14 Ekim 2008 Salı

Yüz Gerdirme Diyeti

Yüz Gerdirme Diyeti

Leyla Alaton Günyeli'nin uyguladığı yüz gerdirme diyeti

(Dr. Nicholas Perricone'un 3 günlük yüz gerdirme diyeti kırışıklıklarla mücadele etmek için. Aynı zamanda 2 kilo vermek de mümkün. Diyette güne aç karnına içeceğiniz iki bardak su ile başlıyorsunuz. Ayrıca gün içinde 2-2 buçuk litre su içmeniz gerektiğini de unutmayın.)

SABAH

* 3 yumurta beyazı ve bir yumurta sarısı ile yapılan omlet. Veya 110-170 gram arası ızgara somon.

* İnce bir dilim kavun ya da yarım fincan kırmızı taneli meyve (böğürtlen, frambuaz, çilek, vb.)

ÖĞLE

* Yemekten önce iki bardak su.

* 110-170 gram arası ızgara somon, konserve ton balığı veya zeytinyağlı sardalye balığı.

* 1 kase zeytinyağı ve limonlu yeşil salata.

* İnce bir dilim kavun ya da kahvaltıdaki gibi çeyrek çorba kasesi kırmızı taneli meyve.


AKŞAM

* Yine aynı miktarda somon.

* Aynı miktarda yeşil salata.

* Bir fincan buharda pişmiş brokoli, kuşkonmaz ya da ıspanak.

* Yine aynı miktarda kavun ya da kırmızı taneli meyve.

Üzüm Diyeti


Üzüm diyeti, mevsim değişimlerinde vücudun tüm ihtiyacını karşılayacak kadar dengeli ve pratik bir diyet. Toksinlerden arınıp bol enerji depolayarak 3 günde 3 kilo verebilir, vücudunuzu değişen hava ve yaşam şartlarına hazırlayabilirsiniz.

1.Gün
Üzüm diyetini sıkı bir beslenme programı olarak algılayabilirsiniz. Ancak başladıktan sonra sandığınız kadar zahmetli olmadığını siz de fark edeceksiniz. Aşmanız gereken en zor engel, birinci gün. İkinci ve üçüncü günlerin daha rahat geçeceğinden emin olabilirsiniz.

Uyanınca
1 bardak ılık su

Kahvaltı
1 bardak üzüm suyu + Sütlü yulaf ezmesi + 1 kaşık bal

Ara öğünler
1 bardak ılık su + 1 bardak üzüm suyu

Öğle ve akşam
1 bardak üzüm suyu + Sütlü yulaf ezmesi + 1 kaşık bal

Yatmadan önce
1 bardak ılık su + 1 bardak üzüm suyu

2. Gün
Kendinizi bugün biraz daha iyi hissedeceksiniz. Çünkü üç ana öğün de oldukça doyurucu. Şişkinlik hissetmemek için, uzun uzun çiğneyerek yemek yemenin tadını çıkarın. Sakın vazgeçmeyin, yolun yarısını aştınız bile, geriye sadece bir gün kaldı. Unutmayın ki sonunda kazanan siz olacaksınız.

Uyanınca
1 bardak ılık su

Kahvaltı
1 kase haşlanmış üzüm + Haşlanmış pirinç + 1 kase light yoğurt ve 1 kaşık bal

Ara öğünler
1 bardak ılık su

Öğle ve akşam
1 kase haşlanmış üzüm + Haşlanmış pirinç + 1 kase light yoğurt ve 1 kaşık bal

İkindi
1 bardak su

Yatmadan önce
1 bardak ılık su

3. Gün
Çetin sandığınız damak savaşınız nihayet bitiyor. İtiraf edin ki o kadar da güç değildi. Sonuçta kilolar eridi, vücudunuz temizlendi ve yeni bir mevsime toksinlerden arınmış olarak giriyorsunuz.

Uyanınca
1 bardak ılık su

Kahvaltı
Tavuk suyuna çorba + 1 salkım üzüm + 1 sandviç ekmeği

Ara öğünler
1 bardak ılık su

Öğle ve akşam
Tavuk suyuna çorba + 1 salkım üzüm + beyaz peynir (öğle) + ızgara tavuk (akşam) + 1 sandviç ekmeği

Yatmadan önce
1 bardak ılık su

13 Ekim 2008 Pazartesi

Yeşil Çay Mucizesi

Kızlar kilo sorunu olan diyet yapoan hap vs kulanan hepsini bıraksın.. Tek ve kısa çözüm yeşil çay 2-3 gün sonra bile kendinize değişimleri hissetmeye başlıyosunuz. 1 ay sonra da sonucu net görüceksiniz.

biz bu çayı içmeye arkadaşımla beraber başaldık ve şuan ikimizde aynı anda ve aynı şekilde kilo vermiş durumdayız. Tek yapmanız gereken günde 2 bardak çay içmek o kadar vee istediğiniz börek çörek ne varsa yiyebilirsiniz.



HAYDİİ KIZLAR İNANILMASI ZOR GİBİ AMA SADECE DENEYİN VE GÖRÜN DİYORUM...

4 Ekim 2008 Cumartesi

Şeker Diyeti


SABAH

1 su bardağı şekersiz çay

2 kibrit kutusu beyaz peynir

Salatalık, domates

2 dilim kepekli ekmek

ARA ÖĞÜN

1 su bardağı ayran

2-3 adet kepekli bisküvi

1 porsiyon meyve

ÖĞLE

3 köfte kadar kadar et (100 gram) veya 1 porsiyon kuru baklagil yemeği

1 porsiyon sebze yemeği

Salata

1 kase yoğurt

2 dilim kepekli ekmek

İKİNDİ

1 dilim kepekli ekmek

1 dilim beyaz peynir

1 porsiyon meyve

AKŞAM

1 kase çorba

1 porsiyon sebze yemeği

Salata

1 kase yoğurt

2 dilim kepekli ekmek

GECE

1 su bardağı şekersiz süt

1 porsiyon meyve

Simit Diyeti


En fazla 7 gün boyunca uygulanması gereken bu diyet, simitin yanı sıra et, tavuk gibi protein ağırlıklı besinler de içeriyor. Bu diyette sabah kahvaltısı bir hafta boyunca aynı.



Günlük Menüler

1. Gün

Sabah: ½ simit, çay, kahve diyet içecekler

Öğle: 1 simit, yağsız salata (1 kase salata)

Akşam: ½ tavuk, 1 kase salata (yağsız)


2. Gün

Sabah: ½ simit, çay, kahve diyet içecekler

Öğle: 1 simit, yağsız salata (1 kase)

Akşam: ½ tavuk, 1 kase salata (yağsız)


3. Gün

Sabah: ½ simit, çay, kahve diyet içecekler

Öğle: 1 simit, yağsız salata (1 kase)

Akşam: 10 köfte (ekmeksiz yapılacak, yağsız kıymadan, baharat olabilir.)


4. Gün

Sabah: ½ simit, çay, kahve diyet içecekler

Öğle: 1 simit, 1 kase salata

Akşam: 10 köfte (ekmeksiz yapılacak, yağsız kıymadan, baharat olabilir.)


5. Gün

Sabah: ½ simit, çay, kahve diyet içecekler

Öğle: 1 simit, 1 bardak ayran

Akşam: 8 adet kuzu pirzola, 1 kase salata


6. Gün

Sabah: ½ simit, çay, kahve diyet içecekler

Öğle: 1 tabak makarna (domatesli) 1 kase salata

Akşam: 8 adet kuzu pirzola, 1 kase salata


7. Gün

Sabah: ½ simit, çay, kahve diyet içecekler

Öğle: Tavuklu domatesli makarna (1 tabak olacak, içine 1 tatlı kaşığı yağ konacak.)

Akşam: 3 adet bonfile veya balık ızgara veya teflonda, 1 kase salata

Mide Bandı İlk Kez Çocuklarda Denendi



Mide bantları, ABD'de yaşları 13-17 arasında değişen 53 çocuk üzerinde denendi. Çocuklar yüzde 50 oranında kilo kaybetti. Türk uzmanlar ise çocuk ve gençlerde kelepçeye karşı çıkıyor.

ABD'de yaşları 13-17 arasındaki 53 çocuk takılan mide bandıyla yüzde 50 kilo kaybetti.

Türkiye'de ve dünyada yetişkin ölümlerine neden olduğu için çok tartışılan mide kelepçesiyle zayıflama yöntemi, şimdi ABD'de yeni bir denemeyle gündeme geliyor. Kelepçeyle benzer bir yöntem olan "mide bandı" operasyonu, Cincinati Çocuk Hastanesi'nin liderlik yaptığı 4 tıp merkezi ortak bir çalışmasıyla çocuklarda deneniyor. Araştırmaya katılan New York Üniversitesi doktorlarının cevap aradığı soru şu: "Mide bantı takılarak çocuklar zayıflatılabilir mi?" Üniversite, erkek ve kızların oluşturduğu ve yaşları 13 ile 17 arasında değişen 53 kişilik bir denek grubuna mide bandı ameliyatı uyguladı. Gençlerin neredeyse yüzde 50 oranında kilo kaybettiği görüldü. New York'da yaşayan 17 yaşındakiÇek asıllı Cyrstal Kasprowicz de bu kişilerden biri. Genç kız bir yıl önce olduğu ameliyattan bu yana tam 50 kilo vererek 75 kiloya indi.

FDA ONAY VERMİYOR
Kasprowicz "Şu anda tamamen farklı biriyim. Artık kalp ilaçları kullanmıyorum. Düzenli olarak tırmanış yapıyorum. Yürüyorum. Hayatımdan çok memnunum' diyor. Chicago'da bulunan İllionis Üniversitesi Tıp Merkezi'de 18 yaş altındaki 50 kişi üzerinde benzer operasyonları gerçekleştireceğini açıkladı. Amerikan İlaç Ve Gıda Dairesi (FDA) henüz reşit olmayanlara mide bandı takılmasına onay vermiyor. Ancak test çalışmaları için izin verildi. Mide kelepçesi ameliyatlarında ölüm riski ise 50'de bir.

Kalça eritmek

Faydası: Kalça ve kalçanın dış kısmını kuvvetlendirir.

Uygulama: Yanlamasına uzanın. Attaki
bacağınızı bükün. Üstte kalan bacağınızı ayağınız zemine dönük olarak kaldırın. Her seri sonunda bacak değiştirin.

Egzersizi yaparken:
- bacağınızı kaldırırken kalça kaslarınızı kuvvetle sıkın,
- bacağınızı indirirken zemine dokunmayın,
- güç harcadığınız aşamada nefes verin.

Program:
1. hafta 3 seri 15 tekrar
2. hafta 4 seri 20 tekrar
3. hafta ve sonrası 5 seri 25 tekrar

*her seri arasında mutlaka 30 saniye dinlenin ve gevşeyin





Faydası: Kalçayı sıkılaştırır.

Uygulama: Emekleme pozisyonu alın. Bir bacağınızı bükerek yukarı doğru kaldırın.
Her seri sonunda bacak değiştirin.

Egzersizi yaparken:
- topuğunuz yukarı doğru bakmalı,
- sırtınızı tamamen düz tutun,
- kalçanızı maksimum oranda sıkın,
- bacağınızı fazla kaldırmaya çalışmayın,
- ellerinize değil, dirseklerinize dayanın,
- gövdenizi çevirmeyin,
- güç harcarken nefes verin.

Program:
1. hafta 3 seri 15 tekrar
2. hafta 4 seri 20 tekrar
3. hafta ve sonrası 5 seri 25 tekrar
*her seri arasında mutlaka 30 saniye dinlenin ve gevşeyin.



Faydası: Kalça ve bacakları kuvvetlendirir. Yüksek kalori harcanmasını sağlar.

Uygulama: Ayakta, bir adım öne gider gibi durun (bacaklarınızı 1 metre kadar ayırın). Arkada duran bacağı bükerek dizinizi yere doğru götürürken, kalça ve önde duran bacağınız arasında dik bir açı oluşturmaya çalışın. Her seri sonunda bacak
değiştirin.

Egzersizi yaparken:
- öne değil de zemine doğru gitmek için arka bacağınız üzerinde yaylanın,
- karın kaslarınızı kasın,
- arkada duran ayağın topuğunu kalkık tutun,
- dizinizi yere koymayın.

Program:
1. hafta 3 seri 10 tekrar
2. hafta 4 seri 15 tekrar
3. hafta ve sonrası 5 seri 20 tekrar
*her seri arasında mutlaka 30 saniye dinlenin ve gevşeyin.






Faydası: Kalçayı çalıştırır ve kuvvetlendirir.

Uygulama: Sırt üstü uzanın, bacaklarınızı bükün, ayak tabanlarınızı yerde ve
kalçanıza yakın tutun. Topuklarınızla iterek
kalça ve sırtınızı kaldırın.

Egzersizi yaparken:
- sırtınızın üst kısmını ve omuzlarınızı yerde tutun,
- kaldırma sırasında kalça ve karın kaslarınızı sıkın,
- yukarı çıkmaya çalışırken dizlerinizi açmayın,
- her tekrardan sonra değil seriyi tamamladıktan sonra dinlenin,
- güç harcarken nefes verin.

Program:
1. hafta 3 seri 15 tekrar
2. hafta 4 seri 20 tekrar
3. hafta ve sonrası 5 seri 25 tekrar
*her seri arasında mutlaka 30 saniye dinlenin ve gevşeyin




Faydası: Kalçayı kuvvetlendirir.

Uygulama: Emekleme pozisyonu alın. Bir bacağınızı gergin olarak arkaya uzatın ve
yukarı doğru kaldırın. Her seri sonunda bacak değiştirin.

Egzersizi yaparken:
- sırtınızı mümkün olduğu kadar düz tutun ve bacağınızı yukarıya doğru kaldırırken kalçanızı olabildiğince sıkın.
- bacağınızı çok yükseğe çıkarmaya çalışmayın,
- ellerinize değil dirseklerinize dayanın,
- gövdenizi çevirmeyin,
- dizlerinizi açmayın,
- güç harcarken nefes verin.

Program:
1. hafta 3 seri 15 tekrar
2. hafta 4 seri 20 tekrar
3. hafta ve sonrası 5 seri 25 tekrar
*her seri arasında mutlaka 30 saniye dinlenin ve gevşeyin.

1 Ekim 2008 Çarşamba

Kendi yontemlerinizle zayiflamanin yollari

İmkanınız varsa, zayıflamak için uzman bir doktora gidin ya da bir diyetisyenden destek alın. Hem vaktiniz, hem de bolca paranız varsa; bir zayıflama kampına da katılabilirsiniz. Eğer bunların hiçbirini yapamıyorsanız, sakın kaderinize küsmeyin çünkü yine de zayıflayabilirsiniz. Bu hafta kendi kendine diyet yapmak isteyenler için uzmanlardan çok özel formüller aldık. Evkadınları, çalışan insanlar ya da doğumdan sonra fazla kilolarından kurtulmak isteyenler için işin uzmanları son derece yararlı tavsiyelerde bulundu. Önce nasıl kilo verebileceğinizi öğrenin. Sonra da uzmanların verdiği bu bilgilerle, siz de kendi kendine sağlıklı bir şekilde kilo veren insanlar arasına katılın...

4 haftada kusursuz bir vucut

Gyrotonic, Amerika ve Avrupa'da en gözde salon sporlarından biri. Müdavimleri arasında Madonna, Gwyneth Paltrow ve Björk başı çekiyor.

Tüm kasları en az eforla çalıştırıp, kısa sürede güçlendirecek kadar marifetli olan bu egzersiz şimdi Türkiye'de. Uzmanlar, her gün 40 dakika yaptığınız takdirde 1 ayda tepeden tırnağa sıkılaşacağınızı söylüyor.


OMUZ, KARIN VE BEL KASLARI

1. Kollarınız ve bacaklarınız omuz hizasında açık halde cihazın minderine oturun. Önünüzde bulunan iki mekanizmayı her iki avucunuzla tutacaklardan kavrayın. Bu sırada vücudunuzun üst bölümü öne doğru hafif eğik olmalı ve ayak tabanlarınız da zemine tam değmeli. Ardından dairesel hareketlerle cihazın kollarını birbirine yaklaştırırken başınızı da öne doğru eğin.

2. İki mekanizmayı, kollarınız birbirine çapraz duracak şekilde her iki avucunuzla tutacaklardan kavrayın. Bu pozisyonda vücudunuzun üst bölümü ve başınız yana doğru çevrilmiş olmalı. Ardından nefes alarak cihazın kulplarını kollarınız birbirine paralel olacak şekilde çevirin. Nefes verirken başlangıç pozisyonuna dönün.

3. Bacaklarınızı omuz hizasında açıp, ayak tabanlarınızı da zemine değdirerek cihazın minderine oturun. Vücudunuz mekanizmaya dönük şekilde başınızın hizasında bulunan yaylı ipleri, iki bileğinize dolayın. Sol elinizi aşağıya doğru çekerken, aynı anda başınızı ve vücudunuzun üst bölümünü sanki arkayı görmek istercesine sola doğru çevirin. Aynı hareketi diğer elinizle de tekrarlayın.

4. Mekanizmaya yan dönmüş halde oturduktan sonra yaylı ipleri iki bileğinize dolayın. Şimdi nefes alarak iki kolunuzu aşağıya doğru çekin. Hareketi uygularken vücudunuzun üst bölgesi de kollarınızla birlikte aşağıya doğru kaymalı.

KARIN BÖLGESİ KASLARI

5.Sırtüstü uzanın ve yaylı mekanizmayı iki elinizle kavrayın. Bacaklarınızı büküp, ayak uçlarınızı minderin uç kısmına yerleştirin. Şimdi sol diziniz ile alnınızı birbirine doğru yaklaştırırken, her iki elinizi de yaylı mekanizmayla birlikte aşağıya doğru çekin. Tekrar başlangıç pozisyonuna dönerek egzersizi diğer bacağınız ile tekrarlayın.

BACAK KASLARI

6. Zemine, sadece beliniz yerde olacak şekilde sırtüstü uzandıktan sonra her iki bacağınızı yaylı mekanizmadan geçirin. Yaylı mekanizmayı dizlerinize kadar çekin. Bu pozisyonda bacaklarınızın üst kısmı birbirine bitişik olmalı. Baldırlarınızı da yanlara doğru açarak parmaklarınızın uçlarını zemine değdirin. Ardından bacaklarınızın üst kısmını yanlara doğru açarken baldırlarınızı da parmak uçlarınızı birbirine değinceye dek yaklaştırın.

Bebeginizi emzirerek kilo verin

Yeni doğum yapan kadınların hemen hepsinin en büyük şikayeti hamilelik sürecinde aldıkları kilolardan kurtulmak.

Kayseri İl Sağlık Müdürü Kadir Çetinkara bu konuda yeni doğum yapan annelere önemli bir tavsiyede bulunuyor. Emzirmenin hem çocuk hem de anne açısından çok büyük faydası olduğunu belirten Çetinkaya, doğumdan sonra kilo vermek için büyük çaba ve para harcayan bayanların doğal yolla çocuklarını emzirerek kilo verebileceklerine dikkat çekti. Çetinkara, "Emzirme doğumdan sonra uterusun kasılmasına sebep olarak küçülmesine yardım eder. Emzirme ayrıca annenin gebelik süresince aldığı fazla kiloların harcanmasına da yardım eder. Emziren bayanlarda meme ve over kanseri de görülmez." dedi.

Bebeğin tıbbi bir engel olmadığı müddetçe ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmesi gerektiğini bildiren Çetinkara, bu dönemde anne sütünün bebeğin su ihtiyacını da karşılayacağı için bebeğe su dahi verilmesine gerek olmadğını söyledi. Anne sütüyle beslenen bebeklerde enfeksiyon görülme riskinin en aza indiğini aktaran Çetinkara, "Sindirimi daha kolay olduğu için ishal, kabızlık ve gaz sancıları daha az görülür. Anne sütü ayrıca bebeği birçok bulaşıcı hastalıktan da korur. Anne sütündeki demir ve kalsiyum bebeğin bağırsaklarında daha iyi emilir. Bu nedenle raşitizim ve anemi daha az görülür." diye konuştu.

İşte zayif gorunmenin sirri


Dikey çizgili giysilerin insanları zayıf gösterdiğine dair kanaatin doğru olmadığı ortaya çıktı.

İngiliz Bilim Derneği'nin düzenlediği bilim festivalinde sunum yapan York Üniversitesi'den psikolog ve görsel algı uzmanı Peter Thompson, bu anlayışın bilimsel bir temeli olmadığını kaydetti.

İngiliz The Independent gazetesi, yatay çizgilerin insanları şişman göstermediğini yazdı. Dr. Thomson'un iddialarını sayfalarına taşıyan gazete, "Aslında yatay çizgili giysilerin insanları zayıf gösterdiği ortaya çıktı." dedi.

Thomson, dikey çizgili giysilerin insanları şişman gösterdiğine dair kanaatin yanlış bir algı olduğunu söyledi. Thomson yaptığı araştırma sonucunda dikey çizgili giysiler giyen insanların, yatay çizgili giysiler giyenlere göre yüzde 6 oranında daha geniş gözüktüğünü belirledi. 20 kişi üzerinde araştırma yapan Thomson, "Yatay çizgili giysiler sizi şişman göstermez. Aslında dikey çizgili giyenler, yatay çizgili giysiler giyenlere göre daha şişman gözüküyor. " dedi. Thomson, dikey çizgili giysilere dair inancın nereden kaynaklandığını bilmediğini söyledi.

"Zayıf görünmek isteyen kadınlar ne yapmalı?" sorusu karşı Thomson, "Siyah giymek güzeldir. Üzerinde birkaç yatay çizgi bulunan siyah kıyafetler giysinler." tavsiyesinde bulundu.

Japonya Diyetetik Kongresi’nden son haberler

Yapılan sempozyumlarda genel olarak yetişkin obezitesinden çok - obezite artık çok küçük yaşlarda başladığı için - okul çocuklarındaki obezitenin nedenleri ve çözümler tartışılmıştır.

Çocukluk çağı obezitesi yetişkinden daha önemli.

Yapılan sempozyumlarda genel olarak yetişkin obezitesinden çok - obezite artık çok küçük yaşlarda başladığı için - okul çocuklarındaki obezitenin nedenleri ve çözümler tartışılmıştır. Özellikle ABD’de 62 yıldır uygulanan okul öğle yemeği programları çocukların yeterli besin almaları ve sağlıklı bir çocukluk dönemi geçirip, ideal kilolarda olmaları için uygulanıyor. Maalesef ülkemizde tüm okullar için geçerli olan ve diyetisyen gözetiminde uygulanan programlar yok. ABD uygulamalarına baktığımızda öğle yemekleri sebze ve meyve ağırlıklı olmak üzere, tam tahıl ürünleri ve düşük yağlı süt ürünlerinden oluşuyor. Klasik Amerikan fast foodları ise düşük yağlı ve düşük kalorili olarak yeniden düzenlenerek servis ediliyor

Demir, A vitamini ve iyot, dünya genelinde eksikliği en çok görülen mikro besin öğeleridir.
Demir, A vitamini ve iyot eksikliği tüm dünyada etkisini gösteriyor. Bu üçü içinden en fazla eksikliği görülen ise demirdir. Dünyada 2 milyardan fazla kişi anemik, yaklaşık 2 milyar kişide iyot ve 254 milyon okul öncesi çocukta A vitamini eksikliği görülmektedir. Bunun kontrolü için özellikle besin zenginleştirmelerinin üzerinde duruluyor

Kanser türleri ve beslenme ilişkisi önemsenmeli.
Kanser riskini azaltabilmek için özellikle sebze ağırlıklı beslenmek ve hayvansal ürünleri (özellikle kırmızı et ve tam yağlı süt ürünleri) azaltmak büyük önem taşımaktadır. Taze sebze ve meyveler, içerdikleri biyoaktif bileşenler olan karotenoidler, C vitamini, selenyum, isotiyosiyanatlar, indoller ve fenoller ile kansere karşı koruyucu özellik göstermektedir. Kurubaklagiller ise fito-östrojen kaynaklarıdır ve tam tahıl ürünleri de lifin en iyi kaynakları olarak kansere karşı koruyucu etki göstermektedirler.

2050 yılında neredeyse 50 yaş altı herkes obez olacak.
Yapılan bir sempozyumda Amerika’da her beş çocuktan biri fazla kilolu olduğu ve her yıl 400 bin çocuğun bu sayıya eklenmekte olduğu vurgulanmıştır. Çocuklarda obezitenin artmasına paralel olarak 2050 yılında 50 yaşın altındaki yetişkin popülasyonun obez olacağı tahmin edilmektedir. Bu nedenlerle özellikle çocuklarda beslenme eğitimi verilmeye başlanmasına dikkat çekilmiştir. Ülkemizde bu oran bu kadar yüksek olmasa da eğer tedbir alınmaz ise bizim çocuklarımızda da aynı risk baş gösterecek. Toplumu diyet listelerinden kurtarıp sağlıklı beslenme
me alışkanlıklarını öğretmek üzere acil eğitim programlarına ihtiyacımız var.

Az yağlı süt içmeye çalışın.
Japon erkekler üzerinde yapılan bir çalışmaya göre akşam yemeklerinden sonra az yağlı süt tüketimi kemik mineral yoğunluğunu artırıp osteoporozdan koruyor ve Metabolik Sendrom risk faktörlerini de azaltıyor. Metabolik Sendrom, bel bölgesindeki yağlanmanın artışı, bozulmuş glikoz toleransı, yüksek trigliserid, yüksek kan basıncı ve düşük HDL kolesterolü içermektedir.

Meslek seçimi şişmanlığı etkiliyor.
Sidney Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada farklı meslek gruplarındaki erkek ve kadınların ağırlıkları incelendiğinde en yüksek obezite oranının büro işlerini takip eden erkekler ve kadınlarda olduğu saptanmıştır çünkü özellikle uzun süre oturarak çalışmak zorunda kalan kişilerde fazla kilolu olma riski oldukça yüksektir. Fakat bazı mesleklerde özellikle yöneticiler boş vakitlerini spor yaparak değerlendirip ve daha iyi bir diyet düzeni takip edip bu durumu telafi etmektedir.

Annelerin beslenme alışkanlığı çocuk üzerinde daha etkili.
Japonya’nın Kyoto Üniversitesi’nde yapılan ilginç bir çalışmanın sonucuna göre annelerin, çocuklarının beden kitle indeksleri ve toplam serum kolesterol seviyeleri üzerine babalara göre daha etkili oldukları bulunmuştur. Ve özellikle tuz tüketiminin aileden gelen bir alışkanlık olduğu sonucu ortaya konmuştur.

Düzenli egzersiz yapanların beslenme bilinci ve alışkanlıkları daha iyi.
Yine Japonya’da çocukların sahip oldukları beslenme alışkanlıkları ile spor arasındaki ilişki üzerine araştırma yapılmış ve sonuç olarak haftada birden fazla olarak yapılan düzenli egzersizin sabah kahvaltı etme oranını artırdığı, sağlıklı yemek yeme alışkanlığını geliştirdiğini ve kiloyu dengelemeye direkt etki ettiği bulunmuştur.

Soya tüketimi iyi sonuç veriyor.
Japon kadınların soya tüketimi üzerine yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre; soya içerdiği çoklu doymamış yağ asitlerin yüksekliği, lif, vitamin ve mineral kombinasyonu düşük doymuş yağ içeriği ve isoflavonlar ile özellikle postmenopozal kadınlarda kardiyovasküler riski azalttığı ortaya çıkmıştır

30 Eylül 2008 Salı

dietband ile zayiflamak



Şişmanlık şu an tüm dünyanın en büyük sorunlarından biri kilo problemi olan insanlar her gün farklı diyet ler denemektedir Teknolojinin getirdiği yaşam şekli ve ayaküstü beslenmenin ağırlık kazanması şişman insan sayısını artırıyor. Bu sebeple başta kadınlar olmak üzere birçok kişi diyetlere başvuruyor.Ancak çoğu aşırı düşük kalorili ve yetersiz beslenmeyi beraberinde getiren bu şok diyetler, yarardan çok zarar getiriyor. Diyetin ardından ani kilo alımı, ardından yine diyet derken insanı çıkmaza sokuyor. Başta şeker ve kalp damar hastalıkları olmak üzere, birçok sağlık sorununu hazırlayan fazla kilolardan ne şekilde kurtulmak gerekiyor. nasılmı işte dietband ile aç kalmadan size kilo vermenin rahatlığını sonuyor dietband zayıflama bandı ile kilo vermek çok keyifli ve rahat..dietband kilo verme konusun da tamami ile mükemel bir yöntemdir

Diyet yapmak çok zor kolay bir iş değildir.diyet yapmak her zaman stresli ve sıkıntılı zamanlar ile geçer ve çoğu zaman yaptığımız diyet,in sonunu bile getiremeyiz Bir şeyler yemek, atıştırmak hayatımızın öylesine için de ki, her vesile ile bir şeyler yiyoruz. Vitrinler, market rafları, restoranlar ve ikramlar, son derece davetkar ve baştan çıkarıcı. Ama hem sağlığımız hem de yaşamın tadını çıkarmak için fazla kilolardan uzak kalmamız gerekiyor. peki nasıl karşı koyacağiz tüm bunlara?

dietband zayıflama bandı İngiliz bilim adamları tarafından uzun zaman süren deneyler, çalışmalar ve testler sonucunda geliştirildi. Sağlıklı zayıflama konusunda tüm bildiklerinizi unutun! Dietband zayıflama bantları bu alanda gerçek bir devrimdir.

Diet band zayıflama bantları ile vereceğiniz kilolar kalıcı olacaktır Çünkü yemek yiyerek aç kalmadan kilo vereceğiniz için bünyeniz zayıf düşmeyecek birde metabolizma nız düzene gireceği için verilen kilolar kalici olacaktir ideal kilonuza kavustuktan sonra yapmaniz gereken tek sey abur cubur konusunda biraz dikkatli davranmak dietband ile diyet yapmadan sağlıklı kilo veriniz

SELULİTE SON VERMENİN 5 BASİT YOLU

Aslında kışın zorlu bir mevsim olduğu düşünülür. Doğrudur da… Peki yaz, bahar ayları ne kadar zorlar insanı? Herkes kendince bir yanıt verebilir bu soruya elbette.
Ancak, biz 'zorlar' diyenlerin sesine kulak verelim. Evet, erkekler çok farkında olmasa da bazen yaz-bahar ayları da bir hayli zorlu başlar kadınlar için. Bir pantolon bir kazak, uzun etekler ve mus çoraplarla kolayca geçiştirebildiğimiz kış aylarının rahatlığı gerilerde kalır. Minisi, bikinisi, mayosu vardır artık, insan neresini saklayacağını şaşırır… Evet, deniz mevsimi başladı mı, çaresizdir kadınlar, kaçarı göçeri yoktur. Bikinilerimizle birlikte aynanın karşısına geçip şöyle arkadan, arkadan selülit kontrolü yaparken buluruz kendimizi. Kışın 'portakal ağacı' gelip yerleşmiştir pürüzsüz tenimize…




Anneannelerimizde var mıydı bilinmez, ama selülit son yıllarda o kadar çok adından söz ettirdi ki, onu tanımamak ya da ondan korkmamak mümkün değil. Yaz aylarına doğru yaklaştıkça kadınları daha çok korkutmaya başlayan, varlığını portakal kabuğu görüntüsüyle ortaya çıkaran selülit, modern çağın bir sonucu olarak kabul ediliyor. Hareketsiz bir yaşam ve fast food gibi alışkanlıklarla başlayan, yağlı yiyecekler, asitli içeceklerle tırmanan selülit oluşumu, bir estetik sorunu gibi görünse de aslında bir 'sağlık sorunu' diyor hekimler…

Baldırların arkası görünmüyor sanmayın!

Tıp dilinde 'hidrolipodistrofi' denilen selülit, derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun, bağ dokuları arasında sıkışmasıyla ortaya çıkıyor. Bu da yağların, özellikle kalça ve üst bacak bölgesinde düzensiz ve biçimsiz toplanmasına neden oluyor ve ortaya görmek istemediğiniz kötü görüntüler çıkıyor. Portakal kabuğu görünümünde sadece yağ hücrelerinin suçu yok, aynı zamanda hızlı kilo kaybı ve zayıf bir bağ dokusu da selülit oluşumuna neden oluyor.

Genç-yaşlı, şişman-zayıf ayırdetmeden kadınların yüzde 80'ini yoklayan selülitin yerleşim alanları çok tipik. Uyluğun üst, dizin ve bileğin iç kısımları, kaba et ve baldırların arkası, üst bacaklar ve üst kollar gibi. Selülite zemin hazırlayan çok fazla faktör var. Ancak en çok üzerinde durulanlar, genetik yatkınlık, hormonların etkisi, dolaşım bozukluğu, beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam.

Tedavide krem ve masaj

Selülitin yok edilmesinde krem ve masaj en etkili yöntemler arasında yer alıyor. Kullanacağınız antiselülit kremlerin yanı sıra evde kendi kendinize yapacağınız masajlarla selülite savaş açabilirsiniz. Uzmanlar kontrolünde yaptıracağınız tıbbi masajlar da selülit tedavisinde etkili sonuçlar veriyor.

Kremler: Evde kullanabileceğiniz anti selülit kremler, deriye hemen nüfuz ederek, doğrudan yağ hücrelerini etkiliyor. Bu kremler selülitlerinizi tamamen yok etmese de azalmasını sağlıyor. Antiselülit kremler sayesinde hem pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz, hem de yeni selülitlerin oluşmasını önleyebilirsiniz.

Evde masaj: Kremlerin yanı sıra evde rahatlıkla yapabileceğiniz masajlarla da selilütle mücadele edebilirsiniz. Masaja kalçalarınızdan başlayın ve ellerinizle aşağıya ve yukarıya doğru daireler çizin. Daha sonra derinizi sıkıştırmadan baş ve işaret parmaklarınızın arasına alın ve yoğurur gibi masaj yapın ve bu arada dizlerin iç tarafını unutmayın.

Tıbbi masajlar: Selülit tedavisinin en önemli ayaklarından biri de tıbbi masajlar. Çünkü masaj kan ve lenf dolaşımını harekete geçirir ve dokuların taze oksijen ile dolmasını sağlar. Uzmanlar kontrolünde yaptırabileceğiniz bu tedavinin yaygın olarak kullanılan iki yöntemi var:

Dolaşım masajları: Kan ve lenfatik dolaşıma yönelik. Bu masaj deri altı kan dolaşımını aktive ederek, dokularınızın canlanmasını sağlıyor.

Lenfatik drenaj masajları: Özellikle lenf dolaşımı üzerinde etkili oluyor. Bu masajın hem elle hem de aletle uygulanan şekilleri var. Her iki masaj sonunda da hücrelere bolca oksijen gidiyor ve toksinlerinizin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor.

Selülite dur demek için

Kadına özgü bu estetik problemde en büyük nedenlerden biri hormon ve kalıtımsa, üçüncü neden yanlış beslenme ve fazla kilolar. "Fazla kiloyu vermeden selülitle savaşmak boş bir çabadır" diyen Dr. Muzaffer Kuşhan, beslenme yanlışlarıyla tırmanışa geçen selülitle mücadelenin yollarını gösterdi.

Günde en az 1.5-2 litre sıvı alınmalıdır. En sağlıklı içecekler; su, soda, ıhlamur, ada çayı, sarı çay gibi doğal ot çayları, sıkma taze meyve suları, sıkma taze sebze suları, ayran.

Şişede, kutuda satılan kola ve meyve suyu gibi konserve edilmiş içecekler, siyah çay, kahve çok az içilmelidir. En iyisi içmemek.

Turşu suyu, sirke, şalgam suyu gibi tuzlu içecekler (tuzlu ayran dahil) asla içilmemelidir.

Hamur işi tatlılar, tuzlular, çikolata, gofret, kakaolu fındıklı tatlılar, bisküviler yenmemeli. Tatlı ihtiyacı az miktarda dondurma veya sütlü tatlılarla giderilmeli.

Yağlı etler, yağlı tuzlu şarküteri (sucuk, pastırma, jambon, sosis vs.) kebaplar, turşular yenmemeli.

Konserve edilmiş ve salamura yapılmış yiyeceklerden uzak durmalı.

Yağ tüketimi azaltılmalı yani günde 60 gramdan fazla yağ alınmamalı ve bitkisel sıvı yağlar tercih edilmelidir.

Beslenme şekli olarak lakto-vejetaryen beslenme felsefesi benimsenmelidir.

Protein kaynağı olarak, süt, yoğurt, peynir fazla alınmamak şartıyla yumurta yenmeli.

Et olarak daha ziyade yağsız tavuk-hindi, balık ve deniz ürünleri tercih edilmeli.

Her yemekten önce çok az yağlı dolu dolu her çeşit salata tercih edilmeli.

Etlerin yanında haşlanmış sebze, ayrıca haftada 5 gün sebze ağırlıklı beslenmeli. Sebzeler, az etli, tavuklu pişirilebilir ve az sıvı yağ konulabilir.

Yürüyün, bisiklete binin, yüzün, dans edin ve sakın kambur oturmayın!

Dik Oturun
Sürekli yüksek topuklu ayakkabılar giyinmek, yanlış yürümek ya da kambur oturmak, selülitin oluşma nedenleri arasında. Bu gibi durumlar, toplardamarlarda ve lenf damarlarında kanın geriye doğru akışını olumsuz yönde etkiler. Özellikle, yanlış oturma şeklinde iç organların sıkışmasına neden olur. Böylelikle, zehirli maddeler vücuttan çabuk çıkamaz ve atık maddeler dokularda toplanır. Selülit sorununuz olsun istemiyorsanız, dik oturmayı kesinlikle ihmal etmeyin.

Yürümeyi Unutmayın

Selüliti engellemek için dik oturmak yetmiyor. Aynı zamanda bol bol yürüyüş yapmanız gerekiyor. Çünkü tempolu bir yürüyüş kalça bölgelerindeki kan akışını hızlandırarak, selülitli görünümün azalmasını sağlıyor. Yürüyüş aynı zamanda kalçada biriken yağları eriterek, cildin pürüzsüz bir görünüme kavuşmasına yardımcı oluyor.

Güneşte Kalmayın

Fazla güneşte kalmak selüliti artırıyor. Saat 10.00 ila 14.00 arasında güneşlenmeyin. Güneşten koruma etkisi 15'ten yüksek koruyucular kullanın. Güneşlenmek yerine bronzlaştırıcı kremlerden de yararlanabilirsiniz. Daha koyu bir cilt selülitin görünümünü maskeleyebilir.

Dans Edin

Selüliti azaltabilecek en iyi yol egzersiz yapmaktır. Özellikle haftada en az üç kez 35 dakika sürecek aerobik aktivite yapın. Yürüyün, bisiklete binin, yüzün, dans edin. Daha uzun ve daha sık aerobik aktivitelerinin daha az selülit demek olduğunu hep hatırlayın. Aerobik çalışmalar iyi ve planlı yapıldığında gergin ve formda tutar, kilo verdirir, cilt ve cilt altı yağları uzaklaştırır, genç, gergin ve düzgün bir cilt görünümü sağlar.

Dr. Kuşhan'ın selülitten kurtulma diyeti

KAHVALTI (Her gün aynı)
2 dilim kepek ekmeği, u 2 dilim az yağlı tuzsuz peynir u Domates, salatalık u Taze sıkma sulandırılmış domates, portakal ya da greyfurt suyu, ıhlamur, adaçayı veya sarı çay. u Az miktarda suni tatlandırıcı kullanabilirsiniz.


PAZARTESİ
Öğle: 200 gr. yoğurt, 250 gr. meyve
Akşam: 100 gr. tavuk ızgara (yağsız), bol yeşil salata (az zeytinyağlı, limonlu).

SALI
Öğle: 200 gr. yoğurt. 250 gr. meyve.
Akşam: 100 gr. yağsız tavuk veya dana eti ile hazırlanmış taze fasulye (250 gr.). Az sıvı yağla pişirilecek. Salata sınırsız (limonlu ve az zeytinyağlı).

ÇARŞAMBA
Öğle: Yarım kilo meyve.
Akşam: 100 gr. yağsız tavuk eti veya dana kıymalı semizotu (250 gr.). Az sıvı yağla pişirilecek. Çoban salata (limonlu, az zeytinyağlı).

PERŞEMBE
Öğle: Yarım kilo meyve.
Akşam: 100 gr. yağsız tavuk veya dana etli türlü. Az savı yağla pişirilecek. Karışık salata (limonlu, az zeytinyağlı).

CUMA
Öğle: 4 ceviz içi, 100 gr. tuzsuz çökelekli (lor), sınırsız karışık salata (limonlu). Ceviz veya çökelek yerine yağsız ton balığı da olabilir.
Akşam: Tavuk veya balık ızgara, karışık salata (limon ve az zeytinyağı ile).

CUMARTESİ
Öğle: 4 ceviz içi ve az yağlı tuzsuz lor peynirli karışık salata (limon ve 1 kaşık zeytinyağı ile hazırlanacak).
Akşam: Tavuk veya balık ızgara, karışık salata (limon ve 1 kaşık zeytinyağı ile hazırlanacak). İsteğe bağlı olarak 2 kadeh tatlı olmayan şarap.

PAZAR
Öğle: 50 gr. tuzsuz beyaz peynir, 150 gr. mantar veya 2 yumurtadan hazırlanmış omlet, yanında bol miktarda karışık salata.
Akşam: Çiğ domatesli biberli, kepekli makarnadan salata, üzerine yoğurt. (Makarna haşlanmadan önce bir su bardağı olacak

Göbegi eritmenin yollari


'Eyvah, göbeğim var ve yok olmuyor' diyorsanız mutlaka önerileri uygulayın!



Göbeği eritmenin yolları

• Hemen uygulamaya başlayacağınız basit önerilerle, birkaç gün içinde göbeğinizi kontrol altına alabilir ve tatil günlerinizde kendinize daha çok güven duyabilirsiniz.

İşe az yemekten başlayın

• Akşam yemeklerini bol mineral alabileceğiniz sebze ağırlıklı mönülerle oluşturun. Böylelikle vücudunuz depoladığınız yağları yakmaya başlar.

• Sık sık küçük öğünler yiyin. Şekeri mümkün olduğunca kesin. Vücudunuzun şeker ihtiyacını meyvelerle karşılayın.

• Ancak meyveyi mutlaka bir proteinle birlikte alın ki hemen kana karışıp daha sonra da yağa çevrilmesin!

Egzersizleri ihmal etmeyin

• Egzersizlerinizi sabah kahvaltısından önce yaparsanız gece boyu harcayamadığınız enerji açığını kapatacak ve depolandığınız yağı eriteceksiniz.

• Akşam yemeği sonrası yapacağınız egzersiz ise bütün gün boyunca biriktirdiğiniz şekeri eritecek. Hatta uyuduğunuz sırada da vücuttaki yağ depolarından yakmaya başlayacak.

İp atlayın

• Bacaklar, kasların en çok biriktiği yerdir. Onları güçlendirmek, kalorileri daha iyi yakabilmek ve metabolizmayı hızlandırmak anlamına gelecektir.

• Kalça kaslarınızı güçlendirecek egzersiz yapmak da yararınıza. Hiçbir şey yapamıyorsanız, günde en az 15 dakika ip atlayın. Böylelikle 100 kaloriden fazlasını harcayacaksınız!

• Tüm bunları kendinizi sıkmadan yapın. Unutmayın uzmanlar haftada bir kilo ve 6 haftada bir beden incelmenin ideal olduğunu söylüyor.

2. Kaba tuzla banyo

• Kaba tuz terletir ve vücuttaki fazla suyun vücut dışına atılmasına, derinin metabolizmasının hızlanmasına yardımcı olur.

• Süpermarketten veya bakkaldan birkaç torba kaba tuz alıp, banyodan önce bir bardak kaba tuzu biraz sıcak suyla karıştırarak, karnınızın üstüne sürün. 10 dakika ellerinizle masaj yapın. Daha sonra sıcak suyla durulayıp banyonuzu yapın.

1. Ev işleri

• Yerleri temizlerken elektrikli süpürge yerine bez veya normal süpürgeyi tercih edin. Hava sıcaklığının arttığı öğle saatlerinde çamaşır yıkamayı ve ütü yapın.

• Acıktığınızda, kendinize bir diet yemek hazırlayın. "Aşçı" genellikle kendi pişirdiği yemekleri yemeyi sevmez, böylece az yemek yemiş olacaksınız.

3. Masaj

• Masaj, karın bölgesini eritmek için en çok kullanılan yöntemlerden biridir. Masaj kremiyle karnınızı ovalayın. Bu uygulama, karın bölgesindeki yağın giderilmesi için etkilidir.

• Masaj, derinin ısısını yükselterek enerji tüketimini artırmanın yanı sıra bağırsakların hareketlerini de hızlandırır. Kan dolaşımını hızlandıran masaj fazla suyun da vücuttan atılmasına yardımcı olur. Her gün bir masaj yapmayı ihmal etmeyin.

4. Diyet

Normal öğünden önce biraz atıştırın. Bu uygulama iştahınızı kapatarak normal öğünde daha az yemek yemenizi sağlar. Ayrıca her gün 15-20 mililitre sirke içerseniz, bir ay içinde sevindirici bir sonuç görebilirsiniz.

5. Beyni çalıştırma

• Eski Sovyetler Birliği'nden bir fizyolog, beyin ne kadar çok çalışıyorsa, vücudun o kadar çok enerji tükettiğini öne sürdü.

• Bu teoriye dayanarak, beyni çalıştırma yoluyla zayıflama yöntemi ortaya çıktı. Bu yöntemde, şişman insanlara kitap okumak, resim yapmak, yazı yazmak, matematik soruları çözmek ve teknik beceri öğrenmek gibi çalışmalar yapmaları öneriliyor.

Otomobil kullanırken de göbek eritebilirsiniz

• Herkes otururken, otomobil kullanırken karın kaslarını sıkılı tutup bırakabilir... Sıkmak, beklemek ve gevşemek önemli.

• Oturduğunuz yerden çapraz karın kaslarını çalıştırmak adına çapraz yönde sağ elinizi sol dizinizi geçecek yönde çevirerek ve sonra aksi yönde tekrarlayarak kasları sıkıp bırakarak çalıştırabilirsiniz.

• Üst karın kaslarını otururken çalıştırmak zordur, otururken en fazla yapabileceğiniz boynunuzu iyice öne doğru eğip çenenizi göğsünüze yaslayıp bir miktar çalıştırmaktır. Karın kasları gerçekten çok önemlidir; insanın duruşunu, bel sağlığını ve bütün olarak da omurga sağlığını etkiler.

• O nedenle mutlaka gerekli özen gösterilmelidir. Oturduğunuz yerde bu egzersizleri yapmayı bir alışkanlık haline getirin. Böylece 'spora zamanım yok' diye bahaneniz de kalmaz.

Göbek eritmek için soya sütü

• Göbek bölgesindeki yağlardan kurtulmak isteyenlere müjde. Amerikalı bilim adamları her gün düzenli olarak soya sütü içeren içeçekler tüketmenin, göbek bölgesindeki yağlanmayı ortadan kaldırdığını ortaya çıkardı.

• Alabama Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, soya sütü fazla şekerin yağa dönüşmesini engelleyerek günlük olarak alındığında karın bölgesindeki yağların erimesini sağlıyor.

• Araştırmayı yürüten uzmanlardan Dr. Daniel Christie, soya sütlü içeceklerin karın bölgesindeki yağları engellemesine bağlı olarak kadınların kalp ve diyabet gibi rahatsızlıklara yakalanma riskini de azalttığını belirtti.

29 Eylül 2008 Pazartesi

Bayramda tatlılara dikkat


İZMİR'deki Park Sima Estetik ve Zayıflama Merkezi Genel Müdürü Gülşen Altın, bayramın cezbeden tatları olan şeker, çikolata ve tatlılardan fazla tüketilmesinin kilo aldıracağına dikkat çekti.

Bu lezzetleri 10 gün boyunca bolca yemenin en az 2 kilo almaya neden olacağını söyleyen Altın, “Ancak 2 kiloyu vermek için en az 15 gün tüm yediklerimize dikkat etmek zorunda kalırsınız. ‘Buna değer mi?’ diye düşünerek kontrollü beslenmeye özen göstermeliyiz. Böylece sindirim sistemimiz de yorulmaz. Halsizlik ve zihinsel yorgunluğu da önlemiş oluruz” dedi.

Fazla tatlı tüketiminden özellikle; şeker hastalarının olumsuz etkileneceklerine dikkat çeken diyetisyen Işın Sayın ise “Kan şekerinde ani değişimlere yol açar ve hastaları rahatsız eder. Menapoz ve sonrası dönemdeki bireyler ile tiroit hastaları, metabolizma hızlarının yavaşlamış olduğunu unutmamalıdırlar. Psikiyatrik ilaç kullananlarda çoğu zaman iştah açılır, metabolizma yavaşlar. Sağlık sorunu olanların ve yaşlıların 10 günlük bayram süresince kontrolsüz tatlı tüketmemeye özen göstermesi gerekir” diye konuştu. Sayın, bayramda kilo almamak için şu önerilerde bulundu:

“Bayram tatilinde oteldeyseniz; Her öğün tatlı yemeyin. Günde en çok 2 adet tatlı yiyin. Diğer öğünlerde tatlı büfesi hiç yokmuş gibi davranın ve masanıza yönelin. Her bir baklava ya da küçük hamur tatlısı dilimi ortalama 200 kaloridir ve bunun vücudunuzdan bir yağ parçası olmasını önlemek için 1 saat duraklamadan tempolu yürüyüş yapın. Küçük tabak kullanın. Tadından emin olmadığınız besinlerin gereksiz yere kalorisini almayın, belki de beğenmeyeceksiniz. Sadece gerçekten çok sevdiğiniz besinlere yönelip küçük bir porsiyon şeklinde alın, ya da küçültülmüş tadımlık porsiyonlar halinde alın. Izgaraları tercih edin. Yemek soslarından kremalarından bıçak yardımıyla kurtulun. Tadına bakmak istiyorsanız “tadımlık” en çok 1 tatlı kaşığı sos almalısınız. Bir öğün sıcak soğuk sebze seçeneklerini değerlendirin, diğer öğün ızgaraları tercih edin ve tadımlık küçük porsiyonlar şeklinde alın.

“HAYIR” DEYİN

Ev ziyaretlerinde de, her gidilen yerde tatlı yememeye özen gösterilmesi gerektiğini belirten Sayın, şunları söyledi:

“Kararlı olup ‘hayır’ diyebilmek, kendinize güven veren önemli bir başarıdır. Yalnızca tatlısına “hayır” diyemediğiniz yerleri dikkate alarak günde toplam 2 dilim baklava veya başka küçük tatlı sınırınız olsun. Baklava, tatlı yediğiniz günlerde ekmek, patates, pilav, makarna, çorba şeker, çikolata ve şekerli içecekleri azaltabildiğiniz kadar azaltın. Doktorunuz sağlık durumunuz nedeniyle tatlıyı yasaklamış olabilir; yemeniz için ısrar edenlere kendinizi çok rahatsız, ağırlaşmış hissettiğinizi söylemenizde yarar vardır. Kilo alma riskimizin arttığı bayramda bol bol yürüyüş yapın.”

Çocukken şişman olan şişman kalıyor

Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Yüksekokulu İç Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiçek Fadıloğlu, ilkokul döneminde şişman olanların yüzde 25'inin, gençlik döneminde şişman olanların ise yüzde 70'inin erişkin yaşlarda da şişman kaldığına dikkati çekti.

Prof. Dr. Fadıloğlu, yaptığı yazılı açıklamasında, tüm dünyada artış gösteren obezitenin, önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada 400 milyonun üzerinde obezve 1 milyar 600 milyon civarında hafif şişman birey bulunduğunu aktaran Fadıloğlu, söz konusu rakamların 2015 yılında 700 milyon ve 2 milyar 300 milyonaulaşmasının tahmin edildiğini, obezitenin giderek artmasının, "obezite salgını"olarak adlandırıldığını belirtti. Dünyada en yüksek obezite oranının ABD'de gözlendiğini, ülkede 20 yaş ve üstü bireylerde obezite oranının yüzde 55'e ulaştığını, Rusya'da erişkinlerin yüzde 54'ünün, Brezilya'da yüzde 36'sının, Malezya'da ise yüzde 27'sinin fazla kilolu olduğunu aktaran Prof. Dr. Fadıloğlu, açıklamasında şunları dile getirdi:

"Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre obezite sıklığı yüzde 22,3 olarak bulundu. Bu araştırmada kadınların yüzde 25,6'sı, erkeklerin yüzde 12,9'u şişman olarak nitelendirildi. Obezite, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan, tüm dünyada sıklığı giderek artan ve yaşam kalitesini azaltan bir hastalıktır. Obezite, vücudun yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu, boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır. Oldukça önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelen obezite önceleri sağlıklı olmanın göstergesi olarak algılanıyordu. Günümüzde beraberinde kişiye yüklediği ek hastalıklar ve toplumsal problemler nedeniyle kronik ve ölümesebebiyet veren hastalık olarak kabul edilmektedir."

Şişmanlığın, orta yaş sorunu olmasına karşın, erken dönemlerde de etkili olabildiğini vurgulayan Fadıloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Şişmanlık orta yaşın sorunu gibi görünüyorsa da yaşamın herhangi bir döneminde ortaya çıkabilmekte ve bebeklik çağında görülen şişmanlığın yetişkinlikte şişmanlık gelişim riskini arttırdığı bilinmektedir. Bugün erişkin şişmanların yüzde 30'unun 18 yaştan önce şişman olan çocuklardan oluştuğu bilinmektedir. İlkokul döneminde şişman olanların yüzde 25'i, gençlik çağında şişman olanların ise yüzde 70'i erişkin yaşlarda da şişman kalmaktadır."

Çok düşük kalorili diyetler zararlı


Diyetisyen Elvan Odabaşı, kilo almak veya vermek için gidilen uzmanların diploması, mezun olduğu üniversite ve bölümün dikkatle incelenmesi uyarısında bulunarak, internet ve gazetelerde yayınlanan diyet programlarına itibar edilmemesini istedi. Odabaşı, çok düşük kalorili diyetler ve ağır egzersizlerin çok ciddi sonuçlar doğurabileceğinin de altını çizdi.

Polonezköy'de Dr. Muzaffer Kuşhan'a ait zayıflama kampında 19 yaşındaki bir genç kızın ölümü ve "çikolata kraliçesi" olarak tanınan işkadını Leyla Akçağlılar'ın yanlış diyet sonucu yaşamını kaybetmesi, sağlıklı kilo verme ve sıfır beden tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Diyetisyen Elvan Odabaşı, bilinçsiz diyet uygulamanın sonucunun maalesef üzücü olduğunu belirterek, "Bilinçli diyeti gerek uzman ve gerekse kendi başınıza yapabilirsiniz. Ama biz kesinlikle uzmana danışarak diyet yapılmasını öneriyoruz" diye konuştu.

Odabaşı, internet ve gazetelerden alınan diyetlerle kişinin sağlığını riske attığını ve büyük acılar yaşadığını kaydederek, şunları söyledi:
"Zayıflama kampında neler oldu, kişi diyete ne kadar uydu net olarak bilmiyoruz. Ama çok düşük kalorili diyetler, çok fazla egzersiz, çok standart ve tek yönlü diyetler zararlıdır. Genellikle yaz döneminde diyetler yapılır ve bunlar moda diyetlerdir, amaç hep estetik görünmektir. Oysa en çok etkilenen fizyolojik durumdur. Fizyolojik durumumuzu zedelemeden diyet yapmalıyız, bunun için uzman desteği çok önemlidir. Bir kişi diyete karar vermeden önce diyetisyene başvurduğunda öncelikle o kişinin vücudu analiz yöntemiyle incelenir; tartım yapılır, bireyin bel ve kalçası ölçülür, kişinin sağlık durumu nedir, beslenme durumu nasıl, ailede sağlıkla ilgili hangi problemler görüldüğü belirlenir. Bugün internet arama motoruna girip 'diyet' yazıldığında 2-2 bin 500 çeşit diyet programı çıkıyor. Lahana diyeti, Howard diyeti, 3 günde 5 kilo diyetleri çıkıyor. Kendimize acımadan o diyeti uyguluyoruz ve sonuçları da böyle kötü oluyor. Yanlış diyet bazen fizyolojik, psikolojik ve maddi hasarlara yol açıyor."
Diyetisyen Odabaşı, sokakta, çarşı, pazarda insanların birbirlerine diyet programları vermesini de eleştirerek, herkese uygulanacak diyet programının farklı olduğunun altını çizdi. Odabaşı, "Bakıyorsunuz dışarıda bir kişi birine kilo vermenin sırlarını anlatıyor. Sizin diyet listeniz eşinize de uyacak diye bir şey yok. O zaman standart bir kitap çıkaralım, kolaylıkla herkes zayıflar, obezite bu kadar yaygınlaşmazdı" şeklinde konuştu.

Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) obeziteyi bir hastalık olarak kabul ettiğini hatırlatan Odabaşı, kilo almak veya vermek için gidilen uzmanların özenle seçilmesi uyarısında bulundu. Odabaşı, "Bu nedenle lütfen standartlara, uzmanlara dikkat edin. Diplomalarına bakın, hangi üniversiteden, hangi bölümden mezun bunu inceleyin. Çok alakasız bölümden mezun bir kişi gidip beslenme ile ilgili bir danışmanlık merkezi açıyor ve bunun yanında bir ürün satıyor. Bir sürü bantlar, ilaçlar çıktı ve bunların sonuçlarında da çok kötü şeyler oldu. Geçen yıl hatırlayın zayıflama ilacı yüzünden bir kişi ölmüştü. Bu yıl iki vaka üst üste geldiği için bu kadar dikkat çekti, ama yıllardır bu konuyla ilgili kayıplar yaşanıyor" uyarısında bulundu.

Şişmanlık sadece hatalı beslenmeden olmuyor

Hatalı beslemenin getirdiği risk olan şişmanlık, sosyo-ekonomik yapı, hazır gıda tüketimi, kalıtım, bazı ilaç kullanımları, psikolojik sebepler gibi nedenlerden de olabiliyor.

Hatalı ve aşırı beslenme sonucunda vücuttaki yağ dokusunun gerekenden fazla olmasını şişmanlık olarak tanımlayan uzmanlar, bu durumun sadece hatalı beslenmeden olmadığını da belirtiyor. Türkiye Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Bahattin Arslan, şişmanlığın hatalı beslenmenin yanı sıra başka nedenlerden dolayı da olabileceğini belirterek, "Hormonal etkiler, yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik yapı, kalıtım, psikolojik sebepler, fiziksel aktivite eksikliği, hazır gıda tüketimi ve bazı ilaç kullanımlarından dolayı şişmanlık olabiliyor. Sosyo-ekonomik yapısı gelişmiş ve zengin toplumların daha az kas gücü harcayarak daha fazla gıda tüketiminden dolayı şişman olduğu gözlenmekte. Diğer taraftan anne babası şişman olan kişinin gen aktarımlarına bağlı olarak diğer kişilere oranla şişman olma olasılığı daha fazladır" dedi.

ŞİŞMANLIK ÇEŞİTLİ SAĞLIK SORUNLARINI BERABERİNDE GETİRİYOR
Şişmanlığın artışının organların daha fazla çalışmasına ve gereksiz bir ağırlığın taşınarak çabuk yorulmasına neden olduğu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Bahattin Arslan, "Bununla birlikte kişilerin bazı hastalıklara yakalanma riski artıyor. Şişmanlık, şeker hastalığı, kalp ve damar hastalıkları, kanser, kemik ve eklemlerde kireçlenme, bacaklarda ödem ve varis, ayaklarda düztabanlık ve topuk dikeni, belde fıtık, karaciğer yağlanması, bağırsaklarda tembelliğe ve çeşitli cilt problemlerine neden olurken, insan ömründe yüzde 25'lik bir kısalmaya da neden olabiliyor" şeklinde konuştu.
Gerektiği kadar yeme alışkanlığı kazanılması gerektiğini vurgulayan Bahattin Arslan, bu sayede sağlıklı bir yaşam sürdürülebileceğini ve şişmanlığın yol açabileceği sorunlardan korunulabileceğini söyledi

Diyabetlilere "bayram şekeri" uyarısı


Ramazan ayının özellikle son 2 haftasında vücudun metabolizma hızının azalması nedeniyle Ramazan Bayramı'nda üst üste yenen tatlı, şekerleme ve çikolataların kilo artışına neden olduğunu bildirdi.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Akbaş, Online Sağlık'a yaptığı açıklamada, 1 aylık oruç döneminin ardından bayramda fazla tatlı tüketiminin özellikle kalp hastaları, yüksek tansiyonu olanlar ve şeker hastaları için sorun oluşturacağını vurguladı.

Diyabetlilerde kan şekerinin yükselmesinin ağız kuruluğu, halsizlik ve yorgunluğa yol açtığını anlatan Dr. Akbaş, bayram günlerinde akrabaların biraraya gelip sofraların kalabalıklaşmasının da yenilen yiyecek miktarını farkında olmadan artırdığını kaydetti.

Murat Akbaş, "Ramazan ayının özellikle son 2 haftasında vücudun metabolizma hızı, yani besinleri yakması azalıyor. Bu yüzden bayramda üst üste yenen tatlılar, şekerlemeler ve çikolatalar, kilo artışına neden oluyor" dedi.

Art arda yapılan bayram ziyaretlerinde şekerleme ve tatlı ikramları ile "al azıcık, bir şey olmaz" telkinlerinin diyabetlilerin kan şekerlerinin yükselmesine yol açtığına dikkat çeken Dr. Murat Akbaş, "Günde yalnızca bir defa tatlı tüketilmeli. Tatlılarla beraber sunulan kola, gazoz, şerbet gibi şekerli meşrubatlardan sadece diyet olanlar tercih edilmeli. Bu arada şeker hastaları, enerji içecekleri içmemelidirler. Bayram ziyaretlerinde her seferinde şeker ve çikolata alınmamalı" diye konuştu.
Ziyaretlerin ardından bayramın ikinci ve üçüncü günlerinin, egzersiz ve yürüyüş yaparak geçirilmesini tavsiye den Dr. Akbaş, "Moral de yüksek tutulmalı. Çünkü bayram, kucaklaşma, kaynaşma ve dinlenme dönemidir. Bunun için akraba ziyaretleri ihmal edilmemeli ve sosyal olunmalı. Moral iyi olursa, perhize de dikkat etmek kaydıyla kan şekeri düzeyi de iyi olur" açıklamasında bulundu.

Çikolata faydalı ama nasıl


Haftada birkaç parça siyah çikolata, iltihaplanma ve kalp-damar hastalıklarından koruyabilir. İtalya'daki Campobasso Üniversitesi'nden bilim adamlarının Milano Kanser Enstitüsü ile ortaklaşa yaptığı araştırma, haftada 2-3 kez 1-2 parça siyah çikolatanın kronik iltihaplanmaya karşı koruyabileceğini, kalp krizi ve beyin
kanaması riskini azaltabileceğini gösterdi.

Katılımcıların kanındaki, kalp-damar hastalıklarına neden olabilen iltihaplanmanın göstergesi olan C-reaktif protein (CRP) seviyesini ölçen araştırmacılar çikolata yiyen gruptakilerin CRP seviyesinin yüzde 17 düştüğünü belirledi. Bu da çikolatanın kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini kadınlarda üçte bir, erkeklerde dörtte bir azaltabileceği anlamına geliyor.

Ancak en iyi koruyucu etkinin günde ortalama 6,7 gram siyah çikolatayla olduğunu vurgulayan araştırmacılar, 6,7 gramın üzerine çıkıldığında koruyucu etkinin kaybolduğuna dikkat çekti.Siyah çikolatanın içindeki kakao tanecikleri önemli oranda antioksidan içeriyor. Sütle karışınca bazı maddelerin emiliminin azalması nedeniyle sütlü çikolata siyah çikolatayla aynı koruyucu etkiyi göstermiyor.Araştırma, "Journal of Nutrition" dergisinde yayımlandı.

Şişmanlık genç yaşta ölüme kadar götürüyor

Türkiye'de ilk kez obez hastaların yaşam kaliteleri bilimsel yöntemlerle ölçülerek, ülkemize uygun "Obezlere Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği" geliştirildi.

Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Çiçek Fadıloğlu'nun danışmanlığında EÜ Ödemiş Sağlık Yüksekokulu Araştırma Görevlisi Nazmiye Çıray Gündüzoğlu'nun hazırladığı "Obezlere Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin Geçerlilik ve Güvenilirliğinin İncelenmesi" konulu yüksek lisans tezi bir ilke imza attı.

Sözkonusu tez çalışması ile ülkemizdeki obez hastaların yaşam kalitesini bilimsel yöntemlerle irdeleyen ölçeğin ülkemiz koşullarına uyarlandığını açıklayan Prof.Dr.Çiçek Fadıloğlu, "Oldukça önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelen obezite daha önceleri sağlıklı olmanın göstergesi olarak algılanmakta iken, günümüzde beraberinde kişiye yüklediği ek hastalıklar ve toplumsal problemler nedeniyle kronik, ilerleyici ve ölüme yol açan bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Obezite fiziksel, emosyonel ve sosyal iyilik durumlarını yani yaşam kalitesini büyük oranda olumsuz etkilemektedir. Toplumda obezitenin ortaya koyduğu sıkıntıların en önemlisi yaşam kalitesi ve beklentisini bozması ve beraberinde getirdiği hastalıklara bağlı olarak genç yaşta ölümlere sebebiyet vermesidir. Şişmanlık organik bozuklukların yanında psikolojik bozukluklara neden olmaktadır. Sosyal izolasyon, kendine güvende azalma, depresyon, azalmış iş becerisi bu komplikasyonlardan en çok gözlenenlerdendir" dedi.

Obezlerin benlik saygıları düşük

Toplumun şişmanlığa karşı gösterdiği reaksiyon nedeniyle obez kişilerde anksiyete, depresyon, suçluluk duygusu, benlik saygısında azalma gibi durumların görüldüğünü açıklayan Prof.Dr.Fadıloğlu, "Obez bireyler çalışma yaşamında da daha az kalifiye olarak değerlendirilmektedir. Obez bireylerin yaşadığı en büyük sosyal sorunlardan biri iş yaşamı, sosyal yaşam ve kişilerarası ilişkilerdeki önyargı ve ayrımcılıktır. Tüm bunlar obez bireylerin yaşam kalitelerini önemli derecede etkilemektedir" diye konuştu. Bu çalışma ile obezlere özgü yaşam kalitesi ölçeğinin Türk toplumuna uyarlanarak, yaşam kalitesinin arttırılmasının hedeflendiğini kaydeden Prof.Dr.Fadıloğlu, "Obezitenin beraberinde getirdiği fiziksel, ruhsal ve sosyal sorunlar nedeniyle yaşam kalitesi açısından önemli bir hastalıktır" dedi.

Araştırmanın örneklemini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Anabilim Dalı Obezite Polikliniği ile Ege Hasta Obez Derneği'ne başvuran ve beden kitle indeksi 30 ve üzeri olan 170 obez bireyin oluşturduğunu belirten Prof.Dr.Fadıloğlu, "Çalışmaya katılan bireylerin yüzde 32.4'ü 18-44 yaş grubunda, yüzde 34.1'i 45-54, yüzde 33.5'i 55 ve üzeri yaş grubunda yer almıştır. Bireylerin yüzde 77.1'i kadın, yüzde 22.9'u erkektir.

Bireylerin yüzde 55.9'unun anne ve babasının kilolu, yüzde 65.3'ünün ailede başka kilolu bireye sahip olduğu,belirlenmiştir. Bireylerin yüzde 15.9'ununun şeker, yüzde 20.6'sının hipertansiyon, yüzde 4.1'inin kalp, yüzde 3.5'unun osteoporoz hastası olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan bireylerin yüzde 67.7'sinin beden kitle indeksine göre 1.derece şişman, yüzde 25.4'ünün ikinci derece ve yüzde 8.9'unun üçüncü derece şişman olduğu saptanmıştır" diye konuştu. Geliştirilen "Obezlere Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği"nin yüksek güvenirlik ve geçerlilik göstergelerine sahihp bir ölçme aracı olduğu sonucuna vardıklarını açıklayan Prof.Dr.Fadıloğlu, "Araştırma sonuçlarına dayanarak bu ölçeğin ülkemizde obez bireylerin yaşam kalitesinin belirlenmesinde kullanılmasını öneriyoruz" dedi.

Bayramda yediğinize-içtiğinize dikkat edin

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, bayramın ilk günü dengeli bir kahvaltı ile güne başlanmasının, bir ay boyunca oruç tutan kişinin metabolizmasına zarar vermeyeceğini söyledi.


Ertek, bir aylık Ramazan ayı boyunca oruç tutan kişinin metabolizmasında birtakım değişiklikler olmasının kaçınılmaz olduğunun altını çizerek, "Normal durumda kandaki şeker miktarıyla, salgılanan insülin hormonu miktarı dengelidir. Kişi Ramazan ayındaki gibi belli aralıklarla yemek yemez ve fazla miktarda şeker ve sindirim sonucu şeker oluşturan besinleri yerse, salgılanan insülin yetmeyebilir. Bu durumlarda kişide halsizlik, baş dönmesi, bulantı ve kusma olabilir" diye konuştu. Ertek, böyle durumlarda insan metabolizmasındaki olumsuzlukları önlemek için Ramazan ayının bitiminde, bayram ve sonrasında dengeli bir kahvaltıyla güne başlanmasını, ev ziyaretlerindeki ikramlardan özellikle tatlı ve çikolatadan kaçınılmasını, ara öğünlerde meyve gibi yiyeceklerin tercih edilmesini önerdi.


Doç. Dr. Mustafa Ertek, "Gün boyunca bol sıvı alınmalı, bu suretle vücudun sıvı dengesi kontrol edilmelidir. Ana öğünler hafif ve dengeli seçilmeli, aralarda da mutlaka meyve ve sıvı ile desteklenmelidir. Mide birdenbire doldurulmamalı, aksi taktirde sindirim sisteminde problemler yaşanabilir. Az az, sık sık yemek yeme alışkanlığı kazanılırsa, vücut kısa zamanda yeni duruma adapte olabilecektir" şeklinde konuştu.

Diyabet Salgın Hastalık mı Olacak


Türkiye’nin diyabet profilini çıkaran uzmanlara göre, “Önlem alınmazsa önümüzdeki yıllarda her 10 erişkinden biri diyabete yakalanacak”
Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler tarafından “salgın hastalık” olarak ilan edilen diyabet, Türkiye’de de çok yaygın.

6 milyon diyabetli hastanın olduğu ve her yıl 250 binden fazla yeni diyabet vakasının eklendiği Türkiye’de, Metabolik Sendrom Derneği ilk kez doğrudan hastalarla görüşülerek bir çalışma yaptırdı. Ülkede 4 bin 945 kişiyle görüşülerek 330 diyabetliye ulaşıldı.
Yapılan ankete göre, diyabet hastaları Türkiye yetişkin nüfusunun yarısının diyabetli olduğunu düşünüyor. Oysa bu oran yüzde 7.

Belirtiler neler?
Diyabet hastalarının yüzde 91’i hastalığını “şeker hastalığı” olarak adlandırıyor.
Teşhisi konmuş hastaların yüzde 68’i düzenli tedavi görürken, yaklaşık 3’te 1’ini oluşturan yüzde 32’lik kısmı düzenli ilaç kullanmıyor.
Diyabet hastaları en çok körlük, diyaliz ve böbrek hastalıkları, obezite, kalp hastalığı ve iyileşmeyen yaralardan korkuyor.
Metabolik Sendrom Derneği Başkanı Prof. Dr. Aytekin Oğuz, önümüzdeki yıllarda her 10 erişkinden birinin diyabete yakalanacağını söyledi.
Uzmanlar diyabet belirtilerinu ise şöyle sıraladı: “Ağız kuruluğu, çok su içme, çok idrara çıkma, istem dışı kilo kaybı, halsizlik, bulanık görme, iyileşmeyen veya geç iyileşen yaralar.”

Diyabette Beslenme Nasıl Olmalı


Diyabet hastalarının beslenme ihtiyaçlarının saptanıp, kendilerine uygun enerjiyi diyetle almaları, arzu edilen vücut ağırlığının sağlanması açısından önemlidir
Dünya diyabet günü nedeniyle çarşamba günkü yazımda genel hatlarıyla diyabetten bahsetmiştim. Bugün ise beslenme ilkelerini anlatacağım. Hastalıkta temel amaçlar, diyabetin ileri dönemde ortaya çıkabilecek kronik komplikasyonlarını önlemek ve tedavi etmek, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığını kazandırmak, yaşam süresini ve kalitesini yükseltmektir.

Diyabetli bireylerin beslenme tedavileri; yaşına, boyuna, vücut ağırlığına, fiziksel aktivite durumuna, sosyoekonomik durumuna ve beslenme alışkanlıklarına göre diyetisyen tarafından hazırlanır. Beslenme programı kişiye özeldir.Ortak bir program oluşturulamaz. Diyabetli bireylerin de yeterli ve dengeli beslenebilmeleri, tüm besin ögelerinden önerilen miktarlarda ve enerji gereksinimlerine göre alması gerekir.

Enerji: Uygun vücut ağırlığının sağlanması ve sürdürülmesi diyabetin kontrolünde büyük önem taşımaktadır. Enerji dengesi, vücut ağırlığının korunmasını sağlar. Tip 2 diyabetik bireylerin yüzde 80’i obezdir. Enerji alımının azaltılması ile ağırlık kaybı metabolik kontrolü olumlu yönde etkiler. Diyabetik bireylerin enerji gereksinmeleri saptanıp, kendilerine uygun enerjiyi diyetle almaları arzu edilen vücut ağırlığının sağlanması açısından önemlidir.


Karbonhidratlar: En önemli enerji kaynağıdır. Günlük diyetle mutlaka alınmalıdır. Besinlerde bulunan karbonhidrat türleri şekerler, nişasta ve posa’dır. İnsülin kullanan diyabetik bireylerde, yoğun insülin tedavisi alanlarda öğün öncesi insülin dozunun öğünün karbonhidrat içeriğine göre ayarlandığında toplam karbonhidrat miktarı glisemik kontrolü etkilememektedir. Karışım insülin kullananlarda karbonhidrat miktarında gün gün tutarlılık olması gerekir. Diyabetli bireye karbonhidrat kaynağı olarak önerilen besinler; tam taneli tahıllar, ekmek, kurubaklagiller, sebzeler, meyveler, süttür.

Posa: Yiyeceklerin sindirilemeyen kısmıdır. Diyet posasının vücuttaki etkileri;

Kan şekerini yavaş yükseltir,

İnsülin ihtiyacını azaltır,

Tokluk hissinin oluşmasını sağlayarak ağırlık kontrolüne yardımcı olur.

Bağırsak çalışmasını düzenler, kabızlığı önler.

Kanda yağların yükselmesini önler.

Proteinler: Vücudun büyümesi, gelişmesi ve yıpranan dokuların onarılmasında önemli görevleri vardır. Diyabet vücudun protein gereksinimini etkilemez. Önerilen miktarlarda alınması gerekir. Ancak diyabete bağlı böbrek problemleri gelişmiş ise diyetle protein alımının sınırlandırılması gerekir.

Alkol: Alkolün kan şekeri düzeyine etkisi sadece alınan alkolün miktarına bağlı değil besin alımı ile ilişkisi de önemlidir. İnsülin veya oral hipoglisemik ilaç alanlar aç karnına alkol tüketirlerse, hipoglisemi gelişebilir. Diyabet iyi kontrollü olduğunda, besinlerle ve orta düzeyde alkol kullanımı, kan glukoz düzeyini etkilemez.
Yetişkin kadınlar için bir ölçü, erkekler için iki ölçü (1 ölçü=350cc bira, 140 cc şarap veya 15 cc distile içki) dengeli yemek öğünü ile alınabilir. Alkolden gelen kalori yağ değişimi olarak değerlendirilmelidir. (1 alkollü içki=2 yağ değişimi). Pankreatit, dislipidemi, özellikle hipertrigliseridemisi olanlar veya nöropati gibi sağlık sorunları olanlarda alkolden uzak durulmalıdır.

Öğün sayısı ve zamanı: Yemeklerin miktarı ve cinsi kadar, tüketim zamanları da büyük önem taşır. Önerilen besinlerin zamanında ve önerilen miktarlarda yenilmesi hipoglisemi ve hiperglisemiyi önler. Uzun aralıklarla düzensiz yemek yenmesi hipoglisemi ve hiperglisemiye yol açar. Bu nedenle oruç tutmak, bir veya birkaç öğün atlamak sakıncalıdır. Bireysel kan glukoz takibi ideal öğün aralığı ve miktarına yardımcı olur. Üç ana, 2 - 3 ara öğün tüketilmesi uygundur.

Yapay tatlandırıcı ve diyet ürünlerini bilinçli kullanın

Enerji içerenler; fruktoz, sorbitol, mannitol, ksilitol, enerji içermeyenelerse sakarin, siklamat, asesülfam- K, aspartamdır. Enerji içeren tatlandırıcılar, belirli miktarların üzerinde tüketildiği takdirde kan şekerini yükseltebilirler. Sorbitol fazla alındığında ishale neden olabilir. Enerji içeren tatlandırıcıların bulunduğu yiyecekler diyetisyene danışılmadan tüketilmemelidir.
Tatlandırıcıların, cinsine göre günlük en fazla kullanılabilecek miktarlarının farklı olduğu unutulmamalıdır. Diyet ürünleri hiçbir kısıtlama olmadan yenilebilecek yiyecekler olarak düşünülmemelidir.Diyet ürünlerinin etiket bilgileri mutlaka okunmalıdır. Her diyet ürünü kullanılabilecek özelliklere sahip olmayabilir. En önemli nokta ürün içeriğinin enerjisi ve kullanılan tatlandırıcının cinsidir. Çoğu diyet ürününün karbonhidrat içeriği düşük, yağ içeriği fazladır.

Diyetteki posa miktarını artırmak için

Ramazan sonrası beslenme


Sağlık Bakanlığı, bayram sonrası aşırı yemek yemenin, şeker, çikolata, ağır hamur işleri ve diğer tatlıları aşırı tüketmenin başta hazımsızlık ve mide problemleri olmak üzere birçok sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.

Bayramda hafif bir kahvaltı ile güne başlanması ve gün boyu öğün atlanmamasını öneren bakanlık, "Ramazan Bayramı boyunca tatlı, çikolata tüketimine dikkat edilmeli, çevrenin ısrarcı tutumlarından ve aşırı yeme eğiliminden mümkün olduğunca uzak kalınmalıdır. Eğer tatlı tüketmek çok isteniyorsa hamurlu, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir" dedi. Sağlık Bakanlığı Beslenme ve Fiziksel Aktiviteler Daire Başkanlığı, 'Ramazan Bayramında Beslenme' konulu bir rapor hazırladı. Sağlığın
korunması ve geliştirilmesinde hayatımızın her döneminde yeterli ve dengeli beslenmenin en önemli faktörlerden biri olduğunun vurgulandığı raporda, ancak Ramazan ayı boyunca oruç tutan kişilerin, günlük öğün sayısını azaltmaları ve beslenme düzeninde meydana gelen değişiklikler nedeniyle bayramda normal yeme düzenine geçtiklerinde psikolojik olarak daha fazla yemek yeme eğilimine girdiklerine dikkati çekildi. Raporda, şu ifadelere yer verildi:
"Kimi kişiler hala kendilerini oruç tutuyor zannederken, kimi kişiler ise 'oruç bitti şimdi yeme zamanı' diyerek aşırı miktarda besin tüketirler. Bayram sonrası aşırı yemek yeme ile bazı problemler kaçınılmaz olur. Bunların en önemlisi hazımsızlık ve mide problemleridir. Ayrıca, gelenek üzere bayramda tatlı tüketimi de artmaktadır. Bayramda birdenbire aşırı yemek yemek, şeker, çikolata, ağır hamur işleri ve diğer tatlıları aşırı tüketmek, sindirim sisteminde ve diğer organlarda çeşitli rahatsızlıklara
yol açacaktır. Vatandaşların bu nedenle bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat etmeleri gerekmektedir."

Sağlık Bakanlığı, bayramda ve bayram sonrası sağlıklı beslenme konusunda şu önerilerde bulundu:
- Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az 3 ana ve 2 ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır. Süt grubunda yer alan süt, yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta, peynir, kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ve tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç vb. besinlerin her öğünde yeterli miktarlarda tüketilmesi önerilmektedir.
- Hafif bir kahvaltı ile güne başlanmalı ve gün boyu öğün atlanmamalıdır.
- Besinler iyi çiğnenmeli, yavaş yavaş, azar azar ve sık yenilmelidir.
- Ramazan bayramı boyunca tatlı, çikolata tüketimine dikkat edilmeli, çevrenin ısrarcı tutumlarından ve aşırı yeme eğiliminden mümkün olduğunca uzak kalınmalıdır. Eğer tatlı tüketmek çok isteniyorsa hamurlu, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir.
- Bayram süresince ve bayramdan sonra da sıvı alımı arttırılmalı, günde yaklaşık 1.5-2 litre su içilmeli, sıvı tüketimini artırmak amacıyla öğünlere ayran, komposto gibi sıvı gıdalar eklenmelidir.
- Ramazan ayı süresince oruç tutma nedeniyle yaşanan kabızlık gibi bazı sindirim sistemi rahatsızlıklarının önlenmesi açısından mevsiminde bol sebze ve meyve tüketimi önemlidir. Yetişkin bireylerin imkanlar dahilinde günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmeleri önerilmektedir.
- Şeker, kalp ve yüksek tansiyon hastaları ile kronik hastaların, sürdürdükleri diyete bayram süresince de özen göstermeleri önemlidir. Ayrıca, 0-12 yaş grubu bebek ve çocukların, büyüme ve gelişime katkısı olmayan, boş kalori kaynağı şeker ve şekerli besinlerden uzak tutulmaları, bu tür besinlerin tüketiminden sonra diş temizliğine özen gösterilmesi gerekmektedir.
- Özellikle yaşlılar ve tansiyon hastalarının gün boyu kahve ve çay tüketimlerine dikkat etmeleri, bitki çaylarını tercih etmeleri, günde 2 fincandan fazla kahve tüketmekten kaçınmaları önerilmektedir.
- Ramazan boyunca önerilen sahur yemekleri Ramazan sonrası gece yemek şeklinde sürdürülmemeli, gece öğününde meyve, yoğurt gibi besinlerin tüketimi tercih edilmelidir.
- Şeker ve şekerli ürünleri satın alırken Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan izinli olmasına, son kullanma tarihi geçmemiş ve ambalajı bozulmamış olmasına dikkat edilmelidir.
- Her gün düzenli yapılan fiziksel aktivite, fiziksel ve zihinsel sağlığı olumlu yönde etkilemekte, oruç tutma nedeniyle azalan metabolizma hızının artmasına imkan sağlamaktadır. Bu nedenle, 'yaşam stili aktiviteleri' olarak adlandırılan yürüyüş, bahçe işi ile uğraşma, araba yıkama, bisiklete binme, merdiven kullanma vb. gibi aktivitelerle aktif bir yaşama başlamaya karar verilerek düzenli aktivite yaşamın bir parçası haline getirilmelidir

İştah azaltan 10 bitki


Sağlıklı kilo vermek isteyenler, iştah azaltan ve yağ yakımını hızlandıran bu bitkileri tercih ediyorlar...

At kuyruğu bitkisi idrar sökücü özelliğiyle biliniyor. Yağ dokularını eritmeye yardım eden bitki yaraların iyileşmesine de yardımcı oluyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi fazla dozda kullanılırsa böbreklere zarar verebilir.

Maydanoz, metabolizmayı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanoz yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem olarak biliniyor.

Adaçayı zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor. Çay ve yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyor.

Fesleğen vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor. Üstelik, içindeki eter yağların moral yükseltici etkisi bulunuyor.

Kekik, sindirim sorunlarını tedavi edici etkiye sahip ve metabolizmayı hızlandırıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra yorgunluktan şikayet edenlere zindelik veriyor.

Civanperçemi, tatlıya karşı iştahı keser, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletir.

Biberiye, sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır, cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde kullanılabilir.

Tere, vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındırır.

Sinameki, kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapar. Uzun süreli kullanımlarda bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.

Balık otu, bünyenin kimyasını hızlandırarak zayıflamaya destek olur. İçindeki maddeler tırnakları güçlendirerek saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içecekler içinde kullanılabilir.

Zayıflamanın Bilimsel Yolu


‘’Şişmanlık, dünyada ve ülkemizde hızla artmakta olan bir hastalık. Şişmanlığın hızla artmasının temel nedeni insanların yaşam biçimindeki değişiklikler. Dünyanın bazı bölgelerinde açlıktan ölen insanlar olmasına karşın, büyük bir kesim aşırı ve sağlıksız besleniyor; arabalarda, televizyon ve bilgisayar başında, hareketsiz saatler geçiriyor. Yeni kuşaklar fast foot tuzağına düşmüş durumda. Sağlıksız yiyecekler tarım kesimindeki doğaya yakın yaşayan insanların yaşamına bile sızmaya başladı. Öte yandan, şişmanların sayısı arttıkça insanlar fazla kilolarından kurtulmak için, traji-komik bir takıntıyla, her türlü tuhaf öneriye kulak vermeye başladılar. Bu kitapta şişmanlığın nedenleri, yol açtığı hastalıklar, bilimsel olarak sağlıklı ve dengeli beslenmenin nasıl olması gerektiği, besinler, vitamin ve minerallerin kullanımı konularıbnda özet bilgiler vermeye çalışırken, zayıflamak isteyenleri, bilimsellikten uzak diyet kitaplarına, internetteki sıradan diyet listelerine, tek gıdaya dayalı yanlış diyet önerilerine karşı da uyarmak istedim.

Şişmanlık, dünyada ve Türkiye’de hızla artmakta olan bir hastalıktır. Günümüzde, tüm dünyadaki aşırı kilolu insan sayısının bir milyarı geçtiğini söyleyebiliriz. Önceleri sadece erişkin insanların problemi olarak görülen şişmanlığın, son yıllarda çocukları da tehdit ettiği ve aşırı şişman çocuk sayısının hızla arttığı gözlenmektedir. Şişmanlığın hızla artmasının başlıca nedenleri: Aşırı beslenme ve hareketsiz yaşam biçimidir. Bu faktörler dışında, anne ve babadan gelen bazı genlerin şişmanlıkta rol oynadığı da artık bilinmektedir.

Şişmanlık, sigaradan sonra önlenebilir ölüm nedenlerinden ikincisidir. Kilosu fazla olan kişilerde şeker hastalığı (diabetes mellitus), tansiyon yüksekliği (hipertansiyon), kan yağlarında yükseklik (hiperlipidemi) ve kalp hastalıklarının daha fazla olması ve bu rahatsızlıkların erken yaşlarda ölüme yol açması nedeniyle, kilo vermek ve sağlıklı beslenmek büyük önem taşımaktadır.

Fazla kilolardan kurtulmanın ilk yolu sağlıklı ve dengeli beslenmek, az yemek ve egzersizi artırmaktır. Otomobil kullanımının artması, televizyon ve bilgisayar başında geçirilen hareketsiz saatler, insanların kilo almasının belli başlı nedenleridir. Akşam yemeğinden yatıncaya kadar geçen süre içinde atıştırılan yiyecekler de fazla kiloların önemli bir nedenidir.

Ülkemizde beslenmeyle ilgili en büyük yanlışlığın beyaz ekmek tüketimi olduğunu söyleyebiliriz. Artık köylerde bile bol miktarda beyaz ekmek tüketilmektedir. Bol nişasta içeren, buna karşılık mineral, vitamin ve posa açısından zayıf olan bu tür ekmeğin, sağlığa faydası olmadığı gibi, şişmanlığa, şeker, kalp ve tansiyon hastalıklarına zemin hazırladığı da bilinmektedir. Eğer beyaz ekmek tüketimi bu hızla devam ederse, ülkemizde, şişmanlık, şeker, kalp ve kanser gibi hastalıklarda büyük bir artış olacaktır. Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği veya çavdar ekmeğinin yenmesi artık alışkanlık haline getirilmelidir.

Ülkemizde beslenme konusundaki çok yaygın bir başka yanlışlık, meyveleri bol şekerle kaynatarak reçel yapmaktır. Sadece meyvenin kendi şekeriyle, yani şeker ilave edilmeden yapılan reçel daha sağlıklıdır.

Bir diğer önemli yanlış beslenme alışkanlığı ise, ülkemizde, süt, yoğurt ve peynirin yağlı olanının tercih edilmesi, yağsız yoğurt ve peynirin pek makbul sayılmamasıdır. Oysa peynir, yoğurt ve sütün yağsız olanı sağlıklıdır.

Kilo almanın önemli bir nedeni kahvaltı yapmamak, öğleyin az, akşamları çok fazla yemektir. Aslında sağlıklı olanı kahvaltıyı iyi yapmak, öğlen normal, akşam ise hafif yemektir. Özellikle çocukların çoğunun kahvaltı yapmadığı ve bu nedenle gün içinde fazla miktarda abur-cubur yiyip kilo aldıkları bilinen bir gerçektir. Bu nedenle sabahları ailece iyi bir kahvaltı yapılması çok önemlidir. Kahvaltı yapan kişilerin gün içinde daha az acur-cubur atıştırdığı bilimsel olarak ortaya konmuştur.

Sağlıklı bir yaşam için, günde en az 6-8 bardak su içilmesi gerekmektedir. Maalesef ülkemizde su içme alışkanlığı yoktur. Az su içenlerde şişmanlık, böbrek taşı ve bağırsak hastalıkları daha fazla görülür. Zayıflamak isteyenlerin de günde en az 6-8 bardak su içmeleri gerekir. Kola, gazoz veya diğer meşrubatlarda şeker oranının fazla olduğunu unutmayınız. Kola veya gazoz yerine su içmeyi alışkanlık haline getiriniz ve hatta susamadan su içmeye çalışınız.

Son yıllarda sevinçle gördüğümüz önemli bir değişiklik, artık çoğu kişinin yemeklerde bitkisel sıvı yağları tercih etmeye başlamasıdır. Margarin, tereyağı, iç yağı ve diğer katı yağların sağlığa zararlı olduğu bilinmektedir. Etiketinde, ‘hidrojenize bitkisel yağ’ içerdiği belirtilen gıdalar, bisküvi, gofret, kurabiye, pasta ve keklerin sağlığa zararlı olduğunu unutmayın. Yağların hepsi zararlı değildir. Bitkisel sıvı yağlar, zeytinyağı, ceviz, badem, Antep fıstığı, yer fıstığı, fındık ve balıkta bulunan yağlar sağlığa faydalıdırlar. Bizi kalp ve damar hastalıkları, kanser ve yüksek kolesterol’den koruyan omega 3 yağlarını yeterince almak için, haftada en az iki defa balık ve her gün 4-5 tane ceviz veya badem yemeye çalışınız.

Sağlıklı beslenmenin bir başka önemli kuralı da bol miktarda sebze ve meyve tüketmektir. Özellikle renkli olan meyve ve sebzeleri tüketmek sağlığımız için daha faydalıdır. Fazla miktarda sebze ve meyve tüketenlerde tansiyon, kalp ve kanser gibi hastalıkların daha az görüldüğü bilimsel olarak ortaya konmuştur. Meyve ve sebzelerin tazesini bulamadığınızda konservesini değil, dondurulmuş olanını tercih ediniz.

Beslenmenin ve uzun yaşamanın altın kuralı, gıdaları mümkün olduğu kadar çok çeşitli ve doğal halinde yemek; buna karşılık rafine edilmiş (işlenmiş), konserve, katkı maddeli, renk verilmiş, margarinle yapılmış veya işlenmiş gıdalardan uzak durmaktır. Yediğiniz gıdaların kalorisini öğrenmeye çalışmak, posalı gıdalar dediğimiz sebze, meyve ve tam tahılları çok miktarda, şeker yükü fazla olan patates, havuç, muz ve reçel gibi gıdaları az miktarda yemek, kilo vermede önemli adımlardır. Sağlıklı bir yaşam için un, tuz ve şekerden (3 beyaz) uzak durmak gerekmektedir.

Kilo vermenin anahtarı, kalorisi düşük bir diyet yapmak ve hareketi mümkün olduğunca artırmaktır. Yanlış yeme davranışlarını değiştirmek, iyi uyumak ve stresten uzak durmak da zayıflamak için çok önemlidir. Stresli ve uykusuz kişilerde atıştırma ve kilo alımı daha fazladır.

Zayıflayacağım diye aç kalmak, çok az veya dengesiz beslenmek, öğün atlamak, kahvaltı yapmamak ve tek gıdaya dayalı yanlış diyet veya beslenme alışkanlıkları, vücudunuzda birçok hastalığın ortaya çıkmasına neden olabileceği gibi, verilen kiloların hemen geri alınmasıyla sonuçlanır. Önemli olan, günlük kalori alımını, vücudun temel besin ihtiyacını karşılamayı göz ardı etmeden, sağlıklı ve dengeli bir şekilde azaltmak ve bunu sürdürmektir. Hızla zayıflamanın da sağlığa zararlı olduğu unutulmamalı ve yavaş bir şekilde kilo verilmelidir.

Kilo alımının önemli nedenlerinden biri de, vücudumuzun genetik olarak buna eğilimli olması ve bazı hormon bozukluklarıdır. Yapılan bilimsel çalışmalar kilo alıp vermelerde beynimizin hipotalamus adı verilen bir bölgesinin çok önemli rol oynadığını ortaya koymuştur. Yağ dokusundan salgılanan ve beyine sinyaller göndererek iştahı kesen leptin isimli hormonun şişmanlarda iyi çalışmadığı artık bilinmektedir. Beynimizin hipotalamus adı verilen bir bölgesinde iştahı artıran veya azaltan birçok hormonun salgılandığı ve bunların şişmanlama üzerindeki etkileri daha yeni aydınlığa çıkmaktadır. Tıp biliminin bu beyin hormonları ve hipotalamus konusunda bilgisi arttıkça, iştahın mekanizması ve şişmanlık daha iyi anlaşılacak ve yeni tedavi olanakları ortaya çıkacaktır. Görüldüğü gibi kilo almanın henüz tam anlamıyla çözülememiş bir beyin boyutu vardır ve bilimsel araştırmalar bunu aydınlatmaya çalışmaktadır.

Şişmanlıkla mücadelenin ilk koşulu, çocukluk çağından itibaren sağlıklı beslenmeyi öğrenmek, uygulamak ve spor yapmayı alışkanlık haline getirmektir. Bu bilincin ailede ve toplumda yaygınlık kazanması, çağımızın hastalığı olan şişmanlık ve onun neden olduğu hastalıklarla savaşımın ilk koşuludur. Ailenin sağlıklı beslenmeyi öğrenmesiyle, çocuklar daha sağlıklı beslenecektir. Çocuklarımız genellikle anne ve babanın davranışlarını taklit ettiklerinden, beslenme alışkanlıkları hızla değişecektir.

Zayıflamak ve yaşamınızı sağlıklı bir kiloda sürdürmek istiyorsanız, piyasadaki bilimsellikten uzak diyet kitaplarına, internetteki sıradan diyet listeleri veya zayıflama metotlarına fazla rağbet etmemenizi, öncelikle sağlıklı beslenmeyi öğrenmenizi öneriyorum. Beslenme alışkanlığında değişiklik yapmak da, hiç egzersiz yapmayan birinin yürümeye veya spor yapmaya başlaması da, başlangıçta biraz sıkıntılı olsa bile, zaman içinde bir alışkanlığa dönüşür. Bu alışkanlık da kilonuzu kontrol altında tutmanızı mümkün kılar. Başlangıçta bazı kaçamaklar olabilir. Bunlar umudunuzu kırmasın, başladığınız işte ısrarcı olun ve beslenmenizi sağlıklı bir duruma getirin. Bu değişikliğin sizin sağlığınız kadar eşiniz ve çocuklarınızın sağlığı için de çok önemli olduğunu ve bu sayede birçok hastalığı önleyeceğinizi unutmayın.

Diyet ve egzersize başlamadan önce fazla kilolarınızın nedenini anlamak, hormon bozukluğu veya başka hastalığınız (şeker hastalığı, kan yağları yüksekliği, tansiyon veya kalp hastalığı gibi) olup olmadığını ortaya çıkarmak için, önce doktorunuza başvurun. Bu hastalıklarla ilgili tetkikler yapıldıktan sonra, doktorunuzun önerisi doğrultusunda bir diyet planlaması yapmak için bir diyetisyenle görüşüp egzersize başlamak uygundur. Hormon bozukluğu olan bir kişinin, bu bozukluğu giderecek tedavi görmeden zayıflaması mümkün değildir.

Psikolojik sıkıntılar, aşırı stres, uykusuzluk ve yeme bozukluğu gibi sorunların, bir psikolog veya psikiyatr desteği ile çözümlenmesi ve gevşeme tekniklerinin öğrenilmesi de zayıflamanın başarılı olmasında büyük önem taşır.

Bu kitapta şişmanlığın nedenleri, yol açtığı hastalıklar, bilimsel olarak sağlıklı beslenmenin nasıl olması gerektiği, dengeli beslenme, besinler, vitamin ve minerallerin kullanımı konularında özet bilgiler vardır.

DOĞRU BESLEN FORMDA KAL , Prof. Dr. Metin Özata, Epsilon yayınevi, 2004, İstanbul

Kitap temini için : www.yenisayfa.com.tr

Kaynak: Prof. Dr. Metin Özata / Endokrinoloji, Diyabet ve Tiroit Uzmanı

Sürekli tartılmak doğru mu ?


Diyete başladığımızda veya diyet yapmaya karar verdiğimiz anlarda gün içerisinde sürekli tartılarak, “kiloyu” takıntı haline getiririz. Sabah aç karnına, yemekten sonra, yatarken, su içtikten sonra sürekli tartıya çıkar ve ne kadar kilo verip alındığı kontrol edilir…

Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Seçil Kenar; diyet sırasında kiloyu takıntı haline getirip, devamlı tartılmanın yanlış bir tutum olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:

Burada büyük bir hata yapılmaktadır… Birincisi, ağırlık gün içerisinde çok değişkendir. Bütün gün tüketilen sıvı ve yemek miktarına ayrıca o gün içerisinde ki vücudun ödemine, idrar ve gaita durumuna göre değişir. Sizin yemekten sonra almış gibi gördüğünüz kilo, aslında vücudunuzda depo edilecek olan yağ miktarı demek değildir. Gün içerisinde bakılan bu tartı sonuçları yanlıştır ve kişide moral bozukluğu yaratmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Bu yüzden gün içerisinde sürekli tartılmak yanlıştır.

Hergün kilo kaybı olmayabilir

İkinci olarak, diyet yaparken her gün düzenli kilo kaybı olmayabilir ya da vücut yağ yüzdesi düşüp, kas kitlesi artmıştır. Fakat biz bunu, tartıda kas kitle artışını, kilo artmış gibi görürüz. Oysa vücutta kas artışı çok sağlıklıdır veya ayakta kalma, seyahat v.b durumlardan dolayı vücutta ödem (vücutta su tutulumu) oluşmuş olabilir. Bu, birkaç gün içerisinde geçecektir fakat biz bunu tartıda kilo almış gibi görebiliriz. Ağırlık kaybı devam ederken örneğin 3-4 gün kilo verilemeyebilir, kilo verilmeyen günler “Diyet yapıyorum ama kilo veremiyorum” diye diyetten vazgeçilmektedir. Oysa diyete devam edilse ağırlık kaybı devam edecektir. Bu yüzden diyet yaparken her gün 3-4 kez kilo verdim mi diye tartıya çıkmak doğru değildir ve bahsedilen nedenlerden dolayı özellikle diyet esnasında kişiyi demoralize edebilir.

Farklı tartılar yanıltabilir

Özellikle bayanlarda menstürasyon döneminde oluşabilecek ödemlerden dolayı 1-2 kg kadar ağırlık artışı gözlemlenmektedir. Ayrıca kullanılan ilaçlar, ayakta fazla kalma, spor sonrası ve seyahat esnasında veya sonrasında vücutta ödem oluşabilir bu gibi durumlarda ağırlık artışı gözlemlenmektedir.

Tartıların zaman geçtikçe kalibrasyonu bozulabilmektedir, doğru kilodan sapmalar gözükebilmektedir. Özellikle farklı tartılarda ağırlıklar farklı çıkabilmektedir. Bu yüzden farklı yerlerde farklı tartılarda ağırlık ölçümleri yanıltıcı olabilmektedir.

Psikolojik sorunlara sebep olabilir

Kilo tartımları sabah aç karnına alınmalıdır. Aynı saatlerde tartım yapılmalıdır. Hafif kıyafetlerle veya çıplak tartım gerçek ağırlığı göstermektedir. Aynı tartıda tartılmaya özen gösterilmelidir. Evde kullanılan tartılar belli aralıklarda servise gönderilip kalibrasyonları yapılmalıdır. Menstürasyon, seyahat, kabızlık, ishal veya egzersiz sonrası tartımlar doğru değildir…

Sadece kilo değil, yağ ve kas oranınızın da önemli olduğunu unutmayınız, kilo verebilirsiniz fakat bunun yağdan mı kastan mı kaybedildiği de önemlidir. Sürekli tartılmak kişi de psikolojik bozukluklara sebep olabilir. Önemli olan sadece kilo vermek değil, beslenme alışkanlıklarını uzun süreli değiştirmektir. Bu yüzden amaç dengeli ve yeterli beslenme olmalı ikinci olarak kilo kaybetmek olmalıdır. Haftada 1 veya en fazla 2 gün sadece sabah aç karnına tartılmak yeterlidir.

Kilo vermenin 30 farklı yolu

Sürekli bir diyeti bırakıp başkasına mı başlıyorsunuz? Peki buna rağmen değil bir kilo 100 gram bile veremiyor musunuz? O halde size önerimiz diyet kelimesini kesinlikle unutup küçük ayrıntılara özen göstererek fazlalıklarınızdan kurtulmanız.


"Bir dirhem et bin ayıp örter" anlayışının tarihte kaldığını hepimiz biliyoruz. Ama dirhem dirhem vererek mutluluk veren bir bedene sahip olmak çok zor değil. Kilo vermek için 50 farklı değişiklikle formda vücuda bir adım daha yaklaşabilir, sağlıklı ve zayıf olmanın tadına varabilirsiniz.

İşte uygulaması kolay, oyun haline getirip zevkle deneyeceğiniz minik ipuçları:

1-Tamamen unutun
Sık yediğiniz, yağ oranı yüksek bir yiyeceği seçin ve onu 40 gün için tamamen unutun. Bu süre sonunda o yiyeceğin tadı ağzınızdan silinecektir.

2- Aynı tadı verenler arasında her zaman daha düşük kalorilisini seçin
Örnek: Portakal suyu (l fincan 110 kalori) yerine domates suyu (l fincan 45 kalori) için. Yarım bardak vişne suyunu yarım bardak soda ile karıştırdığınızda kalorisi yüzde 50 düşer.

3-Su için
Daha fazla su içmeye başlamalısınız. Günde en az 8 bardak su içerek işe başlayabilirsiniz. Eğer böyle bir alışkanlığınız yoksa yanınızdan küçük bir su şişesini ayırmayın, bu şişeyi her gördüğünüzde içmek aklınıza gelecektir.

4-Sosları unutun
Salatanıza bir miktar lezzet katmak için döktüğünüz soslar kilo almanıza neden olur. Bu nedenle salata sosu yerine biraz baharat ve bir tatlı kaşığı zeytinyağını salatanıza ekleyebilirsiniz.

5-Yemeğin ardından yatağa girmeyin
Kilo almamak için özellikle akşam yemeğinden hemen sonra yatma alışkanlığından kurtulun, mümkünse akşam altıdan sonra meyve dışında bir şey yemeyin. Gece atıştırmalarından da kurtulun.

6-Sık yiyin
Kilo vermek isteyenlerin düştüğü yanılgılardan biri de çok sık yemek yemenin kilo verdirmeyeceği inancıdır fakat bu yanlıştır. Çünkü beş altı saatte bir mideyi boş bırakmamak metabolizmanızın hızlı çalışmasına neden olur. Bu nedenle az az ve sık sık yemelisiniz.

7-Süt için
Günde üç ya da dört defa süt ve yoğurt ya da peynir gibi süt ürünlerini tüketen kadınlar, tüketmeyenlere oranla yüzde 70 daha fazla yağ yakarlar. Çünkü kalsiyum metabolizmayı hızlandırırken vücuda daha fazla yağ yakması için komut vermiş olur. Bu ürünlerin light olanları ile zayıflama hızınızı arttırabilirsiniz.

8-İyi bir uyku
Yapılan araştırmalara göre geceleri dört saatten az uyuyan kişiler daha çok uyuyanlara oranla kilo alırlar. Çünkü yorgun bir vücut, normal günde yakılan enerjiyi yakamaz ve metabolizması yavaşlar. Bunun için hergün uykunuzu düzenli almaya dikkat etmelisiniz.

9-Stresi yenin
Stresli bir yaşam kilo almanın nedenlerindendir çünkü stresli olduğunuz dönemlerde vücudunuz stres hormonları salgılar ve bu hormanlar karın bölgesindeki yağ depolanmasını sağlayan hücrelerin büyümesine neden olur. Stresi yenmek için sosyal aktivitelerde bulunmalı, kendinizi rahatlatmalısınız.

10-Hazır yemekleri unutun
Hızlı ve çabuk yemek yapmak için aldığınız dondurulmuş gıdalar ya da hazır yemekler içerdikleri katkı maddeleri nediyle kilo aldırır. Bu nedenle taze sebzeleri pişirmeyi tercih etmelisiniz.

11- Atıştırmayı bırakın
Arabanın içinda atıştırıyor musunuz? Telefonla konuşurken bir şeyler yiyor musunuz? Vazgeçin...

12- Buzdolabınıza baskın yapın
Bu baskın her zamanki gibi, birşeyler atıştırmak için olmasın. Buzdolabının kıyısında kösesinde kalmış bol kalorili yiyecekleri atın.Mutfak dolabınızdaki yağlı cipsleri, mısır gevreklerini ve kuru yemişleri atın. Mutfağınızda sizin için kötü olan bütün yiyecekleri, önümüzdeki 30 gün için, belki de ebediyyen yasaklayın.

13- Daha çok su ve soda
Su ve soda içmeye özen gösterin. Vücudunuzdaki yağ parçacıklarının kaybolduğunu göreceksiniz.
.
14- İşkolik olun
Gelecek ay şirketin yemekhanesine girmeme kararı alın. Kahve ve çay içmek için ya da kendi getirdiğiniz sandviçi yemenin dışında...

15- Kalorileri azaltın
Kalorileri azaltmayı bir oyun haline getirin. Bugün yediklerinizin kalori miktarını hesaplayın, yarın bundan 50 kalori düşün. Öbür gün bir 50 kalori daha düşün. Günde 1200 kalorinin altına düşmemeye dikkat edin.

16- Kahvaltı edin
Hiçbir zaman kahvaltıları atlamayın. Yağsız yoğurdun içine muzu dilimleyin. Pişmiş yulafın içine kuru üzüm koyup yemeyi deneyin.

17- Dans edin
Evde müzik dinleyin. Hareketli müzik tercih edin ve eşliğinde dans etmeyi ihmal etmeyin.

18- Asansöre binmeyin
Önünüze gelen her merdiveni egzersiz yapacağınız bir fırsat olarak düşünün, istediğiniz kiloya gelinceye kadar asansöre binmeyi aklınıza bile getirmeyin.

19- Diyet içecekler
Diyet içeceklerden uzak durmalısınız. Bu tür içeceklerin içlerinde yapay tatlandırıcı bulunur. Onlar yerine portakal, elma gibi sağlıklı meyve sularından içmelisiniz. Hem sağlığınız açısından hem de kilo açısından birçok uzman diyet içeceklerin içilmemesini tavsiye ediyor.

20- Yavaş yemek yiyin
Fazla kilolular, hızlı yemek yiyenlerdir. Arkadaşlarınızla veya ailenizle ne zaman yemek yerseniz yiyin, yemeği en son bitiren kişi siz olun.

21- Yatak odasını yiyeceğe kapatın
Eğer sizde pek çoğunuz gibi yatak odası dahil, evin her tarafında atıştırıyorsanız, bunu bir kere daha düşünün. Ne kadar çok yerde yemek yemek için kendinize izin veriyorsanız, o kadar çok yemek yiyorsunuz demektir. Bir süre için yemek saatlerinde, yemek odası dışında diğer yerlerde yemek yemeyi kendinize yasaklayın.

22- Kendinizi ödüllendirin
En çok sahip olmak istediğiniz 5 eşyanın listesini yapın. Her l kilo verdiğinizde ve bunu bir hafta koruduğunuzda,kendinize listedeki bir şeyi satın alın.

23- Tasarruf yapın
Gerçekten ihtiyacınız olmayan bir şeyi ne zaman yemek isterseniz, ona vereceğiniz parayı bir kavanozun içine atın. Birkaç hafta sonra paraların çokluğu size ne kadar çok şey yemediğinizi hatırlatacak ve bu para ile kendinize bir hediye alabileceksiniz.

24- Aşka dair duygularınızı canlı tutun
Tutku, kiloları eritir. İkiniz korkmadan restoranlara gitmeye başlayabilirsiniz. Çünkü, aşıkken kim yiyecekleri düşünebilir ki?

25- Egzersiz yapın
Egzersiz yapmaya vakit ayırmak size zor gelse de kilo vermek için mutkaka hareket etmeniz gerektiğini unutmamalısınız. Hiçbir şey yapamıyorsanız evdeki duvarlardan yardım alabilirsiniz. 5-10 dakika boyunca kalçanızla duvara çok sert olmadan vurun. Bu kolay ve basit bir egzersiz yöntemidir. Egzersiz yaptığınız sırada televizyon ya da CD'den evde spor yapmanıza yardımcı olacak programlarını izleyebilirsiniz. Böylece neyi, nasıl yapacağınızı bilirsiniz.

26 -Ev işleri
Ev işleriyle ne kadar meşgul olursanız o kadar çabuk kilo verirsiniz. Çamaşır, bulaşık, yemek, çocuklarla elinizden geldiğince çok uğraşmaya bakın. Böylece sürekli hareket halinde olursunuz.

27- Meyve yiyin
Yemek yedikten bir ya da iki saat sonra tekrar acıkıyorsanız atıştırmak için meyve yiyebilirsiniz. Meyve bir sonraki öğüne kadar sizin tok hissetmenizi sağlayacaktır.

28-Yemek başlangıcı
Yemeğe çorba ya da salata ile başlamanız açlığınızın bastırılmasını sağlar. Böylece ana yemekten daha az yersiniz. Özellikle sebze çorbaları (domates, brokoli vs.) tok hissetmenizi sağlar.

29-Tuzu kesin
Tuz, vücutta su tutulmasına neden olur ve şişkinlik hissi yaratır. Ayrıca tuzun iştah açıcı bir özelliği olduğundan, sofrada tuz kullanmamak ve pişmiş yemeklere fazladan tuz eklememek gerekir.

30-Sofraya oturun
Yemek vaktinde mutlaka sofraya oturun çünkü ayakta ya da televizyon karşısında yemek yediğinizde doyduğunuzu anlamaz ve daha çok yersiniz.

DİĞER ÖNERİLER

Hırs yapın
Bir türlü kilo veremiyorsanız çok beğendiğiniz bir elbisenin bir beden küçüğünü alın ve görebileceğiniz bir yere asın. Kendinize aldığınız elbisenin içine gireceğinize dair söz verin.

Mutfağınızı düzenleyin
Kilo almamaka için mutfak tezgâhı üzerinde durmasına alıştığınız abur cubur yiyecekleri ortadan kaldırın. Bu yiyecekleri görmediğiniz sürece aklınıza çok fazla gelmeyecektir.

Dişlerinizi fırçalayın
Yemek yedikten sonra dişlerinizi fırçalamayı alışkanlık haline getirirseniz ağzınızda kalan ferahlık duygusuyla bir süre yemek yemek istemezsiniz.