda alınması gerekmektedir.

İşçi beslenmesi iş yerinde ve evde beslenme olarak 2 şekilde ele alınmalıdır. Günlük besinler genellikle üç öğün halinde alınmalıdır. Kahvaltısız işe başlama iş verimini azaltmaktadır. Enerjinin sağlandığı besin türü çok önemli olmamakla birlikte, kahvaltılarda karbonhidratlı ve yağlı gıdaların yanında protein içeriği zengin besinlerinde tüketilmesi önerilmektedir.

Uykusuz ve Düzensiz Yaşayanların Kalori Alımlarının Yüksek Olması Gerekmektedir

Düzensiz öğün alışkanlığı, egzersize zaman ayıramama, dengeli beslenme güçlüğü, geç saatte yemek yeme ve şeker içeriği yüksek atıştırmalar, su tüketiminde eksiklik, sindirim sistemi problemleri en sık karşılaşılan problemlerdir.

Kısa sürede fazla miktarda besin almak zorunda kalan bu kişilerin besin seçiminde daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Yağ ve şeker oranı dengelenmiş, yeterli oranda protein içeren besinler ilk tercihleri olmalıdır. Tükettikleri her öğünde 4 besin grubunun bir arada bulunmasına özen gösterilmelidir. Uzun süre uykusuz kalınacağı ve egzersiz için zaman ayrılmayacağı için kalori alımlarının yüksek olmaması gerekmektedir